Menü Muş Şark Haber
Tarih: 12.10.2017 13:10
KUZEY IRAK NE YAPIYOR? (1)

KUZEY IRAK NE YAPIYOR? (1)

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Kuzey Irak Ne Yapıyor?’ konusunu ele alarak Kuzey Irak dışında daha önemli tehlikeler bir adım daha öne çıkmaya başladığını söyledi. Daha önceki yazılarından hatırlatmalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Kıymetli okurlar, bir süredir (izinli olarak) ara verdiğim yazılarıma yeniden devam ediyorum. Gündemin yoğun olması sebebiyle önemsediğim bir konuyu yazmadan geçmeyeceğim. Ülkemizde de çok konuşulan K. Irak referandumu ile alakalı metnime öncelik vererek, sizinle buluşmasını istediğim ilkyazım bu. Yine gündem konuları ve Muş ilinin sorunları ile devam edeceğiz inşallah.

ABD’nin, Irak üzerinde tamamlamaya çalıştığı oyunun son dinamikleri de Kuzey Irak referandumu üzerinden kendini göstermeye başlamış ve ülkemiz için Kuzey Irak dışında daha önemli tehlikeler bir adım daha öne çıkmaya başlamıştır. Asıl mesele, K. Irak’ın referandum meselesi değil, aslında ABD gibi dış politikasını tamamen çıkar üzerine kuran devletlerin, Sn Cumhurbaşkanımızın 2019 seçimlerinde güç kaybetmesini ve yıllardır iç politika ile yapamadıklarını dış politika aksesuarları ile yapmak istemeleriyle alakalı olmasıdır. Anlatılanların, zaman içinde realitede karşılık bulması, bölgedeki milletlerin tek başına yapabileceği bir şey değildir. Türkiye Kürtleri için Barzani’nin atmış olduğu referandum adımı bir perspektiften de böyle okunmalıdır” dedi.

“SOSYO-POLİTİK SÖYLEMLERİN TEMELDE ÜÇ KARŞILIĞI MEVCUTTUR”

Kuzey Irak’ta ki referandumun üzerine sosyo-politik söylemlerin temelde üç karşılığı mevcut olduğunu ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunların ilki, Barzani’nin desteklenmesi; ikincisi Barzani’nin karşısında durulması ve üçüncüsü ise Barzani’nin atacağı adımlar sonrası büyük devletlerin siyasetine göre siyasetin belirlenmesi (İnönü yöntemi)… İlkinden analize başlarsak ileri sürülmesi gereken temel varsayım Barzani’nin atacağı adımın, çıkar bağlamında desteklenmesidir. Bu desteğin siyasi bir ayağı yoktur, destek kavramının karşılığı tamamen çıkardır.

Bu coğrafyada etkin olan devletlerden izin alınmadan böylesine bir referanduma gidilmeyeceğini bilen siyasi aktörler, Barzani’nin muhakkak bir güvence aldığını tahmin etmişledir. Bu güvenceden haberdar olmayanlar yahut bir güvence almadığını düşünenlerin ise siyasetten uzak oldukları pekâlâ ileri sürülebilir. Olgusal bağlamda şu nokta açık ki, Barzani’nin atacağı adımların devamı muhakkak gelecektir ve bazı devletler referandumun sonrasında K. Irak’a büyükelçi bile atayacaktır. Zaten bu adımın sonrasında K. Irak’ın, Irak ile bir bağı yahut vereceği bir hesap da kalmayacaktır. Planın ikinci evresi ise Suriye’nin kuzeyindeki oluşumdur. Bu bölgeleri parsellemeye çalışan devletler, K. Irak’ta olmazsa Suriye’nin kuzeyinde federatif bir devlet muhakkak kurmaya yelteneceklerdir ve bu devletimsi yapı yine kendilerine bağlı Kürt otoritesi altında gerçekleşecektir.”

“ÜLKE MESELELERİNDE KAYBETMEK ANLAMINA GELEBİLİR”

“PYD/YPG’nin başlattığı oluşumun devletimsi bir düzene gideceği şu an ki işleyişten bellidir” diye kaydeden Palabıyık, “işte bu sebepten dolayı Barzani’nin desteklenmesi ve sosyalist bir Kürt oluşumuna karşı en azından kontrol altında ve dostça ilişlilerin devam ettirilebileceği bir yapının olması daha kabul ettirilebilir hale getirilmeye çalışılacaktır. Bu siyasi sürecin önemli bir boyutu ise Türkiye’de Barzani’ye sempati duyan Kürtlerin kazanılmasına yönelik olmasıdır. Barzani’nin, Türkiye tarafından reddedilmesi, çözüm süreci dönemindeki tabloyu ve hoşnutluğu kaybetme ihtimali taşımaktadır. Son referandum seçimlerinde Doğu ve G. Doğu’dan yaklaşık %3’lük oy arttırmasının da etkisiyle kabul alan seçimin, siyasal bağlamdaki karşılığının kaybedilmesi batı dünyasının en çok arzuladığı gerçektir. Kürtlerin ürkmesi yahut kabul yerine dışlanması, sonraki tartışmalarda onları ülke meselelerinde kaybetmek anlamına gelebilir.

İkinci ihtimal olan karşıtlık tercihi ise ilişkilerin negatif bağlamda yeniden gözden geçirilmesi anlamına gelecektir. Barzani’nin yapacağı her siyasi tercihin topyekûn reddedilmesi, bölgede başka tercihlerin hayata geçirilmesi ve desteklenmesine sebep olacaktır. Örneğin Irak merkezi hükümet ile ilişkilerin geliştirilmesi, İran ile farklı ilişki ağlarının yeniden kurulması ve Rusya ile ilişkilerin ABD’yi ürküten bir konuma erişmesi, Türkiye’nin Barzani karşısında negatif tavrının güçlenmesinde etkili olacaktır” ifadelerini kullandı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —