Muş Sivil Toplum Platformu, ‘kutsallara hakarete de, cana kıymaya da hayır’ adı altında Charlie Hebdo dergisi açıklaması yaptı. MSTP adına yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: “Charlie Hebdo dergisi çalışanları, 2011 yılında yayımladıkları Hz. Muhammed’e (sav) hakaret içerikli karikatür dolayısıyla geçtiğimiz günlerde Paris’te hiç kimsenin tasvip etmediği bir saldırıya uğradı. Bu saldırının sonucunda 12 insan hayatını kaybetti. Bu olay, gerek Batı dünyasında gerekse doğu ve İslam dünyasında çeşitli açılardan tartışılmaya devam ediyor. Bu tartışmaların hem İslam dünyasının hem de Batı dünyasının kendi hata ve eksikliklerini görüp gereken derslerin çıkarılması açısından önemli olduğunu da vurgulamak gerekir. Hakaret ve İftira, Düşünce Özgürlüğü Kapsamında Ele Alınamaz!
Öncelikle ifade özgürlüğü ile hakaret özgürlüğü arasında kalın bir çizgi çizilmesi gerekir. İfade özgürlüğünün hakaret özgürlüğü olamayacağını ifade etmek isteriz. İnsanlar inanma veya inanmama ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğüne sahiptir. Fakat hiç kimse düşüncesini ifade ederken başkalarının inancına ve kutsalına hakaret etme hakkına sahip değildir. Herhangi bir kimseye karşı yapılan en basit hakaret ve iftira dahi hukuki olarak hak ihlali kapsamında değerlendirildiği gibi; dini kutsallara yapılan hakaret ve iftiraların da hak ihlali kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Dolayısıyla bugün Hz. Muhammed’e (s.s.v) yapılan, yarın başka bir dine veya kutsala yapılması muhtemel olan bu tür hakaretlerin bir yaptırımının olması gerektiğini ifade etmek isteriz. Ancak bu tür sözlü veya yazılı hakaretlerin ölümle cezalandırılmasını kesinlikle reddediyor ve böyle bir eylemin dini dayanaktan yoksun olduğunu da kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.”
Dinlere ve inançlara hakaret edildiğinde nasıl davranılması gerektiği İslam dininin kitabı Kuran’da yoruma mahal bırakmayacak şekilde açıklandığının ifade edildiği açıklamada: ““Allah kitapta size: ‘Allah`ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar onlarla oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz.”(Nisa suresi;140) diyerek hakaret edenlere şiddeti değil, o meclisin terk edilmesini emrediyor. Yine başka ayette de “Allah`tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah`a sövmesinler…” buyrulmaktadır. (Enam suresi; 6 / 108) Şunu da belirtmekte yarar görüyoruz. İslam’da en dokunulmaz ve en büyük kutsallardan biri de insan canıdır. Kur’an, haksız yere bir insanın ölümünü, bütün insanlığın ölümü; aynı şekilde bir insanın hayatını kurtarmayı da bütün insanlığı kurtarmak olarak tanımlar. İnsan derken de Müslüman –Müslüman olmayan ayırımı yapmadığı da dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husustur” dedi.
İSLAM, ŞİDDET DİNİ DEĞİL; BARIŞ VE ADALET DİNİDİR!
İslam dininin şiddet dini olmadığının altını çizildiği açıklamada: “İslam adına ortaya çıktıklarını iddia eden İŞİD gibi vahşet dayatan kimi yapıların; ölçüsüz, hukuksuz ve İslam’a aykırı bir şekilde katliam yaptıklarını ve şiddet kullandıklarını görüyoruz. Bu yapılar; batının İslam karşıtlığına malzeme verircesine şiddeti ilke edinmişlerdir. Kendileri gibi düşünmeyen hiçbir insana yaşam şansı vermeyen, insan başı kesmeyi marifet olarak gören, binlerce kadın ve çocuğu katleden ve yine binlerce kadını pazarlarda satan bir anlayış, İslami olmadığı gibi insani de değildir. Bu nedenle bizler, bütün suçu Batı’nın üstüne yıkmadan Müslüman halkların ve toplumların, İslam’ı şiddetle özdeşleştiren bu tür durumlar ve yapılarla yüzleşmesi gerektiği kanaatindeyiz. MSTP olarak hiçbir dine ve inanca yapılan hakareti ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmediğimiz gibi doğru da bulmuyoruz. Bununla beraber kutsallara yönelik yapılan hakarete karşı çıkmanın da sivil, şiddetsiz ve barışçıl bir şekilde olması gerektiğine inanıyoruz.
Batı Halkları, Rejimlerinin İkiyüzlü ve Emperyalist Politikalarıyla Yüzleşmeli! Bizler, bu olayın bir de Batı’ya bakan bir yüzünün olduğunu düşüyoruz. Zira Batı, özgürlük, can güvenliği ve refah derken sadece kendi coğrafyasını ve halklarını kastediyor. Doğuya ve Afrika’ya ise kan, gözyaşı, işgal ve sömürüden başka bir şey götürmedi bugüne kadar. Dolayısıyla Batı, aslında bir yönüyle emperyalist politikalarının sonuçlarıyla yüzleşiyor. Bu nedenle Batı halklarının, kendi rejimlerinin bu ikiyüzlü ve emperyalist politikalarıyla yüzleşmesi ve bunun hesabını sormaları gerektiğini düşünüyoruz. Başta Ortadoğu ve İslam dünyası olmak üzere dünya, şiddet sarmalına her geçen gün biraz daha çekilmektedir. Bu şiddet sarmalından kurtulmak için Batı halkları da Müslüman halklar da farklılıklara tahammül ederek üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” denildi.