15 Temmuz sürecini, Referandum ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘AK Parti Muş İl Başkan Aday(lar)ı Üzerine Düşünceler (2)’ konusunu ele aldı
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘AK Parti Muş İl Başkan Aday(lar)ı Üzerine Düşünceler (2)’ konusunu ele alarak bazı tavsiyelerde bulundu. Bir önceki açıklamasını hatırlatan Palabıyık, “Dünkü yazımızda AK Parti il başkan aday/adayları üzerine bazı mülahazalarda bulunmuştuk, tabi ki bu mülahazalar bizim gözlemlerimiz sonucu oluşan niteliklerdir, sosyolog olarak gözlemlerimizin muhakkak bir yerde yapıcı etkisi olacağı kanaatindeyim. Bu vesileyle konu ile alakalı yeni bir resim çizmek ve bazı düşünlerimi yeniden paylaşmak istiyorum” dedi.
“DUYGU AYNI ZAMANDA LİDERLERİN EN BÜYÜK DÜŞMANIDIR”
Bir liderin özelliklerine değinen Palabıyık, “Bir liderin en önemli özelliği mütevazılıktır. Mütevazılığının en önemli belirtisi ise protokol durumlarında gösterilen tepkiler ile alakalıdır. İlimsel anlamda nefs, bilimsel anlamda ise ego olarak kavramsallaştırılmış insan fıtratının önemli unsurlarından biri olan “önde olma çabası”, maalesef birçok liderin en büyük zaafı olarak karşımıza çıkmıştır. Bir süre sonra kibre dönüşen ve karşısındaki hiçkimseyi kendisiyle eşit mesafe ve şartlarda görmeyen bu duygu aynı zamanda liderlerin en büyük düşmanıdır. Bireyin egemenlik kurma çabası bir süre sonra hegemonyaya dönüştüğünde, o birey artık iflah olmaz ve önü alınamaz duruma gelmiştir. Sn Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, bu tür insanların bizlerin yanında yeri mevcut değildir, olmamalıdır. Özellikle feodal kültürün baskın olduğu Muş gibi kırsal mekanlarda, bu tür duygular daha baskın ve daha keskindir. Nitekim yer aldığımız birçok organizasyonda maalesef bu tür davranışlara epey şahit olduk” ifadelerini kullandı.
“ÖNDEKİ KOLTUK BOŞ MU DİYE SORANLARI SAYISI GÜNDEN GÜNE ARTMAKTADIR”
“Koltuk sevdaları yüzünden toplantıyı terk edenler, gelmeyenler yahut yerlerini beğenmedikleri için surat asanların ve öndeki koltuk boş mu diye soranları sayısı günden güne artmaktadır” diye ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte bu sebeplerden dolayı bir liderde olması gereken ilk şart mütevazılıktır. Bu kavramın toplumsal bir yönü olduğu kadar dini ve psikolojik boyutu da mevcuttur. Hz Muhammed, hiçbir zaman kibirlenmeyi hoş görmemiş ve bazı durumlar (savaş, vb.) hariç hiçbir vakit izin vermemiştir. Kendisine kibir içinde meydan okunduğu vakitlerde bile asla karşılık vermemiştir. Eğer bir örnek arayacaksak Peygamberimizin (s.a.v.) hayatı bizim için en güzel örnek olacaktır. İşin psikolojik boyutu ise ezilmişlik ile alakalıdır. Freud’a göre Yahudi toplumunu açıklarken kullanılan kavramlardan biri onlara karşı duyulan nefreti temsil eden antisemitizm’dir. Bu kavramın ortaya çıkmasını esas nedeni, Yahudilerin sahip oldukları gelenekçi çizgiye sıkı sıkıya sarılmaları ve kendilerini seçilmiş ırk olarak görmeleridir. Böylece hiçbir toplum onların sahip olduğu refaha ulaşamayacak ve bunun için Yahudiler de sıkı çalışacaktır. Yahudi toplumunun bu niteliği sebebiyle birçok devlet ile başı derttedir ve bu tutumları devam ettiği müddetçe de sorunlar peşlerini bırakmayacaktır. İlginç olan ise Yahudilerin bu durumdan zevk alması ve bunu isteyerek devam ettirmesidir. Biz de bu psikolojik durumu bir insan üzerinden açıklarsak, bireyin yaptıklarından memnuniyet duyma niteliğini aramak zorunda kalacağız. Eğer bir birey, sahip olduğu konum açısından çevresindeki insanları geride bırakmak için kısmi de olsa çaba harcıyorsa, harcadığı bu çabadan sonrasında memnun kalıyorsa ve bu eyleminin kendisine pozitif bir etki bıraktığını düşünüyorsa, öncelikle bu kişi hastadır ve bir lider değildir. Liderin bu türden basit ve gündelik beklentileri mevcut değildir. Lider, psikolojisi hasta olan insanlar için bir kurtuluş umududur ve onları hayata bağlayan bir bağdır.”
“BU BAĞ DA, DİN, KÜLTÜR, GÖRÜNÜŞ VE TAVIRLARIN DA CİDDİ ETKİSİ MEVCUTTUR”
Mütevazılık aynı zamanda umut vermenin de bir yolu olarak algılanabildiğini kaydeden Palabıyık, “Taşra insanlarının genel karakteristik özelliklerine bakıldığı takdirde, bu insanların umutlarını bir karaktere aktarma ve onu takip etme ihtiyaçlarının olduğunu görebiliriz. Bunun esas nedeninin siyasal bir tutum olduğunu düşünmek yanlış olacaktır. Bu bağ da, din, kültür, görünüş ve tavırların da ciddi etkisi mevcuttur. Buna eklenen mütevazılık kavramı ile birlikte de samimiyetin yakalanması gerekecektir. Böylece bir liderin prototipi belirlenecek ve lider bu yolda devam edecektir. Örneğin bir AK Parti Muş il başkanının Varto ilçesine gidip, Aleviler ile diyalog kurmadan geri dönmesi yahut Hasköy’de Araplarla görüşmesi nasıl düşünülmezse, merkezdeki halk ile de bu metodla diyalogda olması beklenmelidir. Nesnelliğin kazandırıcı oluşu, taşra topraklarında güven sebeplerinden birisidir. Bu açıdan lider olacak şahsın, mütevazılık kavramını güven ile birleştirmesi ve oluşturacağı siyaseti bu iki kutuptan ayırmaması gerekecektir. Zaten bu ikilinin üçüncü adımı olan adalet kavramı bir süre sonra kendiliğinden peyda olacaktır.
Bu gibi pratik gelişmelere sahip olmak için bizlerin üzerine düşen görev ise köylülük sorununu yenmemiz olacaktır. Köylülük sorunu derken bildiğimiz anlamda eylemsel bir tipolojiden tabi ki bahsetmiyorum, esas vurgum düşüncede köylülük problemi ile nasıl yüzleşeceğimizi bilmemizdir. Artık her türlü konuda feodal ve kurnazlık ilişkilerini bir kenara bırakıp, halkın ortak menfaati için çalışmak, köylülük zihniyetinden kurtulmanın başlangıcı olacaktır. İnşallah seçilecek birey, bu kurtulmayı yaşamış ve ilimizde başlatacak bir niteliğe sahip bir lider özelliği gösterir.
Not: Yarın feodalist ve kurnazlık ilişkisi üzerine vurgu yapmaya ve lideri bu bağlamda analiz etmeye inşallah devam edeceğiz” şeklinde konuştu.