Menü Muş Şark Haber
Tarih: 21.03.2018 18:17
TEFECİLİK VE MUŞ (4)

TEFECİLİK VE MUŞ (4)

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Tefecilik ve Muş (4)’ konusunu ele alarak değerlendirmelerde bulundu. Okuyuculardan gelen yorum ve önerilere değinen Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Okundukça daha fazla önerileriniz geldiği yazılarım adına sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum, yol göstericiliğiniz, önerileriniz ve belli noktalarda dile getirilen eleştiriler elbette bizlerin daha temkinli davranmasına vesile olacaktır, tüm okurlarıma tekrar teşekkürler” dedi.

“Tefecilik konulu yazılarımızın dördüncü kısmında, tefecilik konusuna ait belirli öneriler ile devam edeceğiz lakin ifade etmemiz gereken birkaç hususun olduğunun da farkına varmış bulunuyorum” diye ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle, tefecilik olgusunun Muş iline ait bir olgu olmadığını vurgulamak gerekiyor. Bu olgu, ülkemizin birçok yerinde mevcut, bizim üzerinde durduğumuz nokta, tefeciliğin işlevsel yani devam edilebilir bir boyut kazanmasına yönelik eleştirilerdir. Bankaların, kişilerin yahut başka fenomenlerin, bu olguya yönelik tavırlarını daha da sertleştirmesi gerektiği kanaatindeyim.”

“BİZİM AMACIMIZ BU YANLIŞIN ORTADAN KALDIRILMASI”

Kurumsal yapılar, bu tür olguları keşfetmesi sanırım zor, bu sebepten dolayı tefecilik işi ile uğraşanların, bankalar tarafından bilinmesi yahut uyarılması gerektiğini kaydeden Palabıyık, “Sanırım şöyle bir yol izlenebilir, hiçbir kimse defalarca üst üste kredi çekemez, eğer böyle bir imkanı mevcut ise, bu mevcudiyetin arkasında başka nedenlerin olduğunu düşünmek aklımıza gelebilir. Bireyler, zaten ihtiyaçları olduğu dönemlerde bankalara çeşitli sebepler ile başvuru yapabiliyorlar ama sebepsiz yere ve üst üste alınan kredilerin geri dönüş ihtimali düşünüldüğünde, yapılması gereken ne olduğu sanırım kolaylıkla anlaşılabilir. Tefecilik olgusu, ortaçağdaki gibi kalpazanlık yahut tacirlik gibi bir içerik barındırmaktadır. Elde edilen yada belirli yollarla üretilen (!) paranın, ancak ve ancak ihtiyacı olan kişilere belirli bir bedel karşılığında verilmesi yanlış bir şey değildir. Ama verilen para, orantısız bir biçimde isteniyorsa ve bu istenme biçimi, parayı talep edenin iflasına sebep oluyorsa burada bir yanlış mevcuttur. Bizim amacımız bu yanlışın ortadan kaldırılması. Biz, yanlışın düzeltilmesini istemiyoruz, ortadan kaldırılması talebindeyiz. Çünkü bu, hem Allah’ın emirlerine karşı gelmektir hem de kul hakkına talip olmaktır, hiçbir Müslümanın böyle bir talebi olmamalıdır” ifadelerini kullandı.

“KURUMSAL YAPILARIN YANINDA BÜROKRASİYE DE ÖNEMLİ İŞLER DÜŞMEKTEDİR”

Tefecilik olgusunun daha iyi anlaşılması için kurumsal yapıların yanında bürokrasiye de önemli işler düştüğünün altını çizen Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, şunları söyledi: “Şehri devlet adına yöneten yahut şehrin ileri gelenleri de bu konularda ellerinden gelenleri yapmalıdır. Onların öncülüğünde yapılacak çeşitli protestolar yahut toplantılar, bu negatif olgunun hayat bulmamasına vesile olabilir. Tefecilik mağduru bireylerin dinlenmesi yahut bu kişilerin çeşitli yer ve zamanlarda konuşmalar yapması da diğer bir çözüm olabilir. Bu kişileri genellikle yerelden seçilmeli sonrasında ise ulusal bireylerin davetiyle süreç tamamlanmalıdır. Elbette daha radikal öneriler de mevcuttur lakin ifade ettiklerimizin karşılık bulup bulmayacağını görmeden başka tedbirlerin alınmasına yönelik öneriler yapılabilir ama bu önerileri yapmak bize değil, bürokratik sürecin bizzat kendisine düşmelidir.

“AÇIK KAPI KISMINA DA ULAŞABİLİRSİNİZ”

Buradan Muş halkına seslenmek istiyorum. Lütfen, size ait olanlara göz koyan yahut kendi malıymış gibi gören kim olursa olsun muhakkak çeşitli mercilere bildirin. Ayrıca Muş Valiliğimizin web sayfasında yer alan Açık Kapı kısmına da ulaşabilirsiniz. (https://www.acikkapi.gov.tr/) Devletimiz, özü itibari ile mazlumun yanında olacağına dair söz vermiştir ve Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat bu sözün arkasındadır, “biz size efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik” ifadesi de bizzat Sn Cumhurbaşkanımıza aittir. Çok şükür halkımız, en yüksek düzeyden desteklenmektedir. İşte bu gerçek, halkımızın kendine güvenmesine, işini yapmayan bireylerin titremesine ve hem adaletsizlik hem de haksızlık peşinde olanların kuyruklarını kıstırıp kaçmalarına vesile olacaktır. Yerimizi yine doldurduk, yarın devam edeceğiz…”

 



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —