Menü Muş Şark Haber
Tarih: 05.01.2015 16:52
´´ÜNİVERSİTEDEKİ HAK İHLALLERİ VAHİM BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR”

´´ÜNİVERSİTEDEKİ HAK İHLALLERİ VAHİM BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR”

Facebook Twitter Linked-in

İnsan Hakları Derneği (İHD) Muş Şubesi, Muş Alparslan Üniversitesi’ndeki Uludere (Roboski) gösterilerinde çıkan olayları değerlendirerek “Üniversitesi`ndeki uygulamalar ve bu uygulamaların yol açtığı hak ihlalleri vahim boyutlara ulaşmıştır” açıklaması yaptı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Muş Şubesi, Muş Alparslan Üniversitesi’ndeki Uludere (Roboski) gösterilerinde çıkan olaylara yönelik basın açıklaması yaptı. İHD Muş Şubesi hizmet binasında düzenlenen basın açıklamasında üniversitedeki uygulamaların yanlış olduğu belirtildi. İHD Muş Şube Başkanı Tarık Güneş, “Son zamanlarda basına ve kamuoyuna yansıyan ve bizlerin de yakından şahit olduğu Muş Alparslan Üniversitesi`ndeki uygulamalar ve bu uygulamaların yol açtığı hak ihlalleri vahim boyutlara ulaşmıştır.” Dedi.

Çıkan olaylara askerlerinde müdahil olduğunun altını çizen Güneş, şunları söyledi: “Kurulduğu tarihten bugüne kadar başta üniversite rektörü olmak üzere öğretim üyeleri, çalışanları ve özel güvenlikçilerin öğrencilere karşı baskıcı ve yasakçı tutumlarına son olarak 26.12.2014 tarihinde Roboski Katliamının Tiyatral Anması`na biber gazlı ve tomalı müdahale ile "asker"ler de dahil olmuştur. Muş Alparslan Üniversitesinde yaşanan hak ihlalleri sadece bu olay ile sınırlı değildir. Derneğimiz tarafından öğrencilerle ve belirli çevrelerce yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde tespit edilen başlıca ihlaller, yasakçı ve baskıcı uygulamalar şu şekildedir; Öğrencilerin her türlü özgür girişimleri üniversite yönetimi tarafından soruşturmalarla bastırılmaktadır. Bu soruşturmaların başlanması, sonlandırılması ve sonuçlarının yürürlüğe konulması inanılmaz derecede keyfiyet içermektedir. Haksız gerekçelerle 6 aya varan uzaklaştırma cezaları verilmekte ve daha kısa süreli uzaklaştırma cezalarının infazı ise sınav dönemlerine denk getirilmektedir.”

Öğretim üyelerinin özel soruşturmacı olarak atanması sonucu her biri adeta birer dedektif gibi davranarak baskı oluşturulduğunu kaydeden Güneş, “Yaz tatilinde dahi soğutulup bekletilen soruşturma dosyaları karara bağlanarak mezuniyet ve formasyon alımı engellenmektedir. Öğrencilerin basın açıklamaları, sanatsal etkinlikleri hatta insani yardım standları bile yasaklanmış durumdadır. Üniversite senatosunda öğrenci temsiliyeti bulunmamakla birlikte bu temsiliyet engellenmektedir. Üniversite duyurularının tamamı siyasi ve tehditvari bir üslupla yapılmaktadır. Üniversite yönetimi haricinde yapılacak bütün etkinlikler öncesi idare tarafından sınıf sınıf dolaşılarak katılacak kişiler tehdit edilmektedir. Üniversitenin öğrencisi olduğu halde yüksek okul öğrencileri ana kampüse alınmamaktadır. Üniversite öğretim üyeleri ve işçilerinin çoğunluğu rektörün akraba ve tanıdıklarından oluşmaktadır. Buna bağlı olarak üniversite içerisindeki bu baskılar daha yoğunluklu yaşanmaktadır.” Dedi.

“KALİTESİZ EĞİTİM VERİLMEKTEDİR”

Herhangi bir vasfı ve yeterliliği bulunmamasına rağmen bazı kişilerin akademik unvanlarla mükâfatlandırılması sonucu kalitesiz eğitim verildiğini vurgulayan Güneş, “Üniversitede farklı düşünen öğretim üyelerine açık bir şekilde mobbing uygulanarak işlerine usulsüz yöntemlerle son verilmektedir. Nitekim buna ilişkin Deniz Kimyon adlı öğretim üyesinin işine haksız yere son verilmiş ve öğretim üyesi tarafından açılan dava kazanılmış ve işe dönüşü gerçekleşmiştir. Doktora yapmıyor diye işten çıkarılan öğretim üyesinin bu kez doktora yapması engelleniyor. Mevcut eğitimin kalitesizliğine rağmen yatay geçişlerin engellenmesi adına öğrencilere kasıtlı düşük notlar verilmektedir. Bizzat üniversite rektörü tarafından öğrencilerden birinin telefonuna haksız bir şekilde zorla el konulmuş ve bu olay adli mercilere kadar intikal etmiştir. Son olarak kampüs içerisinde birçok öğrenciye öğretim üyeleri ve rektör tarafından sözlü bir şekilde mobbing uygulanmaktadır. Üniversiteler sadece meslek edindiren kurumlar, robot mühendisler, ülke ekonomisinin çarklarını yetiştiren “öğrenim” kurumları ve Ar-Ge tornaları değil özgür ve özgür düşünen bireyleri teşvik eden ve onların önünde yeni ufuklar açan, “özgürlüğün” öğretildiği değil solunduğu kurumlardır.  Aynı şekilde bir ülkenin özgür düşüncenin ve düşünsel zenginliğinin teminatlarıdır. Ülkeler o ülkenin aykırı, muhalif, üstelik sözünü sakınmayan, acıtan kampüsleri kadardır. O kampüslerin renkliliği, zenginliği ve açıklığı ülkelerin ve şehirlerin içini ferahlatır.” Dedi.

Muş Alparslan Üniversitesi’nde siyasi, kültürel ve sosyal olarak çorak ve öğrencisini de çoraklaştıran ve güdükleştiren askeri bir garnizondan ibaret olduğunu sözlerine ekleyen Güneş, “Sadece siyasi olarak değil her bakımdan hoşgörüsüz, kültürel yeknesaklığı dayatan, bildik doğruları empoze eden pranga minvalindedir. Mevcut Muş Alparslan Üniversitesi bu şehrin gurur kaynağından ziyade utancı haline gelmektedir. Son olarak biz insan hakları aktivistleri olarak kimseyi lokal ve göreceli bir olgunluğa değil herkesi evrensel insani ve vicdani akla davet ederek, Muş Alparslan Üniversitesindeki baskıcı yasakçı ve siyasi uygulamalara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz.” Şeklinde konuştu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —