Muş`ta merkez üssü Tüten Köyü olan ve Richter ölçeğine göre 5.1 büyüklüğündeki depremin ardından kent merkezinde oluşan yarıkları yerinde inceleyen Muş Alparslan Üniversitesi Afet Araştırma, Uygulama ve Yönetim merkezinden Yrd. Doç. Dr. İskender Dölek, “arazide oluşan bu yarık ve çatlaklar fay değil, deprem sırasında oluşan sarsıntılara bağlı olarak yüzey yayılması olarak ifade edilebilecek şekiller” olduğunu söyledi
Muş Şehir stadyumunun hemen alt kısmında depremden sonra meydana gelen çatlak ve yarıkların mahallede yaşayan insanlar üzerinde üzerine paniğe neden olması üzerine sahada incelemelerde bulunan Muş Afet Araştırma, Uygulama ve Yönetim merkezinden Yrd. Doç. Dr. İskender Dölek, “arazide oluşan bu yarık ve çatlaklar fay değil, deprem sırasında oluşan sarsıntılara bağlı olarak yüzey yayılması olarak ifade edilebilecek şekiller” olduğunu söyledi. Çatlakların meydana geldiği bölgede titiz bir çalışma yapan Yrd. Doç. Dr. Dölek, “Hatta tam olarak yüzey yayılması olarak ta ifade edebiliriz. Derin olmayan bir kayma düzlemi üzerinde meydana gelen toprak deformasyonu olarak ifade etmek belki daha doğru bir tanımlama olur” dedi. Geçen hafta içerisinde meydana gelen depremler sonrasın arazi incelemelerinde köylerde özellikle Varto Kayalık köyünde benzer şekillere rastladıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Dölek “aslında her yaşanan deprem yerle ilgili bilgi birikimimizi artırmaktadır. Muş gibi İmarsız ve kontrolsüz bir şekilde yapılaşsan bir şehirde bazı şeyleri bir kaç defa düşünmek gerekiyor” dedi.
“YAŞANAN DEPREMLERİ BİR FIRSATA ÇEVİRMEK MÜMKÜN”
Arazideki incelemelerini tamamlayan Yrd. Doç. Dr. Dölek, “Aslında bu yaşanan depremleri bir fırsata (!) çevirmek mümkündür. Depremler gerek ülkemizin gerekse Muş’un birinci derecede deprem bölgesi olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Bugüne kadar yapılanları gözden geçirerek, bugünden sonra doğru şeyleri yapmaya, yanlışlarımıza çözüm üretmeye sevk etmelidir. Bakın kriz kelimesi Çince yazıldığında iki harften oluşmaktadır. Bu harflerin biri tehlikeyi, diğer ise fırsatı temsil etmektedir. Doğru adımlar atıldığı takdirde bu kriz anlarını afete hazırlık kapsamında gerçekten bir fırsata dönüştürmek adına da kararlı olmak gerekiyor” dedi. Dölek, Muş’ta yaşanan depremleri en azından Muş İlinin ne kadar depreme hazır olduğunun sorgulanmasını içeren bir mesaj barındırdığını, bütün karar vericilerin de bu mesajı aldığını umut ettiğini vurguladı.
“DİĞER UNSURLARI ÇOĞU ZAMAN GÖZ ARDI EDİYORUZ”
‘Türkiye’de depremlerden sonra herkesin depremi meydana getiren olası fay ya da fayların peşine düştüğünü, diğer unsurların çoğu zaman göz ardı ettiğini kaydeden Dölek, Van Erciş depremini hatırlattı. Depremlerle ilgili sürekli sorulması gereken soruların olduğunu kaydederek “Erciş kentinde yaşanan depremde neden can ve mal kaybı fazla olmuştu? Bunda alüvyon zemin üzerindeki yapılaşmanın her hangi bir etkisi yok muydu? Eğer böyle bir zeminde ev yapacaksanız, uygun yapım tekniklerini kullanmak zorundasınızdır? Depremlerden sonra Muş için doğru soruları sormak lazım. Muş ilinin jeolojik ve jeofizik zemin etüt raporları var mı? Binalar deprem standartlarına ne kadar uygun? Yapı stoku envanteri var mı? Olası afet senaryoları var mı? Gibi daha çok sayıda soruyu sorup bunlara cevap da vermek gerekir. Yalnız bu sorular afete hazır bir kente tek şıkkı “Evet” olan sorulardır” diye konuştu.