Muş Alparslan Üniversitesi’nde “ÜNİDAP Uluslararası Bölgesel Kalkınma Konferansı’nın ikinci gününde Sosyal Kalkınma, Kültür ve Turizm, Tarım ve Hayvancılık, Enerji, Eğitim ve Sanayi alanlarında toplam 22 oturum halinde sunumlar gerçekleştirildi
Her salonda sabah iki ve öğleden sonra iki oturum halinde yapılan sunumlarda, alanlarında uzman birçok akademisyen bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak birçok konu hakkında bilgi verdi. Oturumların sonunda konuşmacılara katılım belgeleri takdim edildi.
“BİTLİS İLİ ENERJİ” OTURUMU
Üniversitemiz Ev Sahipliğinde dün başlayan “ÜNİDAP Uluslararası Bölgesel Kalkınma Konferansı” ikinci gün oturumları ile devam etti. Prof. Dr. Sabahattin Saim Konferans Salonu’nda, Prof. Dr. Sabir Rüstemli başkanlığında gerçekleştirilen ‘Bitlis İli Enerji Oturumu’ nda iki sunum yapan Yrd. Doç. Dr. Behçet Kocaman, ‘Bitlis İli Yenilenebilir Enerji Kaynakları Potansiyelinin Değerlendirilmesi’ başlıklı ilk sunumunda rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, hidroelektrik enerjisi ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından bahsederek ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları çeşitliliği ve potansiyeli bakımından oldukça şanslı bir coğrafyada bulunduğunu ifade etti. Bitlis’te bulunan güneş, hidroelektrik ve jeotermal enerji santralleri hakkında bilgilendirmede bulunan Yrd. Doç. Dr. Kocaman, yenilenebilir enerji bakımından Bitlis’in iyi bir yere sahip olduğunu sözlerine ekledi. ‘Katı Atıklardan Elektrik Enerjisi Üretim Yöntemleri’ adlı sunumunda ise, giderek artan enerji ihtiyacı karşısında ve fosil kökenli enerji kaynaklarının gelecekte tükenecek olması nedeni ile alternatif kaynaklara yönelimin başladığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Behçet Kocaman, atı atıkların değerlendirilmesi ile kurulacak güç santrallerinin amacının çöplerin insan sağlığına zarar vermeden ve büyük toprak parçalarını işgal etmesini önlemek olduğunu belirtti.
Yrd. Doç. Dr. Behçet Kocaman’ın ardından söz alan Araştırma Görevlisi Mustafa Akdağ ‘Bitlis İli Elektrik Enerjisi Üretiminde Güneş Enerjisinin Mevcut Durumu ve Geleceği’ konulu sunumunda Bitlis ilinin yıllık ortalama güneş enerjisi değerleri hakkında sayısal bilgiler aktararak, Bitlis’in güneş radyasyonu bakımından Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunun altını çizdi.
Öğretim Görevlisi Şakir Parlakyıldız ‘Bitlis İlinin Güneş Enerjisi Santrali Yatırımı Açısından Değerlendirilmesi’ adlı sunumunda güneşlenme süresi ve güneş radyasyonu verileri göz önüne alındığında özellikle Hizan, Tatvan ve Adilcevaz ilçelerinin güneş enerjisi santrali yatırımı yapmaya daha uygun olduğunu vurguladı.
Son olarak kürsüye gelen ve ‘Türkiye’de Doğu Anadolu Bölgesinde Güneş Enerjisi Potansiyeli’ başlıklı sunumunu gerçekleştiren M. Tahir Uçar ise Doğu Anadolu Bölgesinin hem günlük ve toplam güneş enerjisi değerleri ile hem de günlük ve toplam güneşlenme süreleri ile en yüksek potansiyele sahip bölgelerle yarışmakta olduğunu söyledi. Akademik-idari personel ve öğrencilerin katıldığı oturum sonunda dinleyicilerden gelen sorular cevaplanarak sunum yapan akademisyenlere Prof. Dr. Sabir Rüstemli tarafından katılım belgeleri takdim edildi.
“SAĞLIK VE KALKINMA” PANELİ
Öğleden sonra yine Prof. Dr. Sabahattin Zaim Konferans Salonu’nda Vali Yardımcısı Ercan Öter başkanlığında yapılan ve İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen, Gazi Tıp Fakültesi Biyokimya ABD Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz Karakaya, Muş Vakfı Başkanı, Dâhiliye Uzmanı Dr. Orhan Sami Gültekin’in konuşmacı olduğu “Sağlık ve Kalkınma” konulu konferans düzenlendi. İlk olarak sözü alan Vali Yardımcısı Ercan Öter, ülkelerin gelişmişlik ve gelişmemişlik düzeyinin sosyal-ekonomik, sağlık ve siyasal gelişmişlikle paralel olarak değerlendirildiğini belirterek sağlıkta kalkınmanın, gelir artışının yanında refah artışı ile de alakalı olduğunu sözlerine ekledi. Muş’un sağlık verilerine değinen Öter, Muş’un 2002 yılı verilerine göre sağlık kuruluşu, uzman hekim, kişi başına düşen hasta sayısı gibi verilerde iyileşmenin yüksek olduğunu ve daha aşılacak yol olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Vahit Özmen, sağlıklı olmakla eğitimli olmanın eşdeğer olduğunu, eğitim almanın ve üretimde aktif olmanın toplumsal kalkınmaya ve sağlıklı bireyler yetişmesine katkıda bulunduğunu söyledi. Muş’ta yürütülen “40-69 yaş arasındaki kadınlarda meme kanseri farkındalığı taraması” çalışmalarından örnekler vererek konuşmasına devam eden Prof. Dr. Özmen, tablonun en acı yanının kadınların eğitim seviyesindeki düşüklükten kaynaklanan bilinçsizlik ve kendini bırakmışlık olduğunu belirtti. Bu manada eğitimin kalkınmanın öncelikli şartı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özmen, eğitimde kalkınmaya öncelik vermeden sağlıkta herhangi bir ilerlemenin ve kalkınmanın mümkün olamayacağını vurguladı.
Prof. Dr. Vahit Özmen’in ardından kürsüye gelen Doç. Dr. Cengiz Karakaya ise konferansın Muş’ta yapılmasından dolayı teşekkürlerini ileterek Üniversitenin çalışmalarından yola çıkıldığında sağlık dâhil birçok alanda kalkınmanın kurum, STK ve bireylerin ortak çabalarıyla gerçekleşebileceğini söyledi. Sağlıkla ilgili 2002 yılından beri çok yol katedildiğini dile getiren Doç. Dr. Karakaya, Ülkemizin sağlıkta 7 yılda yaptığını dönüşümün OECD Ülkelerinde ancak 16 yılda tamamlanabildiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Karakaya, dünya üzerinde sağlık hizmetleri ve ilaçlara ulaşımın Türkiye ve Küba olduğunu ifade ederek bunun diğer ülkelere göre birçok avantaj sağladığını belirtti. Muş’un alanında gelişmesi adına Sağlık Bakanlığı bünyesinde Eğitim Araştırma Hastanesi kurulması önerisinde bulunan Doç. Dr. Karakaya, bu sayede merkezi konumda bulunan Muş’a sağlık gibi birçok alanda yatırım yapılmasına olanak sağlanabileceğine inandığını sözlerine ekledi.
Son olarak kürsüye gelen Dr. Orhan Sami Gültekin, konuşmasına, Muş Vakfı olarak birçok konuda olduğu gibi eğitim konusunda da aktif çalışmalar yaptıklarını, sağlık alanında ise tıbbi cihaz, sağlık yatırımları gibi alanlarda ellerinden gelen çabayı sarf ettiklerini belirtti. Muş’taki sağlık imkânlarının eskiden alt yapı yetersizliği, hava kirliliği gibi sorunların çözümünde dahi yetersiz kaldığını, ancak yeni hastane gibi sağlık alanına yapılan yardımlarla artık daha büyük vakalara ilimizde bakıldığını söyledi. Devletin sunduğu planlama imkânlarının yanında bürokrat, iş adamı, kurum ve kuruluşların da Muş’un kalkınması ve hak ettiği konuma ulaşması için çalışması gerektiğini belirten Dr. Gültekin, ABD ve Avrupa’yla özellikle sağlık alanında aynı seviyeye gelebilmek için daha çok çaba harcanmasının zorunlu olduğuna işaret etti.
Oturumun sonunda Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşriflerinden dolayı teşekkür ederek özellikle kadınlarımızın durumu hakkında Prof. Dr. Özmen’in yaptığı sunumdan çok etkilendiğini, kadınlarımızın farkındalığının arttırılmasının tüm toplumun ve devletin sağlıklı bir yapıya kavuşması için önemli olduğunun bilincinde olunması gerektiğini ifade etti.
Rektörümüzün ve konuşmacıların yanı sıra Prof. Dr. Vahit Özmen’in değerli eşi Dr. Nevin Özmen, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Erdoğan, Sağlık Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hanifi Körkoca, Sağlık İl Müdürü Dr. Serdal Türkoğlu, resmi kurum temsilcileri, akademik-idari personel ve öğrencinin katıldığı program, soru-cevap kısmının ve Rektörümüz ile Dr. Nevin Özmen’in konuşmacılara katılım belgelerinin takdim etmesinin ardından sona erdi.
REKTÖR POLAT KONFERANS OTURUMUNA KATILDI
MŞÜ Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, oturum başkanlığını Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz’ın yaptığı ve D Salonunda gerçekleştirilen Eğitim ve Dini Değerlerle ilgili oturuma katıldı. Rektör Prof. Dr. Polat, Nazif Yılmaz’a teşriflerinden dolayı teşekkür ederek oturumda sunulan üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinin açılmasına yönelik değerlendirmede bulundu. YÖK’ün Kürt Dili Edebiyatı bölümünün açılmasına yönelik her zaman destek verdiğini belirten Rektörümüz Prof. Dr. Polat, ancak bu alanda kalifiye öğretim elemanı sıkıntısının henüz aşılmadığını dile getirdi. Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, Üniversite olarak Kürt Dili bölümünde öğrenci portföyünün gayet iyi olduğunu ve bölümler arasında en yüksek taban puanına sahip bir bölüm olduğunun altını çizdi. Kürtçenin ideolojik bir dil olmaktan çıkarılması ve kültür, sanat, felsefe dilinin ortak bir temsil sahası olarak ifadesi ve izharı adına çalışmalar yapılmasına destek vereceklerini belirten Rektörümüz, bölge halkının da bu konuda mutluluk verici bir bilinç düzeyine erişmiş olduğunun altını çizdi. 2000’li yıllardan başlayarak Türkiye’de büyük bir zihniyet dönüşümü yalandığını hatırlatan Prof. Dr. Polat, kafatasçı yapıların her zaman hortlayabilecekleri bir zemin peşinde olduğunu belirtti. Son zamanlarda Kürt aşiretleri hakkında gündeme getirilen sözlerin son derece talihsiz olduğunu, bu açıklamaların toplumsal barışı erozyona uğratmaktan başka bir amaca hizmet etmediğini vurguladı.