Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ`a yönelik yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nı ele alarak ‘Afrin Üzerine Düşünceler (2)’ değerlendirmelerinde bulundu
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ`a yönelik yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili analizlerde bulundu. “Medyanın gücünü anlattığımız yazıdan sonra üzerinde durmamız gereken diğer hususun bölge halkını anlatmak olduğunun altını çizmek gerekir” diye ifade eden Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, bölgedeki ülkelerin Afrin üzerinde ki hesaplarının farklı olduğunu söyledi.
Afrin üzerinde ki gelişmelere değinen Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Çünkü, Afrin’de yaşayan vatandaşların, Kürt kimliği ile anıldığı, bilindiği ve sürecin böyle değerlendirildiği açıktır lakin bölgeden haberdar olmayan devletlerin Afrin sürecindeki hesapları farklı olduğu için, Afrin’i neredeyse PKK’nın yan karakolu yapma girişiminde bulunmaktadırlar. İçimizdeki bazı İsrailliler de bu tanımlamayı desteklemektedir” dedi.
“HER YAPININ OLUŞTURDUĞU GÜÇLÜ BİR KOALİSYON İLE ÜLKEMİZ KARŞI KARŞIYADIR”
DEAŞ’ın zulmünden sonra PKK’nın haksızlığına uğrayan halkın, Afrin üzerinden istedikleri yardımın arkası gelmediğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Halk, süreçten o kadar çok bıkmış ki, PKK’nın yan kolları olan yapılanmaların bir an evvel topraklarını terk etmesini defalarca dile getiriyorlar. Aynı zamanda, Afrin’de ki savunma düzeni de bu durumun bir kanıtı olarak kaşımıza çıkmaktadır. Beton duvarlardan yapılan savunma alanları, Türkiye ile ileri dönemlerde savaşa girileceğinin en büyük kanıtıdır. Ele geçirilen topraklarda yaşayan halkın, bizden olanları görünce fark edilen huzur dolu bakışlar, aslında her şeyi özetlemektedir. Unutulmamalıdır ki Afrin’de sadece PKK mevcut değildir, kanaatimize göre Türkiye karşıtı her yapının oluşturduğu güçlü bir koalisyon ile ülkemiz karşı karşıyadır.
Bu koalisyon, hem halkı zehirlemekte hem de teknolojik açıdan oradaki yapılanmalara ciddi silahlar tertip etmektedir. Bereket versin ki, Suriye ile geçmişten gelen akrabalık bağı ilişkileri, en azından halklar arasındaki çatışmanın önüne geçmiş ve Türkiye, rejim karşı çıksa dahi o topraklarda istenilen ülke haline gelmiştir. Medyaya yansıyan istenmeyen ülke görüntüsü saptırmadın, simülasyondur ve taralıdır. Bu bağlamda Afrin meselesi basit yahut dışardan görüldüğü gibi PKK’nın yan oluşumlarının verdiği bir mücadeleden ziyade, belki de birçok terör yapılanmasının ortak bir pratiği olarak tanımlanabilir.”
“AK PARTİ’NİN ÖZELLİKLE BU SÜRECE DESTEK VERMESİ DE GEREKECEKTİR”
Kullanılan teknikler yahut silahlar, Afrin’de savaşanları masum bir yapıdan uzaklaştırmakta olduğunu vurgulayan Palabıyık, şunları söyledi: “Mücadele eden bir devlet karşısında direnebilen toplama bir gücün yardımcılarının kim olduğu aşikar iken, ABD’nin, “belki de akrabalarını görmeye gidiyorlar” açıklaması ise oldukça gülünçtür. TRT Kurdi’nin bu bağlamda programları önemli ve etkilidir. Tv kanallarından izlenenlerin oluşan algıdaki etkisinin büyük olduğu vurgulanırsa, AK Parti’nin özellikle bu sürece destek vermesi de gerekecektir. Aynı zamanda Trt Arapça kanalının da yoğunluklu olarak Afrin üzerinde duran programlara yer vermesi yine bölge halkı açısından etkili olacaktır.
Bizim önceliğimiz, halkın huzur içinde geriye kalan yaşamlarına devam etmesi ve terör tehlikesinin ortadan kalkmasıdır. Bu öncelik temel ilkedir ve sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği gibi “olmazsa kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” düsturu bize yol göstermelidir. Bu desteğin abartı bağlamını çoktan geçtiğini düşünüyorum, kimse savaşın ilk çözüm olduğunu ifade etmez lakin süreç gelip de buraya dayandığı takdirde de kimsenin geride kalma şansı mevcut değildir.”