Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, 15 Temmuz anmaları sonrası ve Muş’u ele aldı. Daha önce yazdığı yazıları hatırlatan Palabıyık, “Allah’ın izni ve kuvvetiyle 15 Temmuz Darbe Girişimini atlatalı yaklaşık bir yıl oldu. Geçen süre içerisinde anlaşıldı ki, ülkemize kem gözle kim bakarsa baksın, Allah’ın izni olmadan hiçbir kötülük yada hasımlık niyetinde bulunmaz ve yapamaz. Bu durumun Allah’ın izninden sonra temel sebebi ise yine Allah’ın yardımıyla sokağa çıkan millet olmuştur. Milletin feraseti, 15 Temmuz Darbe Girişiminin aşılmasındaki en önemli toplumsal etken olmuştur. Bütün bunları bilmemize rağmen o halde neden 15 Temmuz Darbe Girişiminde bazı bireylerin ön plana çıkma gayretinde bulunmasını hala anlayabilmiş değilim. Sanırım ortada bir anormallik mevcut, darbe gecesi gördüğümüz yüzlerin çoğu bu anlamalarda daha geride kalmayı tercih etmiş ve “olanları”, daha gerilerden izlemişlerdir” dedi.
“MUŞ İLİMİZDE İSE MAALESEF TAM TERSİ BİR DURUM SÖZ KONUSUDUR”
“15 Temmuz Darbe Girişimini adeta bir şova dönüştürme gayreti içinde olanlara ise çok şükür Allah fırsat vermemiştir” diye belirten Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhurbaşkanımız, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” diyor, Muş ilimizde ise maalesef tam tersi bir durum söz konusudur. Dönüşen süreç ise tam anlamıyla şu sloganda kendini göstermektedir: “birilerini parlat ki bir şey anlaşılmasın”. Sosyolojik olarak gözlemlerime gelince ise maalesef, az önce ifade ettiğimiz sözün tam manasıyla karşılık bulduğunu ifade edebiliriz. Çeşitli sebeplerden dolayı insanların küstürülmesinin arkasında hangi nedenler var bilinmez ama bir azınlığın yüzünden maalesef insanlar belki de ülkemizin en önemli gününde samimiyete küstürülmektedirler. Aslında toplumsal hareketlerin meydana geldiği bütün mekânlarda bu türden vakaların gerçekleşmesi çok da anormal değildir, nefsi gereği ön planda olmak isteyenlerin, hakları gereği ön planda olması gerekenleri engellemesi bir toplumsal gerçektir. Lakin sorun olan bu toplumsal gerçekten memleketin zarar görmesidir. Muş iline ait 15 Temmuz Darbe Girişimini anma programlarının, belki de beklenenden sönük geçmesinin ana sebebinin arkasında bu sosyolojik gerçeklik yatmaktadır.”
SOSYOLOJİK GERÇEKLİK VE AJANSLARIN MUŞ HABERLERİ
Sosyolojik gerçekliliğin sonuçların belirlenmesinde etkili olduğunu kaydeden Palabıyık, “Yukarıda bahsettiğimiz sosyolojik gerçeklik maalesef sonuçlarında belirlenmesinde etkili olmuştur. Önceki yazılarımda yazdığım gibi 15 Temmuz Darbe Girişimi gecesi olan kalabalığın neden bir yıl sonra yeniden bir araya gelememesini sorgulamanın artık zamanı gelmiştir. Hep aynı kesimlerin hiç kimseyi işin içine dahil etmeyerek bir şeyler yapma çabasında bulunması lakin bunu da ellerine yüzlerine bulaştırmaları Muş ilimizin kaderi olarak görünmektedir.
Muş’un gelişememesinin ardındaki temel faktör de budur, bu ile yatırım yapabilecek kişiler, en iyisini ancak kendileri bildiği için, başka kesimlerden bir şeyler sorma nezaketinden oldukça uzaktır. Yapılanların toplumun yararına olmasından ziyade, bireylerin yararına bir çizgide ilerlemesinin Muş’a sağlayacağı hiçbir katkı yoktur. Bürokrasinin ve siyasetin bir araya gelerek ele alması gereken ilk sorun budur. AK Parti’nin bir hizmet partisi olması ve neredeyse yirmi yıla yaklaşan yönetim ağında milleti baş tacı yapması sayesinde gönüllerde bulduğu yer, korkarım ki ilimizde bir süre sonra kaybolacaktır. Bu ihtimal bile çok ürkütücü, İnşallah böylesine bir gerçeklik asla karşımıza çıkmaz, çıkma ihtimaline ise bizler izin vermemeliyiz. AK Parti’nin şanı ve sahip olduğu tecrübesi kimseye devredilemez ve hırpalanamaz. Muş halkı olarak, AK Parti’ye sahip çıkmalı lakin onu, yeniden hizmetin lokomotifi haline getirmeliyiz.
Yıllardır Muş ilindeki siyasi ve sosyal sorunların aynı olduğuna şahit olmak artık insanları huzursuz etmektedir. Bu huzursuzluğun merkezleri belli lakin bunu ortadan kaldırmak için yapılacakların neler olduğu da aşikâr olarak ortadadır. Ciddi uyarılar ve sonrasında atılacak adımlar, Muş iline gerçekten refah ve huzur getirecektir. Referandum sürecinde takip ettiğimiz siyasilerin yaptıkları hala zihinlerdedir. Sn Cumhurbaşkanımızın hayır çadırına gitmesine rağmen Muş AK Parti yetkililerinin Varto’da gönül kazanmak için hiçbir şey yapamadıkları bilinmektedir. Şükürler olsun ki yeni valimiz sn Aziz yıldırım, ilk ziyaretini Varto’ya yapmış ve bürokrasinin artık yöntem değiştireceğinin işaretlerini vermiştir. Burada esas mesele Varto değildir, muhteva farklılıkların nasıl bir payda da toplanacağı ile alakalıdır. AK Parti, bu ülkenin görmüş olduğu tarihten gelen en büyük mozaiktir. Sahip olduğu çeşitlilikler AK Parti’yi AK Parti yapmıştır. Şunu iddia edebiliri ki AK Parti bu ülkenin büyük Kürt partisidir, en büyük Türk partisidir, en büyük Laz partisidir, en büyük Müslüman yada gayri Müslim partisidir. AK Parti, bütün bu farklılıklarla birlikte Türkiye’dir. Bunlara rağmen AK Parti’nin bir merkeze sıkıştırılmasını gönlümüz de aklımız da kabul edememektedir. İşte bu yüzden Muş iline, Muş’a hizmet edecek isimler ve simalar hakim olmalı ve gerçekten halka hizmetkar olabilecek kişiler tarafından sahiplenmelidir. Muş’un çehresinin burada olduğum sekiz yıl boyunca aynı kaldığını görmek, biz akademisyenleri de üzmektedir” ifadelerini kullandı.
“İNŞALLAH ORGANİZE OLMAYI ÖĞRENMEDEN ÖNCE SAMİMİ OLMAYI ÖĞRENEBİLİRİZ”
15 Temmuz kutlamalarına değinen Palabıyık, “Ajanslara gelince ise tablo daha da üzücüdür, 15 Temmuz Darbe Girişimi gecesinde sesinin bütün ülkeye duyuran Muş için sadece “Muş`ta Valilik önünden Belediye Meydanına kadar saat 22.00`de yürüyüş düzenlenecek. Saat 00.13`te selalar okunacak” ifadesi yer almıştır. Diğer komşu illere bile daha fazla kelime ve karakter kullanılmıştır. Burada esas problem Muş’un nasıl tanıtıldığıdır. Postmodern dönemin balonları olan karakterler keşke Muş’un ajanslardaki tanıtımına daha fazla katkı sağlasalardı. Sosyolojik olarak “yokluk” düzeyinden denilebilecek bu tanıtımın, Muş’un 15 Temmuz Darbe Girişimi gecesinde gösterdiği performansına hiç yakışmadığını düşünüyorum. İnşallah organize olmayı öğrenmeden önce samimi olmayı öğrenebiliriz. Vesselam…” şeklinde konuştu.