15 Temmuz sürecini, Referandum, Kuzey Irak ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘FETÖ-PKK İlişkisi (2)’ konusunu ele aldı
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘FETÖ-PKK İlişkisi (2)’ konusunu ele alarak detaylı analizlerde bulundu. Daha önce paylaştığı konular ile ilgili hatırlatmalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “FETÖ’nün kolluk kuvveti olarak hareket eden PKK ile alakalı ilkyazımı 4 Ağustos tarihinde yazmıştım. Bu metin ile ilişkili olacağı için o yazıya da göz atmak faydalı olacaktır. Çünkü PKK’nın, FEÖT ile ilişkisinin düzenli olarak anlatılması ve gençlerimizin uyarılması belki en önemli görevlerimiz arasında olmalıdır” dedi.
“PKK CİDDİ ORANDA İRTİFA KAYBETMİŞTİR”
PKK’nın, Kürt milliyetçiliği üzerine oynadığı oyun ve özellikle kırsal alandan destek bulmasının artık yavaş yavaş sonlarına gelindiğini ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle PKK’nın güç kaybedişiyle birlikte FETÖ, FETÖ’nün güç kaybedişiyle birlikte PKK ciddi oranda irtifa kaybetmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, dikkat edilirse daha etkin ve başarılı operasyonlar gerçekleştirmekte ve PKK’nın hareket alanını daha da daraltmaktadır. Son yakalanan teröristlerin verdikleri ifadelere bakıldığında, PKK’nın nasıl bir durumda olduğu daha net anlaşılabilir. Peki, PKK neden geçmişte değil de şimdi ciddi kayıplar vermekte ve güç kaybetmektedir? Bunun sebepleri arasında tabi ki ilk akla gelen FETÖ’cu hainlerin ordumuzun içine sızmış olmalarıdır. Çeşitli yerlerde, “ordu güç kaybetti”, “bu kadar komutan nasıl yetişecek” gibi ifadelerin duyulmasının bir dönem yaşattığı endişe şimdi yerini başarıya bırakmıştır. TSK’nın güçlü savunma sistemi ve hedef ağı genişlemiş, böylece bilgi sadece kurum içinde kalmış ve PKK’lıların saldırıları önlenerek taarruza geçilmiştir. FETÖ’nün etkin olduğu dönemde, sınır karakollarımızda askerlerimize yapılan saldırıların şimdi yapılamaması, PKK-FETÖ ilişkisini anlamak için başat sebepler arasındadır.”
“KULLANMAKTA VE ONLARA İSTEDİKLERİNİ YAPTIRMAKTAYDI”
“Ayrıca, PKK’nın çeşitli yurtlara yaptığı saldırılar da yine göstermeliktir” diye kaydeden Palabıyık, “PKK’ya karşı görünmek için “okumuş gençlerimize saldırı yapıldı” gibi söylemlerle insanları kandıran FETÖ, aslında zihinlerde PKK gibi heterodoks değişiklikler yapmakta ve zeki çocukları, başka ülkelere hizmet için kullanmaktaydı. Bir örgüt gençleri dağ’da; diğer örgüt ise alan’da kullanmakta ve onlara istediklerini yaptırmaktaydı. Bir örgüt dini seküler bir yaşam tarzı ile birlikte düşünmekte ve dini bir kültür olduğu üzerine vurgu yapmakta; diğer örgüt ise çeşitli videolar izleterek yahut rüyalarda peygambervari emirler geldiğini ileri sürerek, gençleri kendilerine bağlamaktaydı. Asıl maksadın, her iki örgütün de başka yerlere hizmetini örtmek için olduğu aşikârken, 17-25 Şubat ve 15 Temmuz her şeyi gözler önüne serdi” ifadelerini kullandı.
“HER İKİ ÖRGÜT İÇİN DE VAZGEÇİLMEZ UNSURLARDIR”
Darbe girişimi süresinde, PKK’nın hiç eylem yapmaması ve süreci beklemesi de işin cabası olduğunu vurgulayan Palabıyık, “İşte bu yüzden PKK’ya söylenecek her sözün aynı zamanda FETÖ’ye de söylenmesi gerekmektedir. Amaçları ortak olan ama izledikleri yol açısından farklılık gösteren bu iki örgütün, değerlendirilme süreçleri aynıdır. Samimi Anadolulu aileleri ve onların çocukları, her iki örgüt için de vazgeçilmez unsurlardır. Devletin özellikle atacağı adımlarda, her iki örgütün faaliyetini önlemek için sosyal bağlamda benzer adımlar atması gerekmektedir.
Yerel anlamda daha az olsa dahi uluslararası bağlamda PKK’ya daha fazla destek veren FETÖ için alınacak kararların benzerleri PKK için de uygulanmalı, gençleri Kürt milliyetçiliğine götürecek bütün düzlemler kapatılmalıdır. Örneğin, FETÖ okulları için alınan tedbirlerin, PKK’nın kütüphanesi gibi çalışan yayınevleri için de alınması gerekmektedir. Dinin, çeşitli söylemlerle birlikte Öcalan’ın düşüncesine dayandırılması ve bu ideolojik yapılanmaların peri, doz gibi yayınevleri tarafından Kürt gençlerine sunulması kabul edilemez. Çünkü bu yaştaki gençler öğrenmenin odağında olduğu için, bizlerin mücadelesi çok uzun zaman almaktadır. FETÖ gibi beyin yıkayıcı söylemlerin kitaplarda yer alması ve bunların normalmiş gibi gösterilmesi tehlikeli ve geri dönülemezdir. Bu açıdan sosyolojik gözlemle bakıldığında PKK ve FETÖ için önlemlerinin birlikte alınması, gelecek nesillere pozitif katkı sağlamak için ilk pratik olmalıdır” şeklinde konuştu.