Belediye meydanında düzenlenen teröre tepki basın açıklamasına çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Dev ay yıldızlı bayrağın asıldığı ve dövizlerin açıldığı basın açıklamasında terör örgütü PKK’ya lanet edildi. Sloganların atarak hükümete destek veren katılımcılar, teröre karşı birlik ve beraberlik mesajları verdi.
Başta Kayseri’de ki hain bombalı terör saldırısı ve diğer saldırılara tepki gösteren platform bileşenleri adına ortak basın açıklaması okundu. Okunan açıklamada: “Bundan tam 3 yıl önce hain eller tarafından ülkemizde kirli bir teşebbüs işleme konulmuş ve 17-25 Aralık 2013 süreci olarak bilinen bu dönemde devletimizi dünya nezdinde itibarsız kılmak için FETÖ Terör Örgütü eliyle akıl almaz bir operasyon yapılmıştı. Terör, bu başarısız teşebbüsün yıldönümünde, 17 Aralık 2016 tarihinde bir kez daha hortladı ve bu sefer bir başka isimle, PKK maskesi altında, çarşı iznine çıkan savunmasız genç askerlerimize kıydı. Dağda ve çukurlarda çarpışma cesaretini kaybeden korkaklar, her zaman yaptıkları gibi yine pusuya yattılar, yine masumların savunmasız anlarını kolladılar ve sinsi yılanlara özgü taktiklere başvurarak herkesçe bilinen katliam mekanizmalarını harekete geçirip14 fidanımıza kast ettiler. Değerli basın mensupları, Bizler çaresiz ve ümitsiz değiliz. Milletimiz ümitsiz değildir. Ancak kabul edelim ki bugünlerimiz, tıpkı bundan 100 yıl önce yaşadığımız günlere benzemektedir. Bundan 100 yıl önce Çanakkale’de kahramanlık öyküleri yazan atalarımız, bugün aynı öyküleri torunlarının yazmasını beklemektedir. Şunu asla unutmayınız:1. Cihan Harbi henüz sona ermemiştir; İslam dünyası hakkında kötü emelleri olan işgalci Batı’nın karanlık yüreğindeki hırs henüz dinmemiş, işgal için topraklarımıza dikilen gözlerdeki umut ışığı henüz sönmemiştir. Hepinizin de bildiği gibi bugün pek çok İslam yurdu işgal altındadır. Çanakkale harbinde en çok şehit veren iki Osmanlı vilayeti olan Halep ve Musul kan ve gözyaşı içindedir. Düşman, umutlarımızındı bedenlerimizle birlikte yok olup gitmesini beklemektedir. 1. Cihan Harbinin karanlık günlerinde umudunu kaybeden ve mücadeleden vazgeçen İslam ümmetine seslenen Akif, aslında o sözleri ile yıllar öncesinden sanki bizlere seslenmektedir: “Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir. Davransana... Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin. Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz? Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz? Saygıdeğer basın mensupları, Kayseri’de hakikate canlarıyla şahitlik eden şehitlerimiz, herkese nasip olmayacak bir yüce makama kanatlandılar. Ne mutlu bu şerefe erenlere! Ne mutlu bu kutsal emanetin sahibi olan ailelere! O aileler ki, kışın ortasında ananın ayağında yazlık bir ayakkabı, babanın sırtında yamalı bir ceket, yavuklunun gözünde iki damla yaş olan aileler... O ailelere ki, biricik evladını kara toprağa verirken bile metanetini bozmadan, “Bir Memet gider bin Memet gelir! Vatana kurban olsun!” diyen aileler... O aileler ki “Bugün ağlamak yok! Ağlayıp da düşmanı sevindirmek yok! Vatan sağ olsun!” diyen aileler” denildi.
“SELÇUKLULARDAN, EYYUBİLERDEN, OSMANLILARDAN BAYRAĞI DEVRALMIŞ SON KUŞAK TORUNLARIZ”
Basın açıklamasının devamında ise şöyle denildi: “Değerli Muşlular, TürkiyeCumhuriyeti,90 yıllık bir taze devlet değildir; etrafımızdaki küçük devletler gibi geleneği olmayan bir gecekondu devleti hiç değildir. Bizler Selçuklulardan, Eyyubilerden, Osmanlılardan bayrağı devralmış son kuşak torunlarız. Sahip olduğumuz medeniyetin büyüklüğünün farkındayız. Taşıdığımız ağır sorumluluğun farkındayız. Ülkemizin dünya için ne anlama geldiğinin farkındayız. Bu şuura uygun bir devlet olamazsak yok olacağımızın da farkındayız. Bu sebeple bizler gaflete düşmeyeceğiz. Düşmanlarımızı sevindirmeyeceğiz. Dostlarımızı üzmeyeceğiz. Mazlumların sahibi, yoldaşı, dert arkadaşı olduğumuzu bir an olsun unutmayacağız. Ey bize farklı maskelerle saldıran özü bir alçaklar topluluğu! Sizlerin de kim olduğunuzu biliyoruz. Sizler, Selahattin Eyyubi’nin karşısında savaşan İngiltere Kralı Richard’ın torunlarısınız. Sizler, Sultan Muhammed Alparslan’ın karşısına dikilen Romen Diyojen’in lejyonerlerisiniz. Sizler, Selçuklunun büyük devlet adamı ve âlimi Nizamülmülk’ü katleden Hasan Sabbah’ın fedailerisiniz. Sizler, Fatih Sultan Muhammed Han’ın önünde hezimete uğrayan İmparator Konstantin’in beslemelerisiniz. Kıymetli basın mensupları, Bizi çeşitli tertiplerle birbirimize düşürmek isteyen bu lejyonerlere, bu beslemelere fırsat vermeyeceğiz. Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Türk’e kırdırmak isteyenleri sevindirmeyeceğiz. Alevi, Sünni çatışması yaratmak isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakacağız. Farklılıklarımızı ayrılık ve fakirlik değil, birlik ve zenginlik vesilesi kabul edip yarınlara umutla bakacağız. Asırlardır bir arada yaşadığımız kardeşlerimizle kol kola, omuz omuza yürüyeceğiz. Anadolu coğrafyasında ekmeğimizi, aşımızı bölüştüğümüz vatandaşlarımızla zor günlerin acılarını da paylaşacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte büyük Türkiye olacağız. Değerli basın mensupları, Yaşadığımız sancılı günlerde hiç kim senin politik ya da siyasi menfaatlerle hareket etmeye hakkı yoktur. Vatanını seven her görüşten insan sorumluluk alarak bir araya gelmeli, şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak her türlü provokasyondan uzak durulmalıdır. Gün, ayrı-gayrı olma günü değildir; gün, şehit ailelerinin kederlerini paylaşma, geride kalanlarla dayanışma içerisinde olma ve yine merhum Akif’in diliyle bu cennet vatanın sahibi bizleriz diyerek dünyaya haykırma günüdür: “Sahipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar... Uğraş ki: telafi edecek bunca zarar var. Bu duygu ve düşüncelerle aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun!” Yapılan basın açıklamasından sonra katılımcılar sessiz bir şekilde dağıldı.