Basın mensupları ile İHD arasında düzenlenen istişare toplantısına yoğun katılım gerçekleşti. İlk toplantılarında, ilk basın açıklamalarını da yapan İnsan Hakları Derneği, SOMA faciasını gündeme aldı. İHD Muş Şube Başkanı Av. Muhammed Aksoy, düzenlenen toplantı öncesinde yaptığı açıklamasında, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de ilimizin tüm dinamikleri ile irtibat halinde olacaklarını ifade etti. İHD’nin kapılarının sürekli açık olduğuna değinen Başkan Aksoy, tavırlarının ve mücadelelerinin asla değişmeyeceğinin altını çizdi.
İHD Muş Şube Başkanı Av. Muhammed Aksoy, daha sonra basın açıklamasını okudu. Aksoy açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “İnsan hakları derneğinin yeni yönetimi olarak: 1-İnsan hakları derneğinin bugüne kadar gerçekleştirmiş olduğu ve üzerinde durduğu tüm hak ihlallerinin çözümü noktasında aynı noktada olduğumuzu belirtmekle birlikte daha aktif çalışmanın ve derneğin daha ileriye taşıma adına uğraş verileceğini belirtiriz. 2-Bugüne kadar yer altı ve maden ocaklarında yaşamını yitiren emekçi madenci işçilerimizi saygıyla anmakla birlikte Soma’da yaşanan işçi katliamının arkasında yatan tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması noktasında bu davaya müdahil olacağımızı belirtiriz. Ülkemizin ILO 176 no’lu sözleşmesine taraf olmadan sözleşmeyi onaylamadan bunun ruhuna uygun önlemler alınmadan, madenlerde yeterli önlemlerin alınmasının güç olduğunu her fırsatta söylüyoruz. Bize göre özellikle madenlerde bu iş kazalarının önlenmesi için bu sözleşme onaylanmalı ve iç hukuka aktarılmalıdır. 3-İşverene belli yükümlülükler getiren bu sözleşmede işverenler, iş sağlığı ve güvenliğine her zaman maliyet unsuru olarak bakar. Bu maliyetten kaçınmak için. Türkiye`de taşeronlaşmanın bütün iş kollarında yaygın olduğunu biliyoruz, maden ocaklarında da taşeron işçi var. Taşeron işçi uygulaması, sendikasız, örgütsüz, bir bakıma köle koşullarında çalışma anlamına geliyor. Taşeron işçiler, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalışıyorlar. İş kazalarına, meslek hastalarına herkesten daha çok açıklar. Tabii ki 176 numaralı sözleşmenin onaylanması taşeronlaşma sorununu çözmez ancak onaylanırsa ileri bir adım atılmış olur. Dünyanın en iyi yönetmeliğini de çıkarsanız uygulama kısmı çok önemli. Denetimlerin etkin olması gerekiyor. İşverenin de bunları uygulaması gerekiyor. İş sağlığı ve güvenliği her şeyden önce bir kültür meselesi; işverenin, işçinin sağlıklı çalışma ve yaşama hakkının bir insan hakkı olduğunun bilincinde olması gerekiyor. Bir Avrupa Birliği ülkesinde biz bu tür sorular sorduğumuz zaman işverenin uygulamaması gibi bir şey söz konusu olamaz. Alınacak uzun bir mesafe var. Böylesine zor ve riskli bir işkolunda, çalışanların sağlığı ve güvenliği, alınacak önlemler ve yapılacak yatırımlar son derece önemlidir. Ülkemiz madencilik sektöründe meydana gelen iş kazalarının ana nedenlerinden biri, iş güvenliğiyle ilgili gerekli yatırımların yeterince yapılmamasıdır. Kısa sürede yüksek kar sağlamak amacıyla yapılan üretim projeleri, hızlı ve yüksek kazanç için üretim zorlamaları, böylesi kazalara davetiye çıkarmaktadır. 4.İşçi katliamının yaşanmasında birinci derecede sorumlu kuruluşlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’dır. 5-Yine kamuoyunun yakındın takip ettiği ve her birimizin vicdanlarını sızlatan çocukların cinsel istismarı ve çocuk katliamının önüne geçilememesi Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BMÇHS)’nin 34. Maddesinin yerine getirmediğini ortaya koymaktadır. Madde uyarınca, “Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suiistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle: a) Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını; b) Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini; c) Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini, önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar. ”ilgili maddeler uygulansaydı bugün cinsel istismar olayları bu denli artmayacaktı ve çocuklarımız canice bir hisle öldürülmeyecekti. Yine erken yaşta ‘’çocuk gelinlerin’ önüne geçmek adına toplumun derneğimize ihbarlarda bulunmasını ve bu konuda yine gereken adımların derneğimizce atılacağını belirtmek isteriz. 6-Bölgemizde yaşanan ve yaşatılan ‘’faili meçhul cinayetlerin’’ araştırılması ve bu kapsamda tüm faillerin yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmaları adına yönetimdeki avukat arkadaşlarımızla gerekli olan tüm hukuki emeği sarf edeceğimizi de belirtmekle birlikte bu davalara müdahil olacağımızı hukuki yardımlarda bulunacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. 7-İlimizde ve ülkenin dört bir yanında yapılan HES’ler ve barajlarla ilgili gerekli olan tavrımızın, mücadelemin süreceğini ve bu doğa katliamının önüne geçmek için sonuna kadar eylemselliğimizin devam edeceğini ve yukarıda saydığım ihmaller ve katliamlar dışında tüm hak ihlallerinin önünde duracağımızı tüm kamuoyu ile paylaşırız”
İHD’nin yeni yönetimi şu isimlerden oluşuyor; Yönetim Kurulu Başkanı Av. Muhammed Aksoy, Av. Tarık Güneş Şube Sekreteri, Av. Turgay Tuncer Üye, Mehmet Işık Mali Sekreter, Burhan Işık Yönetim Kurulu Üyesi, Ali Demir Yönetim Kurulu Üyesi ve Müjde Söylemez Yönetim Kurulu Üyesi.