Menü Muş Şark Haber
Tarih: 28.10.2017 15:01
MÜFTÜ NİKÂHI VE TARTIŞMALAR

MÜFTÜ NİKÂHI VE TARTIŞMALAR

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Müftü Nikâhı ve Tartışmalar’ konusunu ele alarak detaylı analizlerde bulundu. “Kavramlar üzerinden yapılacak tartışmaların sonuç alınabilirlik açısından bir getirisinin olmadığı yahut olduğu, pratiklere göre şekillenebilir” diye ifade eden Palabıyık, “Eğer tartışmalar toplumsal anlamda refaha ve huzura bir katkı sağlıyorsa pozitif bir sürecin bizleri beklediği açıktır lakin bu tartışmalar kısır döngü bir hal alıyor ve neticelenmiyorsa da bu negatif sürecin sonlanması gerekmektedir. Ülkemizdeki tartışmaların da genellikle bu minvalde seyrettiğini söyleyebiliriz. Bize katkısı olmayan tartışmaların ülke gündemini işgal ettiği sürece, önemli problemlere çare bulmak daha da zor hale gelecektir. Müftülere verilen nikâh yetkisi de böyle bir tartışmadır ve toplumsal şartlar gereği olması gereken bir durumun, bu kadar dillendirilmesinin de anlaşılması zordur. İslam geleneğinden gelen bir millet olduğumu için İslami usullerin uygulanması açısından bir yanlışlığın görülmemesi ve bunun bir hak olarak devam ettirilmesi kadar doğal bir durum da söz konusu değildir. Daha doğrusu bu bir tercih meselesidir ve birey, inancına göre bu tercihi kullanma hakkına sahiptir” dedi.

“NİKÂHIN MÜFTÜ TARAFINDAN KIYILMASININ DA HİÇBİR SAKINCASI YOKTUR”

Nikâhın temel bağlamı kadın ve erkeğin birlikte yaşayabilmelerinin resmi olarak kabul edilir hale gelmesi olduğunu kaydeden Palabıyık, sözlerine şöyle devam etti: “Kanunların verdiği yetkiler çerçevesinde kıyılan nikâhın Müftü tarafından kıyılmasının da hiçbir sakıncası yoktur. Bölgesel değerlendirmeler dikkate alındığı takdirde bireylerin tercihleri bunun sonucunu belirleyecektir. Bu tercihlerin dile getirilmesinin de laiklik ile uzaktan yakından alakası mevcut değildir. Laiklik bir sistemdir ve bu sistemin temel amacı, yönetim ile alakalı olarak alından devlet kararlarının dini bir vecibeye sahip olmamasıdır. Açık söylemek gerekirse, din adamlarının devlet yönetimine karşı çıkan bir ifade biçimidir. Batı’da ortaya çıkan bu görüşün geçmişi, devlet yönetiminde söz sahibi olan din adamlarını engellemek ve kilisenin gücünü kırmak maksadı taşımıştır. Kilisenin, tüm söylemlerinin kutsal otoriteye dayandırarak hareket etmesi ve alınana kararları uygulaması, laiklik ihtiyacını ortaya koymuştur.”

“NİKÂHIN MÜFTÜ TARAFINDAN KIYILMASININ DA HİÇBİR SAKINCASI YOKTUR”

Kilisenin yanlışı asla yoktur ve dedikleri asla tartışılmamalıdır. Bunun sonu bir felakettir ve ölüm en basit çözümdür” diye aktaran Palabıyık, şunları söyledi: “Burada temel vurgu her türlü yetkiyi alan kilisenin sorumlusunun, yasaları da kutsal otorite adına idare ediyor olmasıdır. Kanunlar bizzat Tanrı tarafından belirlenmiştir ama bunun uygulayıcısı Papa ve ona tabi olanlardır. Bu sistemin geri planda bırakılması için laiklik, siyasal bir tercih olarak kabul edilmiş ve halkı yönetecek kanunların, Tanrısal iradeden arındırılması gerekliliğine kanaat getirilmiştir. Müftü nikâhında ise ilahi bir yetki yoktur. Nikâhı kıyan birey devletin görevlendirdiği bir şahsiyettir. Bu birey kutsal bir otorite tarafından seçilmiş değildir ve bu otoritenin kanunları uygulanmayacaktır. Kanunlar devletin kanunları olacaktır ve birey de devletin ona verdiği haklara göre bir uygulama yapabilecektir. Müftü nikâhının temel mantığı budur. Bu pratiğin arkasında başka bir bağlam aramak yahut yorumlamak oldukça yanlış ve saptırıcıdır.

“TOPLUMU YANLIŞ YÖNLENDİRMEK DOĞRU DEĞİLDİR”

Eski Türkiye’nin klişe sloganı olan “Laiklik elden gidiyor” yahut “Şeriat devleti kurulacak” gibi yanıltmaların meşru bir zemini bu bağlamda imkânsızdır. Çünkü kanunların verdiği yetkinin sınırı yine kanunlar tarafından belirtilmiştir. Resmi kanun, bir sınır çizdikten sonra da Müftülerin dahi olsa bu sınırın dışına çıkması mümkün değildir. Birey, isterse müftülüğe başvuracak ve buradan da nikâh tarihi alabilecektir. Geriye kalan bütün prosedür ise aynıdır. Bu perspektiften bakıldığında, kanunlar oradayken, toplumu yanlış yönlendirmek doğru değildir. Çocuk gelinlerin önünü açacak iddiası ise tamamen asılsız kalmaktadır. Çünkü resmi kurallar evlenme yaşını belirlediği için, nikâh yapabilme de bu yaş ile ancak mümkündür. Müftüler ise sadece nikâh şartlarını yerine getirebilen kadın ve erkeği evlendirebilecektir.  Resmi nikâh sonrası yapılan imam nikâhının da bu süreçle uzaktan yakından alakası yoktur. Müftü nikâhı kıyılsa dahi isteyen birey imam nikâhını yine yaptırabilir. Bu açıdan bakıldığında artık ülke gündeminin daha önemli ve dünyayı ilgilendiren konularla ilgilenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —