Muş Emek ve Demokrasi Platformu’nun düzenlediği Uludere (Roboski) yürüyüşüne katılan HDP Genel Başkan Yardımcısı ve Muş Milletvekili Demir Çelik, “Yargının bağımsızlığı yalanıyla bizi kandıramazsınız. Vesayetinize tabi tuttuğunuz ve polisin hazırladığı tamamıyla gerçek dışı iddialarla kardeşlerimizi tutuklamaktan dava açmaktan vazgeçin. Yoksa biz hepimiz birer bomba olur, sizlerle birlikte geleceğimizi karartırız” dedi
Muş Emek ve Demokrasi Platformu, Uludere (Roboski)’de savaş uçaklarının bombardımanı sonucu ölen 34 kişi için yürüyüşlü eylem düzenledi. Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yönetiminin ve çok sayıda kişinin katıldığı protesto yürüyüşü Cumhuriyet caddesinden belediye meydanına kadar devam etti. Polis, izinsiz yürüyüşün düzenlendiğini belirterek pankart, slogan ve yol işgalinin olması halinde müdahale edeceği söylemleri üzerine kısa süreli gerginlik yaşandı. Polis eşliğinde belediye meydanına kadar yürüyen grup daha sonra pankartlar açarak sloganlar attı. DBP Muş Eş Başkanı Nursel Yiğit’in basın açıklamasından sonra HDP Genel Başkan Yardımcısı ve Muş Milletvekili Demir Çelik, bir konuşma yaptı.
“15 Eylül’den buyana bugün 106’ncı gününde olan bir tarihi destan Kobani’de Rojava’da yazılıyor.” Diye belirten Çelik, şunları söyledi: “Bu destan insanlık için, adalet için, özgürlük için yazılan destan olmasına rağmen, AKP’nin yetkilileri Cumhurbaşkanı, Başbakan oradaki katliama uğrayanlar Kürt olduğu için, saldıranlar IŞID çeteleri olduğu için göz yumuyorlar. Biz Kobani düşmesin, insanlık değerleri ayaklar altına alınmasın diye 6 Ekim’de 7 Ekim’de namusumuz için, kimliğimiz için, dilimiz için alanlardaydık Kobani’ye sahip çıktık, sahip de çıkacağız. O günlerde statüsü için, dili kimliği için sokağa çıkanlar terörize edilip, iradesi kırılıp teslim alınmak istendiler. On binlerce insanı gözaltına alıp, içlerinde şu anda yaşlı, hasta, engelli olmak üzere bin arkadaşımız tutsak. Dün onlardan 81 kişinin tutuklandığı Muş Cezaevinde arkadaşları ziyaret ettim. Her birinin hukuksuz alıkonulduğu gerçeğine rağmen davaları uzatılıyor. Onların aylarca yıllarca cezaevinde kalmasına göz yuman irade, göz yuman yargı Varto’da 6 Ekim günü katledilen beraberinde Türkiye’nin dört bir yanında polisin ateşli silahlarıyla katledildiği tespit edilen 40 arkadaşımızın katilleri bulunacağına, idari siyasi yargısal soruşturma açılacağına taş attı diye, slogan attı diye çocuklarınız, kardeşleriniz, komşularınız bugün cezaevinde.”
Yürüyüşlerin engellenmesinin kimsenin haddine olmadığının altını çizen Çelik, “Bu adalet değil, adı Adalet Kalkınma Partisi olan AKP’nin faşizmidir, faşizman uygulamalarıdır. Roboski gibi bir günde Valinin de, Kaymakamın da, Emniyetten insanların da yanımızda olması gerekirken, bizim yürüyüşümüzü engellemek onların haddine değil. Cuma günü Muş Alparslan Üniversitesi öğrencileri Roboski’yi protesto etmek için polisin, jandarmanın baskısına maruz kalmış, soruşturmayla tehdit edilmişlerdir. Üniversiteler bilimsel eğitimin yerine getirildiği özgür, özerk kurumlardır. Onlar ancak mesleki ve yetkinlik üzerine performans geliştirici bir mekandadır. Onları kanunla, yasakla tehdit ederek, korkutarak teslim alamazsınız, alamayacaksınız. Sizin aracılığınızla Kaymakamlara, Valilere sesleniyorum. Yargının bağımsızlığı yalanıyla bizi kandıramazsınız. Vesayetinize tabi tuttuğunuz ve polisin hazırladığı tamamıyla gerçek dışı iddialarla kardeşlerimizi tutuklamaktan dava açmaktan vazgeçin. Yoksa biz hepimiz birer bomba olur, sizlerle birlikte geleceğimizi karartırız. Yazıktır, günahtır, ayıptır, bu halkın bu coğrafyanın artık barışa özgürlüğe ihtiyacı var.” Dedi.
“MUŞ’TA BU OLAYLARIN İÇERİSİNDE”
Cizre’deki olayın bir oyun olduğunun altını çizen Çelik, Muş’unda bu olaylar içerisinde olduğunu vurgulayarak: “Barıştan korkan savaştan beslenenler Cizre’de, Muş’ta oyunun içindedirler. 12 yıldır iktidarda olan 13’ncü yılına giren AKP bize haklarımızı vermedi, vermeyecek. Özgürlüklerimizi sağlamadı, sağlamayacak. Çünkü onlar iktidar için, para için, mal için bizi kandırmaya alışacaklarını, alıştıracaklarını sanıyorlar. 17 Aralık, 25 Aralık hırsızlık, yolsuzluk. Onların alınları da 17-25 Aralık’ın yolsuzluklarının lekesi, Kobani’de şehitlerin, Roboski’de katledilen 34 Kürdün kan lekesi var. O kanı temizlemeden bize İslami duyarlılıklarla karşımıza çıkmasın diyoruz.” Şeklinde konuştu. Yapılan konuşmadan sonra Uludere’de ölenlerin tek tek isimleri okunarak sloganlar atıldı. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı basın açıklaması daha sonra olaysız bir şekilde son buldu.