TEMA Vakfı Muş Temsilcisi İhsan Aytemiş, “Çevre Ekoloji ve Yerel Yönetimden Beklentiler” adı altında sunum yaparak Muş’ta her yıl tonlarca toprak kaybının olduğunu ve Murat Nehri’nin Fırat ile birleşince yılda 108 milyon ton toprak taşındığını söyledi
TEMA Vakfı Muş Şubesi ve Muş Tabipler Odası’nın ortaklığında düzenlenen panelde bir sunum yapan TEMA Vakfı Muş Temsilcisi İhsan Aytemiş, “Çevre Ekoloji ve Yerel Yönetimden Beklentiler” adı altında açıklamalarda bulundu. Her yıl Muş’ta her yıl tonlarca toprak kaybının olduğunu ifade eden Aytemiş, “Murat nehri Fırat ile birleşince yılda 108 milyon ton toprak taşımaktadır. Yeşil ırmak ise yılda 55 milyon ton toprak taşıyor. Kısaca her yıl 2O tonluk 70 milyon kamyon dolusu, diğer bir ifade ile 500 milyon tonu tarım alanlarından olmak üzere 1 milyar 400 milyon ton toprağımızı erozyonla kaybediyoruz. Resmi kayıtlara göre, Muş’un 358 köyünden 93’ü orman köyü olmasına rağmen yarısından fazlasında ormandan belki eser bile kalmamıştır. İnsanlarımızın ağaca, ormana karşı olan duyarsızlığı, hatta düşmanlığı sonucu ormanlarımız her geçen gün yok olmaya devam etmektedir. Ormanlarımız fütursuzca tahrip edilmekte, gerekli gereksiz binlerce ağaç kesilmektedir. Yerine yenisi dikilmediği gibi, kesilen ağaçların ve tahrip olunan ormanların kalıntıları ve kökleri sökülerek yok edilmektedir.” Dedi.
“Yanlış tarımsal uygulamalar sonucu verimli topraklar da yok edilmekte”
Bilinçsiz ve kontrolsüz mera otlatmaları ile bitki örtüsünün adeta bitildiğini ifade eden Aytemiş, yaptığı sunumda şunları söyledi: “bir taraftan ormanlar, yeşil bitki örtüsü ve doğa varlıkları yok olurken, diğer taraftan da hızla artan nüfus, çarpık kentleşme, teknik önlemler almayan sanayileşme, kimyasal madde üretimi ve kimyasal maddenin belki de dozajını aşarak birçok yerde kullanımı, derken adeta çölleşmeye doğru gitmekteyiz. Bunların sonucunda enerji, oksijen yani temiz hava yok olmaya yüz tuttuğu gibi, insanların tüketim anlayışının kötüye gitmesiyle sera gazları atmosfere salınarak küresel ısınmaya neden olmuştur. Bunların sonucunda enerji, oksijen yani temiz hava yok olmaya yüz tuttuğu gibi, insanların tüketim anlayışının kötüye gitmesiyle sera gazları atmosfere salınarak küresel ısınmaya neden olmuştur. Küresel ısınmayla küresel iklim değişiklikleri meydana gelmiştir. Küresel ısınma bilimsel ifade ile yüzde elli (%50) Karbondioksit, yüzde elli (%50) ise Hali karbonlar, metan, ozon, azot oksitler ve diğer gazlar sebep olmaktadır. Tüm bu bilimsel bilgilere göre önlem alınmadığı takdirde Türkiye 30 yıl sonra çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bütün bu tahribatkâr ve gaddar olan zihniyetin sonucu kaybolan geleceğimizi kurtarmak için geç kalmış sayılmayız. Yapılacak daha çok şey var.”