Cuma günü İstanbul Saraçhane Parkı`ndaki eylemlere destek verecek "Mısır Gönüllüleri", Muş’ta birçok sendika ve Muşlular tarafından belediye meydanında karşılandı. Grup adına basın açıklaması yapan Bilal Tarhan, "Mısır Direnişleri Destek Konvoyu" adıyla Van`dan yola çıkan grubun Bitlis`in ardından sırasıyla Muş, Bingöl, Elazığ, Malatya, Kayseri, Ankara ile Kocaeli yol güzergahını kullanarak İstanbul Saraçhane Parkı`na varacağını söyledi. Mısır`da seçimle göreve gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi`nin gayri meşru yöntemle görevinden alındığını, buna tepkilerini dile getiren Mısırlı Müslümanlar ve darbe karşıtlarının da şiddete başvurmaksızın eylem haklarını ortaya koyduklarını hatırlatan Tarhan, "Darbe zihniyeti ve onun destekçileri bu gösterilere tahammül edemeyerek, binlerce Müslüman`ı katletti. Bu katliam serisi hala devam ediyor" dedi. Dünyanın gözü önünde yaşanan katliamlara ABD, İsrail gibi birçok ülkenin kör, sağır ve dilsiz kesildiğini ifade eden Tarhan, Türkiye hükümetinin meseleye onurlu bir duruş sergilediğini, diğer İslam ülke liderleri ve Birleşmiş Milletleri aynı duruşa sahip olmadıklarını söyledi.
Türkiye`nin bir çok şehrinde katliamın telin edildiğini bildiren Tarhan, şöyle konuştu: " Bugün Van ilinden “Mısır Gönüllüleri Platformu” olarak “Musa’yı Bekleme al Asanı Yola Çık…!” sloganıyla yola çıkan yüreği İslam ve insanlık sevdasıyla dolu, İbrahim’i yakan yakmak için hazırlanan ateşe su taşıyan karınca misali kervana katılan ve yeni katılımlarla büyüyerek İstanbul’a, Adeviyenin kardeş meydanı SARAÇHANE’ye destek amacı ve kutlu bir sevdayla yürüyen, bu amaçla aramızda bulunan kardeşlerimize binlerce selam olsun. Allah Bahtlarını ve yollarını açık sevaplarını ziyadesiyle yazsın. Kardeşlerimizin bu kutlu yolculuğunda desteğimizi vermek ve sadece onların değil dünya coğrafyasının tüm bölgelerinde yer alan mazlum ve mustazafların yanında yer aldığımızı beyan etmek, şahit olmak için bu alanda toplanmış bulunmaktayız. Mısır’da, ırkçı emperyalizmin desteği ile ve silah zoruyla yönetime el koyan darbeciler, geçtiğimiz günlerde başta Adeviyye ve Nahda meydanları olmak üzere, Mısır’ın tamamında yeniden ve sürekli olarak katliama başladılar. Darbe yönetimi, keskin nişancıları da kullanarak dört binden fazla insanı kurşunlarla ve yakarak şehit ederken on binlerce insanı da yaralamıştır. Adeviyye, Nahda ve Ramses Meydanları’nda sergilenen bu kanlı katliam, daha önceki müdahalelerde olduğu gibi canlı yayında tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşmiştir. Darbeye karşı direnişin sembolü olan Adeviyye Meydanı, adeta kan gölüne çevrilmiştir. Başından itibaren, bu darbe süreci karşısında Batı’nın ikiyüzlülüğü ve çifte standartçılığı gün gibi aşikâr olmuştur. Biz inanıyoruz ki, yaşanan süreçte ABD, AB, İsrail ve Zenginlikten Şımarmış Körfez Ülkelerinin (Suudi Arabistan Dubai, B.A. Emirlikleri, Ürdün, Katar gibi sözde İslam Ülkeleri) Krallarının desteği olmasaydı Mısır’da ne darbe gerçekleşirdi ne de bu katliamlar yaşanırdı. Bu böyleyken, sadece ve sadece darbe yönetiminin görünürdeki temsilcisi Sisi’yi eleştirmek ve kınamak, gerçek katilleri örtbas etmektir. Türkiye cumhuriyeti hükümetinin meseleye bakışını olumlu bulmakla birlikte yeterli görmemekteyiz. İran İslam cumhuriyetinin ise yüreklerimizi burkan Suriye politikasını mısır mücadelesinde sergilememesi için Müslümanlar olarak onları uyarmak görevimiz olmalıdır. Her devletin kendi çıkarları için adına strateji dedikleri gizli planları vardır. Ancak mazlum ve mustazaf halkları ezen, katleden, sürekli bir işkence yok etme sürecini dayatanlara karşı sessiz kalanlara sitem hatta isyan etmemiz makul görülmelidir. Sitem ve isyanımız onların ümmet safında mazlumun yanında görünüyor olmalarıdır. Geçtiğimiz Cuma günü, Sina Yarımadası’nda görgü tanıklarının ifadesiyle, İsrail’e ait İnsansız Hava Araçları kullanılarak yapılan katliam Mısır Ordusu’nun hangi güçlerle birlikte hareket ettiğinin bir göstergesi olmuştur. ABD’nin Mısır Ordusuna İsrail’in güvenliği karşılığında her yıl yaptığı yardıma devam etmesi ve cuntanın yaptığına darbe bile diyememesi de temel insan hak ve özgürlükleri noktasında hangi safta durduğunun yeni bir ifşasıdır. Adeviyye ve Mısırın tamamında yapılan katliamlarda tetiği çektiren, ırkçı emperyalizmden başkası değildir. Mısır’da işletilmeye çalışılan darbe süreci de, Suriye’de yaşanılan iç savaş da, Irak’ta patlayan bombalar da aynı merkezin kontrolündedir. Dökülen kanın arkasındaki tek gerekçe, terörist İsrail’in bölgedeki varlığını teminat altına almaktır. Bu gerçek, bu coğrafyanın her insanı tarafından mutlaka fark edilmelidir. Suriye’de, yüzbinlerce insan öldürülürken kılını kıpırdatmayan sözde medeni dünya, coğrafyamızda yeni bir cephe açmak istemektedir. Suriye’de Mısır’da, Filistin’de, Afganistanda, Myanmarda, Tunusta, Çeçenistanda ve diğer coğrafyalarda dökülen her damla kan, zalimlerin kabusu olacak ve emperyalist hesaplarını alt üst edecektir. Değerli Muş halkı, bugüne kadar Müslümanlara demokrasi, insan hakları, hukuk dersi vermeye kalkan ABD ve Avrupa ülkeleri her fırsatta Müslüman halklara terörist damgası vurmuştur. Mısır’da halkın çoğunluğu tarafından seçilen bir iradeyi kendi çıkarlarına uymadığı için kabullenemeyen Batı, kendi ilkelerini çiğnemiş, zora düştüğünde kendi putunu yiyen Mekke müşriklerinden farkı olmadığını göstermiştir. Batı’nın tek derdi, çıkarlarını ve imtiyazlarını garantiye almaktır. Küresel emperyalizm, çıkarı varsa demokrat olur, çıkarı varsa kraldan yana olur, çıkarı varsa askeri yönetimden yana olur. Binlerce şehit ve on binlerce yaralı verdiği halde silaha başvurmayan ihvanı, terörist ilan eden Batı ülkeleri, durmadan öldüren cunta hükümetini, yani gerçek teröristleri ise demokrasi yanlısı olarak görmüştür. Mısırda yaşanan süreç Batı’nın demokrasi maskesini bir kez daha düşürmüştür. İlahi ferman, bir kez daha tecelli etmiştir: küfür tek millettir. Müslüman halklar, cuntanın sadece ABD ve Avrupa tarafından desteklenmediğini, Arap kukla devletleri ve emirliklerin de darbeden hemen sonra cuntaya milyar dolarlar akıttıklarını biliyor. Sıranın kendilerine gelmesinden korkan Arap kukla yönetimlerinin bu korkuları fayda vermeyecek, şehitlerin kanlarıyla beslenen İslami uyanış süreci onları da saracaktır. Zalimler bilsin ki İhvan’ın bütün liderlerini gözaltına alsanız, hapishaneleri doldursanız bile, onlar asla doğru bildiklerinden vazgeçmeyecekler. Mısır halkı, özgürlük şerbetinin tadına, Hüsnü diktatörünü gönderirken bakmıştı. İnsanlık artık uyumuyor. Müslüman halklar yüzyıllar boyu uyudukları uykudan uyanıp, üzerlerindeki tozları silkeleyip ayağa kalkmanın, direnmenin sancısını çekmektedirler. Evet bu yeniden yeni bir kutlu doğumun gerçek devrimin gerçek sancılarıdır. Ve “Onlar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” Ey Müminleri sindirerek onların söz sahibi olmalarını engelleyen Firavun Çocukları! Dün Seyyid Kutuplar sizden korktular mı ki bugün onların çocukları sizden korksun. Ey alçakça öldürenler! Dün alçakça öldürdüğünüz H. El Benna sizden çekindi mi ki bugün onları torunları sizden çekinsin! Ey Dar Ağaçlarında Abdullah Udehleri A. İsmailleri sallandıran siyonizmin uşakları, onlar sizden özürmü dilediler ki onların çocukları sizden özür dilesin. Ey Rabi’atül – Âdaviye’nin rengini kızıla çeviren İhvan ın yiğit erleri! Siz özgürsünüz o meydanlarda. Özgürsünüz demir parmaklıklar arkasında. Özgürsünüz Ramses meydanında Özgürsünüz Sinada, Kahire’de. Ey Filistinli yetimlere erzak kapısını kapatan Amerikan uşağı Bilim adamı ve General bozmaları! Dün o kapıları kıran Yahya Ayyaş’lar, İzzeddin Kassam’lar, Abdulaziz Rantisi’ler size bir parça ekmek için yalvardılar mı ki. Bugün intifadanın çocukları yetimleri size ekmek için yalvarsın. Ey iktidarını dünya müstekbirlerinin ve onların uşaklarının para-petrol gücüne bağlayan Ortadoğu kralları-prensleri! Kapattığınız kanalların yerine zalim darbeciler için para kanalları açın. O kanalarda boğulacağınız günler yakındır. Ey işkenceci sadist ruhlar. Dün işkencelerle vücudunu köpeklere saldırttığınız Zeynep Gazali sizden acıma diledi mi ki bugün onun kızları sizden acıma dilesin. Ey selefi kardeşler dün İmam Teymiye, Ahmed Bin Hanbeller zindanlarında ömür çürüttükleri zalim yönetimlere destek verdiler mi ki sizler bugün zalim yönetimlere destek verdiniz. Ey belamlar, ayetleri az bir paha karşılığında satanlar, Belam Bin Bauralar tarihin çöplüğünde size ayrılan yeri korumaya devam ediyorlar bekleyin ve görün nasıl bir inkılabın sizi devireceğini. Ey Nil’in kadim kenti Mısır… Ey Fırat’ın nazlı kenti Bağdat… Ey Güneşin kanlı şehri Şam… Ey Yetimlerin kenti masum ve mazlum Gazze… Ey Esir beldemiz Kudüs-Grozni…-Ey Katliamın adı Halepçe sizin meydanlarınız alanlarınız boşalmadıkça dünya Müslümanları da kendi vatan alanlarını terk etmemelidirler. Adımız Müslüman Ufkumuz Ümmet ise bu eylemler, bu direnişler namaz gibi, oruç gibi, Zekat gibi bir farizadır üzerimize. Şiddete bulaşmadan dualarımız ile, sloganlarımız ile, şarkılarımız-marşlarımız –ezgilerimiz ile yürüyüşlerimiz ile bu meydanları terk etmeyeceğiz. Ey Mümin kardeşler müşrik düzenlere karşı gövde gösterisi helal-mübahtır. Mazlum haklarını yanında olduğunuz göstermek için gösterin birlikteliğinizi. Ey İstanbul, Diyarbakır, Ankara, Ey Anadolu hala sorgulamaz mısın kendini; İhvana sıkılan kurşunda, Gazze’ye atılan bombada senin parasal desteğin yok mudur? Atıver sofrandan kolaları, atıver evinden Siyonist güçlerin ürünlerini, çekiver bankalarından paranı, yakıver onların uşaklarına verdiğin oyları, Kapitalizmin kalelerini tek tek düşürmeden Müslümanların başındaki zulümlerin bitmeyeceğini bilmiyor muyuz? Ey kardeşler hala sorgulamaz mıyız; Cuma çıkışıyla ve basın açıklamalarıyla yapılanların artık yeterli gelmeyeceğini. Bir Hafta-Bir ay dışarda sokakta yatsak ne olur? Yavrumuzu daha az görsek, daha az okşasak başlarını ne olur? kardeşlerimiz çocuklarının kanlı bedenlerini kucaklıyorlar, günlerce, aylarca hatta yıllarca evlerinden barklarından uzaklar, bazılarının artık bir barkı, başını okşayacağı bir çocuğu bile yok!!! Bak işte Filistinli, Miyanmarlı, Somalili, Gazzeli, groznili, Bağdatlı, halepçeli çocuklar, yetimler yıllardır dışarda-sokakta. Bizim evrenselliğimiz- ümmetçiliğimiz Cuma eylemleri ile-basın demeçleriyle ve kısa mesaj yardımlarıyla sınırlı kalmasın artık. Müslümanlar artık gaflet uykularından uyanmalı, birilerinin aramıza soktuğu nifak tohumlarını, küçük çekişmeleri bırakarak bir araya gelmeli ve güç olmalıyız. Bizler Bölge (Muş’lu) müslümanları olarak, Mısır’daki kardeşlerimizin direnişi zaferle sonuçlanana kadar bu onurlu direnişin yanında olacağımızı tüm dünyaya haykırıyor, yüzlerce şehit ve binlerce yaralının olduğu bu alçakça katliamı protesto ediyor ve lanetliyoruz. Ümmetin iradesine ve seçilmiş Cumhurbaşkanına karşı yapılan bu askeri darbeyi reddettiğimizi bir kez daha ilan ediyor, onurlu bir direniş sergileyen Mısır halkına yönelik katliamları, baskıları, işkenceleri, tutuklamaları ve basına yapılan karartmaları lanetle ve şiddetle kınıyoruz. Rabbimiz, Mısır’da şehit olan kardeşlerimizin şehadetini kabul buyursun. Zorbalara karşı Hz. Musa gibi direnenlerin de yardımcısı olsun. Kimin dost, kimin düşman olduğunun alenen ortaya çıktığı şu günlerde Rabbimizden kardeşlerimize yardım diliyoruz. Ya Rabbi, kardeşlerimizi mahçup etme. Zalimler güruhuna karşı onlara sabır yağdır. Tuzaklarını başlarına geçir. Hesaplarını ilahi nusretinle alt üst et. Katından onlara sabır yağdır. Bizlere de onlara yardım etme şuurunu ver. Davamızın sonu alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Bugün farklı zaman dilimlerinde de olsa yurdumuzun değişik yerlerinde (onlarca şehrinde) Mısır katliamı telin ediliyor. İstanbul ve Diyarbakır başta olmak üzere tüm kentlerde yapılan eylemlerin ortak ve büyük eylemlere dönüştürülerek daha çok ses getirecek ve zalimlerin korkulu rüyası haline gelecek eylemlerin isabetli olacağı düşüncesinden hareketle yola çıkan kervana katılmak isteyen veya destek vermeyen kardeşlerimiz basın açıklamasından sonra bizlerle iletişime geçebilir, uğurlama konvoyuna katılacaklar ise konvoya katılarak Muş çıkışına kadar eşlik edebilirler. Grup, basın açıklamasının ardından Muş`tan ayrıldı.