Menü Muş Şark Haber
Tarih: 01.05.2014 19:03
AŞKA ADANIŞIN DESTANI ´´ZEMBİLFROŞ”

AŞKA ADANIŞIN DESTANI ´´ZEMBİLFROŞ”

Facebook Twitter Linked-in

“Zembilfroş Destanı” şiir tiyatrosu, Muş Genlik Merkezi Çok Amaçlı Salonu’nda 3 Mayıs saat 18.00’de izleyicileriyle buluşacak. Bir Kürt Dervişi hakkında yazılmış en uzun ilk Türkçe şiir olan “Zembilfroş Destanı” tiyatro gösterimi, tek seans olarak bir buçuk saat sürecek. Destanın şairliği Muş Alparslan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Naci Özsoy tarafından yapıldı. Muş Akademi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı olan ve tasavvufi konularla ilgili rubailer yazan Naci Özsoy`un, tasavvuf ve mistisizm dersleri vererek araştırmalarını 9`uncu ile 13`üncü yüzyıl tasavvuf tarihi ve eserleri üzerine yaptığı öğrenildi.

99 kıta ve 28 bölümden oluşan “Zembilfroş Destanı”, hece vezninde yazıldı. Kürt kökenli mutasavvıflarının tarihi açısından da dikkate alınan bu çalışmadaki şiirler, Özsoy’un öğrencisi Muş Alparslan Üniversitesi Gösteri Sanatları Topluluğu oyuncusu olan Remzi Şener tarafından Kürtçeye çevrildi. Türkçe ve Kürtçe olarak iki dilde oynanacak şiir tiyatrosunun oyuncuları, Topluluk üyeleri olan Türk ve Kürt üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Oyunda Muş Alparslan Üniversitesi Gösteri Sanatları Topluluğu üyeleri Mehmet Şahin, Mine Yıldız, Remzi Şener, Ömer Saçar, İpek Şen, Cihan Nazlı, Ümit Alkan, Ümmügülsüm Koç, Adnan Uğur, Hasan Yavuz, Muhammed Altun, Fatma Aslan, Alper Murat Kirpik, Fatma Arslan, Ramazan Sayar, Alper Murat Kirpik, Mehmet Dayan, Nazlı Karakoç, Kübra Alp ve M.Rüstem Çakıcı rol alıyor. Sanat yönetmenliğini Gülay Şeker Özsoy’un yaptığı tiyatro, Muş halkı tarafından heyecanla izlendi. Üç yıldır faaliyette olan topluluk; yurt dışına çıkıp çalışmaları ile uluslararası festivallerle katılarak seslerini tüm dünyaya duyurmak istiyor.

BİR REDD-İ AŞK DESTANI: ZEMBİLFROŞ!

"Zembilfroş destanı kişiliğin nefsine karşı kazandığı büyük bir kahramanlık örnegi... İnancı ve idealleri uğruna ölmeyi göze alan bu büyük destanın öyküsü her yerde aynı aslında. Bazı teknik, tarihi ve coğrafi farklılıklar görülse de özünde aynı hikayedir anlatılan.  Bilinen sevda destanlarından çok farklıdır Zembilfroş. Çünkü bu karşılıksız bir aşkın, karşılık veremeyenin trajik destanıdır. "

Hayatın bilgeliği; Anlatılanlara göre, çok zengin bir beyin oğluymuş Zembilfroş. Yakışıklıymış. Doğal olarak avlanmayı ve eğlenmeyi severmiş her bey çocuğu gibi. Ta ki günün birinde bir mezarlıktan geçerken, ruh dünyasında yaşadığı olağanüstü değişime kadar...

İşte o mezarlıktan geçerken, yaşamı ve ölümü düşünür, kıyaslar... Sadece soyut bir kıyaslama değildir fakat bu: Mala, mülke, zevke, sefaya sahip olmakla, bunlardan yoksun olmanın getirdiği iki farklı yaşam, bu iki farklı yaşamın sonucunda ortak tek bir kader: Yani ölüm!..

Varlığa sahiptir Zembilfroş. Peki nasıl biri olarak ölecektir? Varlıklı, boş biri olarak mı, yoksa belli ideallerin peşinden koşan, onurlu, halkının içinde, halkın gerçekliğini kavramış biri olarak mı? O, ikinciyi tercih eder, yani ideallerinin peşinden gitmeyi...

İşte o andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Eşi ve çocuklarını alarak uzaklaşır saltanatın nimetlerinden. Köy-köy, şehir-şehir dolaşarak zembil (sepet) satmaya, böylece hayatını kazanmaya başlar. Zembil sattığı için de ismi `Zembilfroş` olarak kalacaktır.

Derken günün birinde, şehirde zembil satarken sultanın karısı görür Zembilfroş`u ve ona aşık olur. Zembil alma bahanesiyle saraya davet eder ve dizelere dökerek ona aşkını açıklar.

Zembilfroş söz vermiştir fakat kendine... Tövbe etmiştir. Artık hiçbir şey onu inançlarından ve ideallerinden yıldırmayacaktır. Zevk ve sefaya yenilmeyecektir; sebebi aşk da olsa...

Onu inançlarından ve ideallerinden uzaklaştırabilecek her türlü anlayışa güçlü bir kişilikle karşı koyacak, dik duruşuyla reddedecektir. Çünkü o, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir artık. Halkın arasına girmiş bir militandır. Evlidir ayrıca, eşi ve çocukları vardır.

Bu yüzden Xatun`a orada ret cevabı verir. Zembilfroş, Xatun`un ilanı aşkını reddeder böylece. Xatun kabul etmez elbette. Xatun Zembilfroş`u orada tutuklatır ve zindana hapsettirirve zincire vurdurur. Buna göre Xatun, Zembilfroş`a olan aşkından vazgeçmez. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söyler.

Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnecektir. Derken günün birinde, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürür ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı dener. Ancak kaçacak yer bulamaz ve teslim olması istenir. Buna karşı çıkan Zembilfıroş, sarayın burçlarından aşağıya atar kendini ve inançları, idealleri ölmeyi seçer...

 

 

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —