Menü Muş Şark Haber
Tarih: 24.01.2017 12:29
PALABIYIK: DİNDAR KÜRTLER VE ÖCALAN

PALABIYIK: DİNDAR KÜRTLER VE ÖCALAN

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, doktora çalışmasında Kürt sorunu üzerine yaptığı araştırma ve gözlemlerini paylaşarak dindar Kürtlerin, Öcalan’a neden sempati duyduğu karşısında altı temel başlık altında gördüğünü söyledi.

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, doktora çalışmasında araştırdığı ‘dindar Kürtler ve Öcalan’ bilgilerini paylaştı. Yaptığı çalışmalarda dindar Kürtler ve Öcalan’ı altı temel başlık altında açıklayan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Dindar kelimesi “inandığı dini bir bütün içinde yaşayan ve onu hayat tarzı yapan” bireyler için kullanılan bir anlam ifade etmektedir. Dindar olabilmek hiç bir düşünceye bağlı olmadan ve hiç bir ayırım yapmadan, romantizmin ya da duygusallığın tuzağına düşmeden, zihnin ötesine geçebilen, öğretilen ve dayatılan ezberin üstüne çıkıp kalbini herkese açabilen ama naslardan bağımsız hareket etmeyen olarak da tanımlanmaktadır. Kadim bir tarihe sahip olan Kürt halkı da böylesine dindar bir gelenekten gelmektedir. Doğu ve G. Doğu bölgelerimdeki medreselerin geleneği ve bu medrese şeyhlerinin Kürtlüğü, Kürtlerin dindar bir nesilden geldiğini ve bu neslin çok köklü olduğunu ortaya koymaktadır. Kürtlüğün yanında Araplığın da önemli ölçüde etkili olduğu medrese geleneğinde, bölge için konuşacak olursak Kürt âlimlerin daha etkin ve sayıca fazla olduğunu görebiliriz. Kürt âlimlerin bölgedeki yaygınlığı özellikle Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında azaltılmış hatta birçok Kürt âlim sürgün edilmiş ya da idam edilmiştir, bunların en bilinenleri Said Nursi ve Şeyh Said’dir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Kürtlerin yaşadığı bu manevi kopukluk meyvelerini üçüncü nesilde, yani bugünlerde vermiştir, bugün artık üçüncü kuşak olan genç Kürt nesiller postmodern dille anlatılan din araçsallığıyla gittikçe seküler bir hayat tarzına bürünmektedirler/büründürülmektedirler. Bu büründürülme meselesi oldukça önemli bir konu lakin biz bu makalemizde üçüncü Kürt kuşağından önceki dindar Kürtlerin, Öcalan’a neden yakınlık duydukları üzerinde duracağım.

Doktora konusu olarak da çalışmakta olduğum Kürt sorunu üzerine yaptığım araştırma ve gözlemlerim, beni, dindar Kürtlerin, Öcalan’a neden sempati duyduğu karşısında altı temel başlığa götürmüştü. Bunların birbirleriyle zamansal ve mekânsal açıdan ilişkili olması ve her an güncelliğini koruması, konunun aslında ne kadar hassas olduğunu da ortaya koymaktaydı” dedi.

“HAREKETSEL SEMPATİ”

“Bu hassasiyet içinde edindiğim ilk izlenim, dindar Kürtlerin Öcalan ve PKK’ya duyduğu sempatiydi” diye kaydeden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sempatinin birebir organik bağ ile ilişkili olmadığı ama PKK’nın bir Kürt yapısını temsil etmesi ve Öcalan’ın da bu yapının lideri olması, dindar Kürtlerin Öcalan’a duyduğu yakınlığın ilk sebebi olarak algılanabilir. PKK hareketi bir kısım Kürt halkının birlikte verdiği bir harekettir ve Kürtler için de bu toplu harekete kayıtsız kalmak oldukça zor görünmektedir. Bizden olanları bizden olmayanlara, daha doğrusu geçmişten gelen düşmana (laik devlete) karşı desteklemek, eylemsel olmasa da gönülden olmaktaydı ve bu açıdan dindar Kürtler, Öcalan’a karşı sempatilerini ortaya koymaktaydılar.”

“ORTAK MÜCADELE ANLAYIŞI”

Dindar Kürtlerin, Öcalan sempatisinin ikinci sebebi olarak ise ortak mücadele anlayışı hakim göründüğünü açıklayan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Bu mücadelenin bir geçmişi vardır ve geçmişten gelen bu mücadelenin bir de hesap soracağı veya şu an itibariyle sorduğu bir sistem mevcuttur. İşte hesap sorulacak bu sistem var olduğu ya da başkaları tarafından varedildiği sürece, dindar Kürtlerin bu ortak mücadeleden vazgeçmesi de pek mümkün görünmemektedir. Birileri tarafından, sistemin sürekli olarak laik devletin devamı olarak gösterilmesi, geçmişte laik devletin yaptıkları hatırlatılarak devam ettirilmektedir. Devingen bir biçimde dindar Kürtlere “bu laik devlet sizin dedelerinizi, babalarını katletti” diye yapılan hatırlatmalar, yüreklerdeki öfkelerin soğumasını engellemekte ve ateşin hep canlı tutulmasına sebep olmaktadır. Geçmişe yönelik yapılan bu atıflandırma aslında Öcalan’ı anlamamanın da bir sonucu olarak anlaşılabilir, çünkü Öcalan’ın kendisi bile sürecin geleceğine yönelik adımlar atmakta, eski “dar kalıp sosyalist söylemlerin” tabusunu kırıp İslam’a vurgu yapmakta ve bağımsız Kürdistan yerine Demokratik Cumhuriyet’i dillendirmekteyken, Öcalan’ı anlamayan Kürtlerin siyaset yaptığı bir ülkede, geçmiş her zaman Kürtlerin önüne konulacaktır. Bu da devam ettiği müddetçe, devletten intikam alma güdüsü hep sıcak kalacak ve dindar Kürtler bu “ortak mücadeleye” isteseler de istemeseler de sempati duyacaklardır. Bu sosyolojik gerçeğin bir de “oy” yönü mevcuttur, seçimlerde dindar Kürtlerin oyunu almak isteyen parti ya da partiler, onlara hitap edecekleri dili etkili olabilecek bir şekilde seçmek için çeşitli hususları dillendirmektedirler. Bu bazen din, bazen, etnik kimlik bazen hizmet bazen de geçmişe yapılan vurguyla sağlanmaktadır. Oy arifesinde yapılan konuşmaların halk üzerinde etkili olması bu gerekçelerle birlikte kendisini sürekli yenileyerek devam ettiği için, yukarıda belirtilen durumların süreceği de aşikârdır” ifadelerini kullandı.

“ETKİ TEPKİ OLGUSU”

“Ortak mücadele anlayışı kısmında dile getirdiğimiz geçmişten gelen söylemlerin bir bölümü de bu durum için geçerlidir” diye vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Geçmişte yaşanılanlara bir tepki olarak ortaya çıkan PKK ve Öcalan gerçeği, dindar Kürtlerin sempatisini de böylece kazanmıştır. “Sizdeniz, bizi destekleyin” güdüsü, bütün Kürtlere sunulan –zorunlu- bir ön kabuldür. Bu kabulün beraberinde gelen mücadeleci ortaklaşa hareket ve düşünüş biçimi, kendi meşruiyetlerini sağlama adına geçmişini muhafaza etmek zorundadır. Çünkü geçmiş olmadan, bütün Kürtlere sunulabilecek tarihsel-siyasal ve sosyolojik olgulardan bahsetmek mümkün değildir. İşte bu açıdan ortaya çıkan refleksler, dindar Kürtlerin varoşlu amacına katkı yapmakta ve böylece onların da sempatisini kazanmakta biricik rol oynamaktadır” şeklinde konuştu. Ayrıca Palabıyık, yaptığı araştırmanın devam ettiğini ve daha sonra paylaşacağını kaydetti.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —