YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek’inde katıldığı programda bir Türk vatandaşı olarak Cudi Dağı’nda gezemediğini ama Fransız gazetecini gezebildiğini belirterek “Japon’u, İngiliz’i severiz de, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı sevmez miyiz? Canımızdan daha çok severiz. Maalesef ülkede bu ayrılıklar oluşturularak bizi birbirimize düşman etmeye çalışıyorlar ama yapamayacaklar.” Dedi
İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Kulüpler Birliği bünyesinde bulunan 12 kulüp 7. Sosyal Sorumluluk Projesi için Muş Güzeltepe İlkokulu’na yardım için buluştu. Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde bulunan İşletme Kulübü, Yapı Kulübü, Şehir ve İnsan Kulübü, Sosyal Sorumluluk Kulübü, Tiyatro Kulübü, Müzik Kulübü, Sinema Kulübü, Çevre Kulübü, Plastik Sanatlar Kulübü, IEEE, Spor Kulübü, Fotoğrafçılık Kulübü öğrencileri Muş merkeze bağlı Güzeltepe ve Suvaran köylerindeki okullarda eğitim gören öğrencilere giyim, kırtasiye, spor malzemesi ve benzeri gibi yardımlarda bulurken aynı zamanda öğrencilere yönelik eğitimlerde verdiler.
İlk olarak Merkeze bağlı Güzeltepe İlkokulu’nda düzenlenen yardım programına YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç ile YTÜ Kulüpler Birliği üyeleri katıldı. İlk olarak okul öğretmenleriyle bir araya gelen rektörler, okulla ilgili bilgi aldı. Daha sonra sınıfları tek tek gezen Rektör Prof. Dr. İsmail Yüksek ile MŞÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, öğrencilerin hediyelerini verdiler.
“YTÜ ÖĞRENCİLERİNİN AHZIRLADIĞI ETKİNLİKLER HAYRAN BIRAKTIRDI”
YTÜ öğrencileri tarafından okulda kurulan kütüphane, spor salonu ve sinemanın açılışını da yapan Yüksek ve İnanç, müzik kulübü tarafından eğitilen öğrencilerle birlikte Türkü söylediler. Tören sonunda gazetecilere açıklama yapan MŞÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, bu tür etkinliklerin çok önemli olduğunu söyledi. İnanç; “Yıldız Teknik Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Birliği vasıtasıyla yaklaşık 35 kulüp temsilcisi ve Kulüpler Birliği Başkanı bir haftadan beri Muş’talar. Güzeltepe’deki ilkokulda 350 öğrenciye, orta kademeye 250 öğrenciye ve Suvaran köyümüzdeki 200 öğrenci olmak üzere toplamda 800 öğrenciye kırtasiye ve giyim yardımı gerçekleştirdiler. Aynı zamanda okulda çeşitli donanımları sağladılar.” Dedi.
“İNSANLARIMIZIN BİRBİRİYLE KONUŞMASI ÇOK ÖNEMLİ”
YTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ise, bu tür etkinlikleri çok önemsediklerini belirterek şöyle konuştu; “Üniversite olarak sosyal sorumluluk anlayışı içerisinde gençlerimizle güzel işlere imza atmaya çalışıyoruz. Her yıl güzel ülkemizin şehirlerinde ihtiyacı olan okula hem gençlerimizi götürüp o yörenin insanlarıyla buluşturmak hem de öğrencilere katkı sağlamak için önemli bir uğraş olduğunu düşünüyorum. Bu sene de Muş’a geldik. Bu tür etkinliklerden mutlu oluyoruz. Çünkü ülkemizin birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. İnsanlarımızın birbiriyle konuşması çok önemli. Ülkemiz sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Etrafımızda çok sıkıntı var. Bu sıkıntıları aşmanın tek yolu bizlerin birlikte beraberlik içerisinde ve sürekli diyalog içerisinde olmamız gerekiyor. Bu işinde, buna katkı sağladığını düşünüyorum. Gençlerimiz geldiler, Anadolu’da insanların nasıl yaşadığını gördüler. Buradaki çocuklara bildiklerini aktarma imkanı buldular. Bir hafta gibi kısa bir süre olmasına rağmen başarılı olduklarını düşünüyorum. Biz üniversiteler olarak asli görevlerimizden bir tanesi de bu. Bulunduğumuz çevreye, ülkeye, insanlara faydalı olmak. Topluma karşı sorumluluğumuz budur. Bu sorumluluğumuzu ufak da olsa yerine getirmeye çalışıyoruz.”
“JAPON’U, İNGİLİZ’İ SEVERİZ DE, KÜRT’Ü, TÜRK’Ü, LAZ’I SEVMEZ MİYİZ?”
Bir Türk vatandaşı olarak Cudi Dağı’nda gezemediğini ama Fransız gazetecini gezebildiğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Yüksek şunları söyledi: “Biz önce insanız ve insan bizim için önemlidir. Allah’ın yarattığı bu varlığı seversek her şeyi severiz. Japon’u, İngiliz’i severiz de, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı sevmez miyiz? Canımızdan daha çok severiz. Maalesef ülkede bu ayrılıklar oluşturularak bizi birbirimize düşman etmeye çalışıyorlar ama yapamayacaklar. Allah’ın izniyle biz daha çok, inadına kardeşlik yapacağız, inadına barış yapacağız, inadına birbirimize sarılacağız ki düşmanlarımız çatlasın. Üniversitelerin de görevi bu. Atalarımıza bize güzel bir toprak bıraktı. Biz de çocuklarımıza yaşanacak toprak bırakmak için eğitime, kardeşliğe önem vereceğiz. Ayrılıkları da bir çeşitlilik ve zenginlik olarak düşüneceğiz. Dini, ırkı bizden farklı olan Japon’la dost oluyoruz da, Laz’la, Kürt’le veya Türk’le kardeş olamıyoruz. Osmanlı’dan bu yana yıllarca kardeşçe yaşadık, şimdi neden yaşamayalım. Ben bir Türk vatandaşı olarak Cudi Dağı’na gezmeye gidemiyorum ama Fransız gazeteci gelip Cudi Dağı’nda gezebiliyor. Fransız gazeteci Kürtleri benden daha çok mu seviyor? Böyle bir şey olmaz. Biz akıllı olacağız, düşmanımızı, dostumuzu tanıyacağız.”
“BUNU ZATEN ERMENİLER DE İNKAR ETMİYOR”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 1915 olaylarıyla ilgili bir gazetecinin sorusunu cevaplayan MŞÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, “Her toplumun ve her ülkenin tarihinde, gerek varoluş sürecinde, gerekse varlığını sürdürme sürecinde muhakkak ki mücadeleler var. Bu kimi zaman savaş, kimi zaman da karmaşa. Dolayısıyla tarihe takılıp kaldığımız zaman, şu anda her kavmin birbiriyle savaşmasını gerektirecek bir ton unsur var tarihte. Bu Türkler için de böyledir, Kürtler için de böyledir, Ermeniler için de böyledir. Yani toplumun tüm katmanları için geçerlidir. O nedenle ‘bu sorunları tarihçiler değil, siyasiler çözer’ cümlesi çok doğru ve yerinde bir çözümdür. Siz tarihe takıldığınız zaman tarihi tekerrür etmekten başka bir şey yapamazsınız. Aynı şeyleri tekrar edersiniz. Tekrar etmek demek, husumet demek, savaş demektir. Oysa biz bugünden sonrasına bakmamız gerekiyor. Geçmişten ders alıp geleceği tasarlamamız gerekiyor. Eğer bugün biz hala geçmişi yaşıyorsa, o zaman taş devrine takılıp kalmamız gerekiyor. Türkler, Ermenileri öldürmüştür, doğrudur, Ermeniler de Türkleri, Kürtleri öldürmüştür. Bunu zaten Ermeniler de inkar etmiyor. Tarihe dönüp bir daha hesaplaşmamız mı gerekiyor? Geçmişten ders alıp, bir daha savaşın, kavganın olmayacağı bir dünyayı tasarlamamız gerekiyor. Ben bu anlamda Sayın Başbakanın açıklamasını son derece cesur bir açıklama olarak görüyorum. Çünkü Türkiye’de toplumlarda statükonun hakim olduğu, hakim söylemin sürekli nakarat şeklinde tekrar edildiği bir kültür var. İşte bütün mesele bu kültürü yıkabilmektir. Şu anda Amerika’nın kütüphanelerinde yüzlerce ciltlik kitaplarda Amerikalıların kendi yazdıkları hususları görürsünüz. 1940’larda dünya savaşında Japonları öldürdüklerini söylüyorlar. Çünkü o zaman savaş vardı, kurşun atanlara gül atılmaz diyorlar. Böylece Japon-Amerika tartışması yaşanmıyor. Ama Türkiye’de her dönem Amerika’daki kongreye Ermeni meselesi gider. Her dönem Türkiye’nin önünde şantaj olarak kullanılan bu hususu asıl Türkiye’nin bertaraf etmesi gerekiyor. Karşılıklı olarak görüşüp bu dosyayı bir daha açılmamak üzere kapatmak gerekir.” Şeklinde konuştu. Yapılan konuşmalardan sonra YTÜ Kulüpler Birliği öğrencileri tarafından hazırlanan etkinlikler gezildi.