Türk-Kürt diye teniste ayrımının yapılmaya çalışıldığını ve bu konuda din görevlilerine büyük iş düştüğünü belirten Vali Seddar Yavuz, “hocalar rüzgar nereden esiyorsa oraya dönüyorlar. Geçen bir hocayı göz altına aldık. Adam dağa adam göndermeye çalışıyor. Allah belanı versin senin gibi hocanın ya. Bir hoca dağa adam gönderir mi ya. Dağa adam göndermeye çalışan hocalar türedi memlekette” dedi
Vali Seddar Yavuz, ilçe, belde ve köy ziyaretlerini sürdürüyor. Varto, Bulanık, Malazgirt ve merkeze bağlı köylerden sonra Korkut İlçesini ziyaret eden Vali Seddar Yavuz, vatandaşlarla bir araya geldi.
Vali Yavuz’a Korkut İlçe Kaymakamı Abdulgani Mağ, Korkut Belediye Başkanı Haşim Arık ile yaklaşık 30 kamu kurumu amiri eşlik etti. İlçe gezisinde ilk olarak Tan köyünden başlayan ve burada ki taziye evinde vatandaşlarla bir araya gelen Vali Yavuz, devletin har zaman için vatandaşının yanında olduğunu ve bundan sonra barış sürecinin asla olmayacağını belirterek, eline silah alan kim olursa olsun cezasını çekeceğini söyledi.
“VATANDAŞIN KAPISININ ÖNÜNE BOMBALARI YERLEŞTİRDİLER”
Vatandaşlara PKK terör örgütünün Kürt halkına büyük zararlar verdiğini ve teröre destek verilmemesi gerektiğini ifade eden Vali Yavuz, “Biz devlet olarak terörü, adı ne olursa olsun bu sorunu çözmek için elimizden gelen tüm çaba ve gayreti gösterdik. Mevzuattan kaynaklanan bir çok değişikliği yaparak hayata geçirdik. Bu da yetmedi bir barış ve kardeşlik süreci yürüttük. Bu projede devlet olarak öyle zamanlar geldi ki kan yuttuk kızılcık şerbeti içtik diyerek bir çok şeye tahammül ettik. Fakat terör örgütü ve bunun siyasi uzantısının barış yapmak gibi bir derdi olmadığını hepiniz gördünüz. 7 Haziran seçimlerinde barış gelecek diye bir kısmı korkarak bir kısmı başka durumlardan oylarını verdiler. 80 milletvekili ile meclise girdiler. Sonra ne oldu? Ceylanpınar da uyuyan iki polis memurunun kafasına sıkıldı. Varto da hendekler kazıldı. Şimdi bu nasıl anlayıştır. Hatırlayın Sur`u, Nusaybin`i, cizreyi. Getirdiler vatandaşın kapısının önüne bombaları yerleştirdiler. Bide bu kazandıkları belediyelerin araçlarını kullandılar. Benim Kürdümün kapısının önünü bombalarla doldurdular. Sonra da dediler ki biz sizi seviyoruz sizin hakkınızı savunuyoruz. Ya siz Kürtleri öldürerek mi Kürtlerin hakkını savunacaksınız. Nitekim insanlar evsiz barksız kaldı ve o aşağıladıkları TC dedikleri devlet gelip vatandaşa ev yaptı, ev kirası verdi, ev eşyası verdi. Vermeye de devam ediyor” dedi.
“ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN”
Devletin vatandaşa sunduğu sağlık, eğitim, sosyal yardım ve diğer hizmetleri hatırlatan Vali Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Elinizi vicdanınıza koyun. Eğer bugüne kadar bu örgüt size bir hayrı dokunmuşsa kurulduğu günden bugüne sizin hayrınıza bir iş yapmışsa, yararınıza bir iş yapmışsa tamam diyeyim. Ben bu örgütün hiç bir Kürdün yüzündeki tebessümün sebebi olduğuna daha şahit olmadım. Biz yol yapıyoruz, onlar yıkıyor, okul yapıyoruz yakıyor, yol yapıyoruz yoldaki kamyonları yakıyor. Sonra diyor ki siz doğuyu geri bıraktınız. Yav Kürdü geri bırakan sensin. Eğer o hain terör örgütü sizlere bunları yapmamış olsaydı inanın bana bu ülke daha çok kalkınırdı.”
“İnsan Türk veya Kürt olmakla üstün olmaz” diye kaydeden Vali Yavuz, “Allah katında üstünlük ancak takva iledir. İnsan Türk veya Kürt olmakla üstün olmaz. Eğer üstünlük olsaydı Araplar üstün olurdu. Çünkü peygamberimiz Araptı. Allahın yanında önemli olan iyi insan olmaktır. Şimdi biz ne yapıyoruz. İnsanların yanında duranlarla aynı safta duruyoruz. Bunun hesabını kim olursa olsun verecek. Vallahi ben olursan ben vereceğim. Sen olursan sen vereceksin. Kim duruyorsa hesap verecek. İnsanları katledenleri, namuslarına el uzatanlara, insanlara zulüm edenlere, haraç toplayanlara kim destek verirse bunun hesabını herkes verecek. Ben veriyorsam ben, sen veriyorsan sen. Allah`ın huzurunda vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE KIZLARIMIZA, GELİNLERİMİZE SARILIP ÖPÜYORDU”
PKK terör örgütünün vatandaşlara yönelik yaptığı eylemlere değinerek vatandaşların kendisine ilettiği sorunları aktaran Vali Yavuz, “Bundan sonra artık barış süreci falan yok. Barış sürecinde neler olduğunu gördük. Barış sürecinde Malazgirt`te, Bulanık`ta haraç vermeyen insan kalmadı. Dövülmeyen, sövülmeyen insan kalmadı. Malazgirt ilçesine gidip 70 kişi ile görüştüm. Bir kişi geldi ve dedi ki; "Efendim biz namusumuza çok düşkünüz. Size bir şey anlatacağım. Bürüsk denen bir hain vardı Malazgirt`te. Milleti dövüp sövüp haraç kesen bir terörist vardı şimdi öldü. Şimdi diyordu ki köye geliyordu, gözlerimizin önünde kızlarımıza, gelinlerimize sarılıp öpüyordu. Eğer başka birisi yapsa orda kan çıkardı. Ama hiçbirimiz o cesareti gösterip de o haine bir şey söyleyemiyorduk diyor ve ağlıyordu. Bu adam da sandığınız gibi AK Partili falan değil. HDP`ye çalışmış birisi. Çünkü ben her görüşten adam çağırıp görüşüyorum ve biliyorum herkesin görüşünü. Adam ağlıyordu. Türkiye`nin yaşadığı bunlar. Bir daha çözüm süreci olmayacak. Çünkü bunlar küresel güçlerle beraber hareket ediyor. Bundan sonra süreç falan yok. Herkes tedbirini alsın. Çocuklarınıza sahip çıkın. Gençlerinize sahip çıkın. Bundan sonra her yerdeyiz. Namuslu insanlarımızı koruyacağız. İnsanlarımıza şefkat göstereceğiz. Eline silah alan kim varsa gereğini yapacağız” dedi.
“HOCALAR RÜZGAR NEREDEN ESİYORSA ORAYA DÖNÜYORLAR”
Dağa adam göndermeye çalışan hocayı yakaladıklarını açıklayan Vali Yavuz, şunları söyledi: “Bu millet İslami şuurlu olan bir millet. Bizim yöneticilerimiz bu şuura sahip. Elinizi vicdanınıza koyun. Bizim ölçümüz Kuran-ı Kerim midir, Peygamberimiz midir yoksa sapıklar mıdır? Bizim ölçümüz Kuran ve sünnettir. Biz ona göre hareket ederiz. Bir yerde bir Müslüman cefa çekiyorsa bizim görevimiz onun cefasını ortadan kaldırmaktır. O zaman insan ve Müslüman olursunuz. Burada Kuran Kursu var anlatmıyor mu bu hocalar sizlere bunları. Hocalarda modaya uydu zaten. Onlarda rüzgar nerden eserse oraya dönüyorlar. Rüzgara göre. Aman kimse ile kötü olmayalım. Ona mı başladılar hocalarda. Geçen bir hocayı göz altına aldık. Adam dağa adam göndermeye çalışıyor. Allah belanı versin senin gibi hocanın ya. Bir hoca dağa adam gönderir mi ya. Dağa adam göndermeye çalışan hocalar türedi memlekette. Ne hale geldik arkadaşlar ya. Demek ki bu bir hastalık, şuursuzluk bu.”
“SON 15 YILDA DEVLETİMİZ ŞEFKAT NOKTASINDA ÖNEMLİ BİR MESAFE KAT ETMİŞTİR”
Son 15 yılda Muş’ta ve ülkede olan yatırımlara değinen Vali Yavuz, şunları söyledi: “Devletin iki tane özelliği var. Birincisi şefkat özelliğidir. İkincisi de toplumun huzurunu sağlama özelliğidir. Toplumun huzurunu bozanlara karşı kamu düzenini sağlamak bakımından iki görevi var. Dolayısı ile bu şehrin valisi olarak iki temel görevimizi yerine getirme durumundayız. Devletin şefkat noktasında geçmiş yıllardaki ile kıyaslanmayacak kadr iyi durumda olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu köyde devletten yardım almayan neredeyse kimse yoktur. Bu şehirde hasat olan gider tedavi olur, ilacını alır, fakirse sosyal yardımlaşmadan yardımını alır. Eğitim parası, engelli maaşı, evde bakım parası alır. Devlet şefkatini dar gününde yanınıza da olarak şefkatini gösterir. Son 15 yılda devletimiz şefkat noktasında önemli bir mesafe kat etmiştir. 2016 yılında Muş`ta yaklaşık 200 milyon lira sosyal yardım ve sosyal hizmet gideri harcadık. Muş`un toplam gelirinin 278 milyon olduğunu düşünürsek bunun 200 milyonunu yine size tekrar dağıtıyoruz.”
“İYİ İNSAN VE İYİ VATANDAŞ OLMAK EN TEMEL GÖREVDİR”
Devletin olduğu gibi vatandaşların da görevi olduğunu vurgulayan Vali Yavuz, “Devletin görevi olduğu gibi vatandaşında görevi vardır. Nihayetinde devlet dediğiniz organizasyonu halk oluşturuyor. Bu organizasyonda vatandaşlarında görev ve sorumlulukları da var. İyi insan ve iyi vatandaş olmak en temel görevdir. Kimseye zarar vermemek en önemli hususlardan bir tanesi. Sadece devlete karşı değil Allah`a karşı da bu böyledir. Biz sizi korkutmuyoruz. Bütün kötü günlerinizde yanınızda biz varız. Hastane paranızı, çocuğunuzun eğitim parasını kim veriyor. Örgüt mü veriyor, HDP mi veriyor. Şimdi bu hainler demişler ki bu paraları AB gönderiyor, Türkiye bir kısmını kesiyor, gerisini size ödüyor. Yav eğer AB o kadar cömertse 3,5 milyon Kürt var bu ülkede, Suriyeli bir sürü insan da Akdeniz de boğuluyor. O insanları orada öldürteceklerine sahip çıkaydılar. Aylan bebek Kürt değil miydi? Kim öldürtüyor bizim çocuklarımızı? Madem öyle ise alsınlar 50`şer bin kişi insan gibi yaşatsınlar. Bakın Türkiye Suriyeli kardeşlerimize 20 milyar dolar harcamış ama tüm dünyanın verdiği para 512 milyon dolar. Yav Avrupa seni niye sevsin de para göndersin burada dağıttırsın. Bu para tamamıyla bu milletin parasıdır. Kürtleri katlettirecekler, sonrada Kürt dostu olacaklar. Yok, böyle bir alçaklık. Biz huzur içinde yaşayalım. İnsanları öldürerek, korkutarak bir yere varamayız. Çocuklarınıza sahip çıkın, bu yol yol değil. Bundan sonra bizim yanımızda duranlarla durmayanları ayıracağız. Bizim şefkatimiz ve merhametimizin aciziyet olarak algılanmasından biz rahatsızız. O sebeple bu devletin kudretli bir devlet olduğunu herkes görecek. Bu devlete hizmet edenle etmeyenleri biz aynı kefeye koyamayız. İyi insanla, insanları korkutanları aynı kefeye koyamayız. Bu adaletsizliktir” şeklinde konuştu. Vali Yavuz, konuşmasından sonra köy muhtarı ve vatandaşların sorunlarını dinleyerek ilgili kamu kurum amirlerine talimatlar verdi.