Parti binasında düzenlenen kongreye HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım ile partililer katıldı. Kongrede bir konuşma yapan Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, yaşanan sürece değindi. Son dönemde insan onurunun ayaklar altına alındığı katliam politikası yürütüldüğünü ve buna şaşırmadıklarını ifade eden Ahmet Yıldırım: “Çok zor bir süreçten geçtiğimizi hepimiz iyi biliyoruz. Aslında, Kürt’ün en küçük mutluluğunu bile bu halka fazla gören ve 100 yıldır aynı tekrarlarla bu halka acılar yaşatma çabası içerisinde olanlar, son dönemde deyim yerindeyse, zıvanadan çıktılar, insanlığın bütün ölçülerini, erdemini, ahlakını ayaklar altına alacak olan bir katliam politikası yürüttüler. Bu, bizim için şaşırtıcı değildi. Çünkü şaşırtıcı olmamasının 2 nedeni vardı. Birincisi, bu halkın kendi onuruna, kendi değer yargılarına, toplumsal gelenek ve göreneklerine olan bağlılığı ve hiçbir şartta bunu hiç kimseyle pazarlık konusu yapmayan inanç ve iradeleri, öte yandan ise bu zulüm düzeninin sürdürücülerinin kendi sonlarını görmeleri, bu akıl dışı politikaları bu halk üzerinde yürütülmesine sebep oldular” dedi.
‘Süreç ne yazık ki bizi haklı çıkardı’
Bugün yaşananlarla ilgili daha önce uyarılarda bulunduklarını ve sürecin kendilerini haklı çıkardığını vurgulayan Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: “7 Haziran ile 1 Kasım arasında Muş’ta ziyaret ettiğimiz birçok ilçe ve beldemizde, ısrarla dile getirdiğimiz bir husus vardı. Bunlar, 7 Haziran seçimlerini tanımayarak aslında bir halkın özgür iradesini tanımama eğilimi gösterdiler. Bunlar, 7 Haziran sonrasında başlatmış oldukları gençlerin ölümü ve akan kan üzerine kutsanmış olan politik haklarıyla insanlık değer yargılarından ne kadar nasip almadıklarını ve uzaklaştıklarını bütün açıklığıyla, bütün yalınlığıyla gösterdiler. Biz şunu ısrarla vurguladık. Eğer bunlar gerek Muş’ta, gerekse bölgede ve Türkiye’de oylarını arttırırlarsa 20 Temmuz’dan sonra başlatmış oldukları bu kirli kan politikasından hayır görmüşçesine daha fazla kan dökebilirler diye kaygımızı ısrarla dile getirdik. Sürecin, çok kısa bir süre içerisinde bizi haklı çıkarmış olmasının üzüntüsünü yaşıyoruz. Çünkü kendi geleceğini demokraside, toplumsal barışta, insan onurunda, özgürlüklerde görmeyenlerin başvurabileceği en kolay, en ucuz yöntem seçtiler. Kendi devlet yapısını tehdit altında görenler, eğer biraz demokrasiden nasibini almışsa, demokrasiyi, özgürlük standardını ve toplumsal barış taleplerini daha fazla dinleyerek ve çıtayı yükselterek bu taleplere cevap olurlar. Ama bu insani değer yargılarından nasibini almamış olanların başvurabileceği en kolay, en ucuz yöntem kan yoluna, silah yoluna başvurmaktır. Maalesef halkımız, 100 yıldır tarih içerisinde görmüş olduğu ve deneyimlerinde sabit olduğu bu süreci bir kez daha AKP şahsında kendi kaderine dönemsel sürecine yaşatılarak geçmiş siyasi partilerden çok farklı olmadıkların ispat ettiler.”
‘DOKUNULMAZLIKLA İLGİLİ KORKUMUZ YOK’
Dokunulmazlık tartışmalarına da değinen Yıldırım, böyle bir korkularının olmadığını dile getirerek: “Televizyonlarda boy boy dokunulmazlığın kaldırılacağı, milletvekilliğinin düşürüleceği hususunda haberler yapılıyor, tartışmalar yürütülüyor. Haberi yapanlar, haberin kaynağından bilgi almıyor, tartışmayı yürütüp yorum yapanlar söz konusu muhataptan bir kişiyi kendi aralarına alarak tartışma cesareti gösteremiyor. Hiçbir şekilde halkımızın moralini asla bununla bozmasına hiç kimse fırsat vermemeli. Hiç bunu tartışmayın bile. Bu siyasi hareket, bu özgürlük tutkusu, bu demokrasi sevdası, ne parlamentoyla başladı, ne onunla biter. Bu halk, bunca değeri ortaya çıkarırken, bunca değer yaratırken, özgürlük ve demokrasi, toplumsal barış yönünden bunca adım atarken, milletvekilliğiyle atmadı, onunla da bitirmez. Evet bizim için sadece mücadelenin 15-20 alanından bir tanesidir, onun ötesi de çok bir anlam ifade etmiyor. Siyasi hareketin birçok bileşeni vardır. O alandan sadece bir tanesi demokratik siyasetin parlamenter ayağıdır. Bu hareket Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosuyla başlamadı, onunla da bitmez ve 59 arkadaşın hiçbirinin de ne dokunulmazlığının kaldırılması, ne milletvekilliğinin düşürülmesi ne de yargılanması gibi zerre korkusu yoktur. Bunu bütün halkımızın bilmesi lazım” diye konuştu.
‘DOKUNULMAZLIKLA VAR OLMADIK, BUNDAN SONRA DOKUNULMAZLIKLA DA GİTMEYİZ’
59 milletvekili hakkında 457 fezleke olduğunu hatırlatan Yıldırım şöyle konuştu: “Parlamentonda bulunan 59 vekille ilgili şu anda 457 tane fezleke var. Ama çok şükür ki tamamı halkı için siyasi çalışma yürütme, siyasi düşünceyi ifade etme ve onunla birlikte faaliyet yürütmedir. Peki, AKP’nin 317 vekilinin 96 tane fezlekesi var, bir tanesi siyasi suç değildir. 96’sı ya hırsızlıktır, ya yolsuzluktur, ya ihaleye fesat karıştırmaktır, ya da tacizciliktir. Getirsinler, 550 vekilin de dokunulmazlığı olmasın, beraber yargılanalım. Onlar halkın rızkını çalmaktan yargılansınlar, biz de halkın uğruna siyasi mücadele ederken, devletin bu yasalarının anayasasına, düzenine denk düşmeyen ifadelerde bulunmuş olma ve siyasi çalışma yürütmüş olmaktan sonuna kadar yargılanırız. Bunda hiç sorun yok. Halkın gündemi asla bu olmamalı. Dokunulmazlıkla var olmadık, bundan sonra dokunulmazlıkla da gitmeyiz.”
Yapılan konuşmaların ardından seçimlere gidildi. Tek liste halinde yapılan seçimlerde Fecri Çiçek ve Hayriye Bozyiğit eş başkanlıklara seçilirken, Mehmet Zeki Sevimli, Celal Kızılsoy, Hüsamettin Karlıdağ, Volkan Akçiçek ve Sami Erdoğmuş ise yönetim kurulu üyeliklerine seçildi.