CHP heyeti Batman`dan başladıkları gezi programlarında Siirt, Bitlis ve Muş ziyaretinin ardından, yarın bölgede programa devam edeceklerini ifade ettiler. İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ile birlikte Ankara Milletvekili Levent Gök, Parti Meclis üyeleri Emel Yıldırım, Hüseyin Yaşar ve Tekin Bingöl Muş’a gelerek çeşitli incelemelerde bulundular.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP Muş İl Başkanlığı’nda partililer bir araya gelen heyet, burada açıklamalarda bulundu. CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, "Kalıcı bir çözüm için iktidarın demokrat olmayı öğrenmesi gerekiyor" dedi. Oyan, konuşmasını şöyle sürdürdü; “En önemli bizim için temas noktası örgütümüzün kendisidir. Örgütümüzle, Genel Merkezimizin programını anlatıyoruz, çözüm ile ilgili yaklaşımını anlatıyoruz. Bizim politikalarımızı biz gidince teşkilatımız anlatacak. Bu temasların bir noktası örgüt, ikinci noktası sivil toplum kuruluşları. Biz bu temaslar dışında bir de halkla doğrudan temaslar kuruyoruz. Burada biz iki şey yapıyoruz. Bir anlatıyoruz, iki dinliyoruz. Elimde 17 maddelik bir broşür var. Bu topraklarda, huzur, demokrasi ve barış isteyen herkese çağrı var. Burada özgür ve demokratik Türkiye için 17 öneri var. Genel olarak şunu söylüyoruz. Ülkede demokrasi olmadan, bölgede demokrasi olmaz. Ülkede barış olmadan, bölgede barış olmaz. Nasıl ki 1990’larda burada barış yok iken, bu Türkiye’nin her tarafını etkiliyordu. Onun için diyoruz ki, ey iktidar adım atıyorsan sadece bu adımı yarım adım atma. Demokrasi adına her şeyi ispatla. Bir iktidar eğer bir taraftan başkanlık rejimine geçmeyi hayal ediyor. Bütün yargıyı, medyayı eline alıyor. Bir tane aykırı ses çıkmıyor. Ama toplumun tepkilerine şiddetle saldırıyor. Ama öte tarafta diyor ki, ben artık daha demokratik olacağım. Bunu samimi bulmuyoruz. Sadece bölge için değil, Türkiye için demokrasi istiyoruz. Biz adresi meclis olarak görüyoruz. Yani kapalı kapılar ardında değil, neyin vaad edildiğini bilmediğimiz bir süreç değil, mecliste ele alınmasını öneriyoruz. AKP’nin yazılı kağıt üzerinde ben şu vaatleri veriyorum diye bir kağıdı yok. Yarın derse ki ben onları dememişim, buraya kadar dediğinde ne yapacağız. Ya da Suriye savaşı çıktı kusura bakmayın çözümü rafa kaldırıyoruz dese ne yapacağız. Bizim elimizde bir şey yok. İktidar açıkça yazılı olarak taahhütlerini topluma söylemeli. Biz müzakere, çözüm, barış sürecine karşı değiliz. Önünde ceket ilikleyen akil adam olmaz. Akil adam icabında karşı çıkmalıdır. Akil adamlarla Başbakan toplantı yaptı. Dedi ki ben barajı indirmem. Akil adamların hepsi barajın indirilmesini öneriyorlar. Ama bu akil adamlar, hakikaten bağımsız olsalar iktidardan, “Sayın Başbakan bunsuz çözüm olmaz” derlerdi. Bunu göremiyorsunuz, bunu göremeyince de bu akil adamlar meselesi bizim istediğimiz bir model değildir. Dolayısıyla biz çözüm meselesine karşı değiliz, ama bunun yöntemine oluş biçimine karşıyız. Biz yurtta barış dünyada barış diyoruz. Dolayısıyla bunun yapılabilir olanı ülke içinde çözmektir. Biz bölgede dünya egemen gücünün denetimine girmiş büyük Ortadoğu politikası kapsamında giden değiliz. Biz diyoruz ki baraj yüzde 3’e insin, isterseniz sıfır yapalım. Demokratik olmayan bir baraj. Eğer sen demokrasi diyorsan hem bölge için hem Türkiye için hadi gelin indirelim. Özel yetkili mahkemeler kalksın diyoruz. Özel yetkili mahkemeler gerçi terörle mücadele olarak değişti ama, bir demokratik ülkede olağan dışı, tabi olmayan mahkeme düzeni olmaz. Tabi mahkemelerde, olağan mahkemelerde yargılanılır. Özel yetkili mahkemelerde kendin çal kendin oyna. Savcısı benden, hakimi benden. Demokratikleşme diyoruz polis savcıyı beklemeden 48 saat gözaltı uygulayabilecek. Bütün bunlar her an rüzgar değişir, iklim değişir gelir burayı vurur. Faili meçhul cinayetler çözülsün diyoruz. Türkiye’nin her tarafında var ama daha çok burada”