15 Temmuz sürecini, Referandum ve çeşitli konuları detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘AK Parti Muş İl Başkan Aday(lar)ı Üzerine Düşünceler Son çağrı’ konusunu ele aldı
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘AK Parti Muş İl Başkan Aday(lar)ı Üzerine Düşünceler Son Çağrı’ konusunu ele alarak bazı tavsiyelerde bulunmaya devam ediyor. Bir önceki açıklamasını hatırlatan Palabıyık, “Bugün üzerinde duracağımız kavram liyakat olacaktır çünkü liyakatin, süreç içinde oldukça tartışıldığını bilmekte ve buna göre önemli tercihlerin yapıldığından haberdar olmaktayız.
Peki, liyakati neye göre belirleyeceğiz yahut liyakatin belirlendiğini nasıl anlayacağız? Kavram olarak yeterli olmaya yahut yapılacak işin ehli olma anlamına gelen liyakat kavramı, özellikle doğu toplumları için pek de bilinen kavramlar arasında gelmektedir. Doğu toplumlarında iş bölümünde ziyade asabiyet yani akrabalık yahut kan ilişkileri daha fazla belirleyici olduğu için, bir işin ehline verilmesinden ziyade tanıdık birine verilmesi daha fazla kabul görmektedir. Bu türden toplumsal ilişkiler sadece yönetimde değil hemen her alanda karşımıza çıkmaktadır. Yerel seçimlerde, genel seçimlerde yahut kendi aramızda yaptığımız tercihlerde dahi liyakatin gözetildiğini düşünmek inandırıcı olmayacaktır. Liyakat ehli insanlar ile liyakat ehli olmayanlar arasındaki en önemli fark, yaptıkları tercihlerde toplumun çıkarı ile kendi çıkarını gözetmeye yönelik yapılan tercihtir. Liyakat sahibi bireylerin tercihleri toplumu gözetmek olurken, liyakatten haberdar olmayanların tercihi bireysel ama küçük çıkarların peşinden koşmak olacaktır” dedi.
“MUŞ İLİNE ÜNİVERSİTE DIŞINDA KURUMSAL ANLAMDA HİÇBİR İŞLEVSEL YAPI KATKI SAĞLAMAMIŞTIR”
“Peki, bu eylemsel durumları Muş için değerlendirirsek nasıl yargılar elde edebiliriz?” diye ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bilinmelidir ki bu yargıların güncel durumla hiçbir ilişkisi yoktur lakin gerçekten de pek uzak değildir. Öncelikle Muş ilinde asabiyet yani akrabalık ilişkileri hayli yoğun olduğu için liyakatin belli durumlarda aranmaması gayet doğaldır. Bu doğallık her ne kadar memleketin makûs tarihine bir katkı olarak görülse de maalesef hiç kimse sesini çıkarmamaktadır. Seçilen belediye başkanları yahut milletvekilleri dahası kurum amirlerinde liyakat arandığına şahit olan az gibidir. Liyakatsiz yapılan atamaların ise sonuçları açısından ele alındığında Muş ilinin bugün ki geldiği konum ortadadır. Kimse yanlış anlamasın ama Muş iline üniversite dışında kurumsal anlamda hiçbir işlevsel yapı katkı sağlamamıştır. Kurucu rektörümüz olan Nihat İnanç hocamızın şu sözü her zaman belirleyici olmuştur: “Birileri oturduğu koltuktan güç alır, birileri ise oturduğu koltuğa güç verir”. Bu sözün bağlamının liyakat ile ne kadar alakalı olduğu bugünlerde daha fazla anlaşılmaktadır. Koltuktan güç alan hiç kimse koltuktan indiğinde saygı görmeyecektir lakin koltuğa güç veren birey saygıyı her zaman hak edecektir.
Bireysel tecrübelerimiz bu sözü doğrular nitelikte binlerce örnek görmüştür, bu örnekler hala mevcuttur ve görevlerine liyakatsiz bir şekilde devam etmektedir. İşte bu yüzden bizlerde gelişmeyen, ilerlemeyen ve bir şey beklenilmeyen bir mekânda hapsolmuş nitelikte vatandaşlar haline gelmekteyiz. Bu kayboluş bizleri de Muş halkını da üzmektedir. Liyakatsiz yöneticilerin bir memleketi ya da kurumu ilerletemeyeceği zaman geçtikçe anlaşılmaktadır. AK Parti’nin en önemli şansı Cumhurbaşkanımızın liyakat sahibi olması ve bunu defalarca ispatlamış olmasıdır. Çekirdek kadrodan bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan ismi pozitif kavramlarla anılmış ve süreci ileriye taşıyan bir evirilmeye dahil etmiştir. Elbette ki bazen aksaklıklar olacaktır lakin bu aksaklıklar yine Cumhurbaşkanımızın liyakatli tavırları aracılığı ile aşılmıştır. İşte bu yüzden Muş AK Parti il başkanlığına Muş ilinin tanıdığı yahut tanımadığı bir isim gelse dahi en önemli özelliği liyakat olmalıdır. Bir lokantaya bile gittiği zaman bütün çalışanların kendisine hizmet edeceğini bekleyecek kadar liyakatsiz olanlara Allah bu memlekette hiçbir makamı nasip etmesin.”
“EYLEMSELLİK DURUMU OLDUĞU SANIRIM ARTIK ANLAŞILMIŞTIR”
Liyakatin ne kadar önemli bir kavram ve eylemsellik durumu olduğu sanırım artık anlaşıldığını vurgulayan Palabıyık, “Eğer bir yönetici liyakatli değilse ve bir süre yöneticilik yapacaksa vah o kurumun yahut memleketin haline demek inanın hepimizin görevidir. Lakin tam tersi bir durum mevcut ve bireysel nitelikler liyakati ölçü olarak gösteriyorsa o kurum yahut memleket oldukça şanlı ve nasiplidir. Çünkü ilerleme ve kalkınma o kurum yahut memleket için sürdürülebilir bir hal alacak demektir. Bu vesileyle liyakatli yöneticilerin yönetime aday olmaları ve bizleri yönetmesi dileğiyle. Vesselam…” şeklinde konuştu.