Menü Muş Şark Haber
Tarih: 23.11.2016 17:12
MŞÜ´DE ‘TÜRKİYE´DE ANAYASA SORUNU´ SEMİNERİ DÜZENLENDİ

MŞÜ´DE ‘TÜRKİYE´DE ANAYASA SORUNU´ SEMİNERİ DÜZENLENDİ

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Seminerleri çerçevesinde “Türkiye`de Anayasa Sorunu” ele alındı. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun’un konuşmacı olarak katıldığı seminer, Öğretim üyesi Prof. Dr. Abdullah Kıran’ın teşekkür belgesi ve İİBF Dekanı Prof. Dr. Cevat Selam’ın hediye takdimleri ile başladı.

Üniversite yönetimi ve katılımcılara teşekkür ederek sözlerine başlayan Doç. Dr. Coşkun, anayasa konusunun uzun bir tarihi geçmişe sahip olduğunu, 1876’dan bu yana yaklaşık bir buçuk asırdır tartışılan bir konu haline geldiğini ve hala da tartışılmaya devam edildiğini söyledi. Her devletin yazılı ya da güçlü teamülleri olan anayasalara sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Coşkun, anayasacılık hareketinin Amerikan devriminden sonra gündemimize giren bir konu olduğunu dile getirdi.

“DEVLETLER NEDEN ANAYASALARA İHTİYAÇ DUYARLAR?”

Anayasaların dört temel işlevinden bahseden Doç. Dr. Coşkun, bu işlevleri milli iradeleri ve topluma perspektifi sağlayan idealleri kapsayan, devletin yapısını somutlaştıran ve tüm genellemeleri içeren, devletlerin meşruluğunu tesis etmek için hazırlanan ve vatandaşların hak ve hürriyetlerini tarif eden hükümler barındıran işlevler olarak sıraladı.

“Devletler neden anayasalara ihtiyaç duyarlar?” sorusuna ise “Ülkeler üstün bir kanun tesis etmeyi amaçlarlar, anayasalar temel kanunlardır ve kısa vadede değişmezler, değişmeleri özel bazı usullere bağlıdır” şeklinde açıklık getiren Doç. Dr. Coşkun, bu sürecin bizde daha hızlı gelişen bir süreç olduğunu vurguladı.

"Anayasalı devlet" ile "anayasal devletin" farklarına da değinen Doç. Dr. Coşkun, her devletin anayasası olduğunu, ama anayasal devlette devlet ile iktidarın sınırlandırıldığı, vatandaşların temel hak hürriyetlerinin içerildiğini söyleyerek 1215 Magna Carta’nın ilk anayasal metin olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Coşkun konuşmasına şöyle devam etti: “Anayasanın Türkiye’deki dönüşümü Tanzimat’tan beri devam eden bir süreçtir. 1876 Anayasası meşrutiyete dönüşü simgelerken Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan 1921 anayasası ise savaş koşullarına ve toplumsal kesimlerin taleplerine göre dizayn edilmiştir. 1982 anayasasına gelecek olursak vesayetçi sistem olma özelliği göze çarpmaktadır. Klasik parlamenter sistemdeki gibi bir Cumhurbaşkanı yoktur. Merkeziyetçi ve yerel iktidarı kısıtlayan sınırlı bir özgürlük anlayışı söz konusudur. Günümüzdeki anayasa tartışmasının kökünde de bu anayasadan kaynaklanan haklar krizi, yerel yönetim alanının sınırları ve hükumet sistemi krizleri yatmaktadır ve yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulmaktadır. Son olarak yeni anayasada var olması gereken iki özelliğe değinmek istiyorum: Yeni anayasa yeni siyasal felsefeyi haiz, hak ve hürriyet çerçeveli olmalıdır. Geniş spektruma sahip, tüm sorun ve sıkıntılara çözüm getirmeyi amaçlayan anayasa ile bir nebze toplumsal düzenlemeler sağlanmış olacaktır.”

Akademik-idari personel ve öğrencilerin katılımıyla interaktif bir ortamda gerçekleşen seminer, soru-cevap kısmının ardından sona erdi.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —