Tarih: 08.12.2016 13:28

‘PAZAR GÜNÜ MEVLİD KANDİLİDİR´

Facebook Twitter Linked-in

11.12.2016 Pazar günü mübarek Mevlid Kandilidir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (sav)’in doğum yıldönümüdür. İnsanlığın yaratılış gayesini unuttuğu, insani erdemlerden uzaklaştığı, cehalet ve zulüm karanlığının ortalığı kapladığı bir dönemde Mekke ufkundan kainata bir güneş olup doğmuştu Efendimiz. “Bir müjdeci, bir şahit, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil”  olarak göndermişti Yüce Rabbimiz Onu…

O, bir melek olmadığı gibi, sıradan bir beşer de değildi. Yüce Mevla’dan vahyi alan,  insanlara anlatıp öğretendi. O; “Ey örtüsüne bürünen kalk ve anlat.”  emrine muhatap olmuş, bu kudsî görevi yerine getirebilmek için gecesini gündüzüne katmıştı. Efendimiz, bu çileli yolda kınanma, hakaret, itham, boykot ve hicret gibi nice güçlüklere karşı büyük bir sabır göstermişti. Tıpkı Nebi kardeşleri Yunus, Hud, Salih, İbrahim ve diğerleri gibi.

Abdullah’ın yetimi, Amine’nin emaneti, Halilürrahman İbrahim(as)’ın duası ve müminlerin gözbebeği Yüce Nebi, Rabbimizin insanlığa en büyük ikramıdır. Bu hakikat; “Andolsun Allah müminlere, kendi içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur...”  ayetiyle duyurulmuştur. Efendimiz, cehlin yerine bilgi ve hikmeti, zulmün yerine hak ve adaleti getirmiştir. “Ben Muhammed’im, ben Ahmed’im, ben rahmet peygamberiyim”  diyen Kutlu Nebi (sav); nefret ve kinle paslanan yürekleri, körelmiş vicdanları muhabbet ve merhametle yeniden inşa ve ihya etmiştir.

Kur’an’ın ifadesiyle O, “bizim içimizden bize gelmiş”  bir elçidir. ‘İçimizden biri’ olması, O’nun örnekliğinin ve örnek alınmasının da bir gereğidir. O’nun gibi bir kul, O’nun gibi bir evlat, O’nun gibi bir eş, O’nun gibi bir baba, O’nun gibi bir arkadaş, O’nun gibi bir komşu, O’nun gibi bir yönetici olmanın imkânı sunulmuştur bizlere…

Kerim Kitabımız, Allah’ı sevmenin ve sevgisine erişmenin, Resulümüze uymakla mümkün olacağını beyan etmiştir.  Asr-ı Saadetten bugüne değin bütün müminler, bu ilahi çağrıya uyarak, gönüllerini Efendimiz’in muhabbetine adamışlardır. İsimlerine, düşünce ve davranışlarına, şiirlerine, sanat eserlerine kısaca tüm hayatlarına bu sevgiyi nakşetmişlerdir. Efendimiz’in adını andıkları ya da işittiklerinde salavat getirmeyi O’na saygının bir gereği kabul etmişlerdir.

Efendimiz’e sevgimiz, O’nu çok iyi anlamak, getirdiği mesajı benimsemek ve hayatımıza aktarmakla tezahür etmelidir. O’nun bizzat Rabbimiz tarafından medh u sena edilen ahlakını örnek alabildiğimiz, merhamet, şefkat, adalet, hoşgörü ve daha nice güzel vasıflarını ilke edinebildiğimiz, kısacası bizler de O’nun gibi canlı birer Kur’an haline gelebildiğimizde Resulümüze sevgi ve bağlılığımızı göstermiş olacağız. Bu vesileyle Mevlid Kandilinizi tebrik ediyor, gönlümüzden Efendimiz’in sevgisini hiç eksik etmemesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —