Tarih: 29.12.2016 09:28

İSLAM´DA, NOEL VE MİLADİ YILBAŞI KUTLAMANIN YERİ YOKTUR

Facebook Twitter Linked-in

İl Müftülüğü Başvaizi Abdulhak Akpolat, bu haftaki sohbetinde miladi yılbaşını ele aldı. İslam’da, noel ve miladi yılbaşı kutlamanın yerinin olmadığını ifade eden Başvaiz Akpolat, sohbetinde: “Önümüzde miladi takvime göre bir yılbaşı vardır. Bu yılbaşı, Hıristiyan kültür ve hayatının izlerini taşımaktadır. Bunun Müslümanlarla ilgisinin olmadığı da kesindir. Zira Müslümanların yeni yılı Muharrem ayıyla başlar. Hedefi, insanları dünya ve ahirette saadet ve mutluluğa eriştirmek olan İslam’da, noel ve miladi yılbaşı kutlamanın yeri yoktur. Bu sebeple “Ben Müslümanım. Ben Kur’an ve Sünnet’e inanıyorum.” diyen kimselerin, Hıristiyanlar gibi içki ve kumar âlemleri düzenlemelerini, evlerini ve işyerlerini noel baba ve çam fideleriyle süslemelerini, sabahlara kadar eğlenceler tertip etmelerini yeni yıla neşeli girme saflığıyla izah etmek mümkün değildir. Miladi bir takvim yılının gölgesine sığınarak haramlara koşmanın, israf çukurlarına yuvarlanmanın bir mantığı da olamaz. Müslümanım dediği halde yılbaşı gecesi için hazırlık yapanlar, içki ve kumar parası arayanlar, işyerlerini çam fideleri ve noel babalarla süsleyenler, sabaha kadar televizyonun başında eğlence programlarını izleyenler neyi, niçin ve nasıl kutluyorlar. Hiçbir Hıristiyan görülmüş müdür ki; Müslümanların bayramlarını ve yılbaşını kutlamak için günlerce önce hazırlansın? Öyleyse Müslümanlara ne oldu ki; inanç ve itikadlarına taban tabana zıd bir tavır sergiliyorlar? Bu, inanç ve ibadetlerimizi hançerlemek değil midir? Bu sebeple hiçbir Müslüman, yabancıların örf ve adetlerini kutlama zavallılığına düşemez” denildi.

“Allahu Azimu’ş-Şan Mukaddes Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de kafirleri, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyi bize yasaklamıştır” diya kaydeden Akpolat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şöyle ki: “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah`a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”  “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar, birbirinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”  “Sizin dostunuz ancak Allah`tır, O’nun peygamberidir, iman edenlerdir; onlar ki Allah`ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.” Görülüyor ki; Yüce Rabbimiz, Allah’tan, Resulullah’tan ve samimi mü’minlerden başkalarını dost edinmeyi bizlere yasaklamıştır. Bir Müslümanın Hıristiyanların örf ve adetlerini taklid etmesi, onların noel ve yılbaşını kutlaması, onları dost edinmesi demektir. Bu ise, Kur’an ve Sünnet lisanıyla yasaklanmıştır.

Yüce Rabbimiz Bakara Suresi’nin 120. ayet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır: “Ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar, sen onların dinine tabi’ olmadıkça, asla senden razı ve hoşnud olmazlar. Habibim de ki: yol, Allah’ın gösterdiği yoldur, İslam’dır.”

Şimdi düşününüz! Yıllardan beri Müslümanlar Yahudi ve Hıristiyanların kültüründen, örf ve adetlerinden tutun da yaşayış şekillerine varıncaya kadar her şeylerini şuursuzca taklid etme yarışına girdikleri halde onlar, Müslümanlardan razı ve hoşnud olmuşlar mıdır? Hayır. Siz, onları ne kadar dost edinirseniz edinin, kendilerine tam teslim olmadıkça, onlar sizden asla razı ve hoşnud olmayacaklardır. Kur’an-ı Kerim’in hükmü budur.

Yılbaşını kutlamak, imanımızı ve inancımızı yaralamaktır. Yılbaşını kutlamak, ibadetlerimizi yaralamaktır. Yılbaşını kutlamak, ahlaki değerlerimizi yaralamaktır. Yılbaşını kutlamak, iktisadi ve ekonomik gücümüzü yaralamaktır. Bir yılbaşı gecesinde içki, kumar, eğlence, yemek israfı için harcanan paralarla yüzlerce fabrika bacasının tüttürülebileceği gerçeği unutulmamalıdır. Yılbaşını kutlamak, cemiyet hayatımızı yaralamaktır. Bir yılbaşı gecesinde cinayetlerin, uyuşturulan beyinlerin, trafik kazalarının yüzde yüz zam gördüğü düşünülürse, yeni yıla başlangıç tablosu kolayca görülür.

Yeni bir yıla başlayacağımız şu günlerde, geçtiğimiz yılın muhasebesini yaparak, hata ve günahlarımızdan dönme gayreti içerisinde olalım. Yılbaşı kutlama gibi bir gaflete düşmeyelim. Çoluk çocuğumuza kötü örnek olmayalım. İslam’ı bütün varlığımızla yaşayalım. Yahudi ve Hıristiyanların örf ve adetlerini yaşantımıza sokmayalım. Taklitçilik hastalığına kapılıp da şahsiyetimizi kaybetmeyelim. Peygamber Efendimiz’in; “Kim inanç, düşünce ve yaşayışta bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardan olur.” “Kim bir kavmi severse, onlarla beraber haşrolunur.” “Kişi, sevdiğiyle beraberdir.” hadis-i şeriflerini hatırımızdan çıkarmayalım. Unutmayalım ki; bu dünyada Allah’ı ve ahiret gününü unutup çılgınlığa dalanlar, yarın Allah’ın rahmetinden mahrum kalacaklardır. Saadet ve selamet, Allah’ın dinine uygun yaşayanlar içindir. Yüce Rabbim İslam’a uygun bir hayatı bizlere nasib eylesin” ifadelerini kullandı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —