Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, 15 Temmuz sürecini ele aldı. Toplumsal hareketlerde en önemli olgu, gerçekleşen toplumsal hareketin devam edip etmeyeceği üzerine yapılan yorumlar olduğunu ifade eden Palabıyık, “Dolayısıyla bizler bir hareketin toplumsal hareket olarak algılanmasını sağlamak için, o hareketin devam koşullarına bakmalı ve sonucunda hangi değişimlerin yaşanacağını irdelemeliyiz. Bu bağlamda 15 Temmuz Darbe girişimini anlamak ve anlamlandırmak için izlenilecek yol, bahsettiğimiz öğelerden bağımsız olmayacaktır. Açık ifade etmek gerekirse bir fiili duruma toplumsal hareket ismini vermek için çeşitli sebepleri ortaya koymak gerekecektir. Örneğin, o toplumsal hareketi ortaya çıkaracak sebepler nelerdir, toplumsal hareketin temel problemi ve amacı örtüşmekte midir, bu amaçlar toplumun faydasına katkı sağlayacak mıdır ve sonuç açısında hangi olgulara hizmet edecektir gibi temel sorular, toplumsal eylemlilikler yada hareketlilikler için oldukça belirleyicidir.
15 Temmuz Darbe Girişimine yukarıda ifade edilenler ile birlikte bakıldığında, 15 Temmuz Darbe Girişiminin aslında sosyolojik olarak izah edilecek hiçbir öğesinin olmadığı görülebilir. Aslında temel vurgu 15 Temmuz Darbe Girişiminin sosyal bir amaç gütmemesinde yatmaktadır. Çünkü sonuç açısından topluma değil de belirli bir kesime hizmet etmeyi amaçlayan hiçbir hareket toplumsal bir hareket olarak algılanamaz. İşin garibi ise toplumun hiçbir problemi yokken, 15 Temmuz Darbe Girişiminin sanki bir problemi çözmek istermişçesine vizyon takınması da diğer bir sorunlu alandır. Toplumsal problemlerin çözülmesi için en önemli kurgunun konsensüs olması gerekirken, 15 Temmuz Darbe Girişiminin hiçbir konsensüs aramadan, rasyonel yani akılcı olana karşı hareket eden bir tavır takınması ve yaratılan sanal ama yalan bir gerçeklik ile hareket etmiş olması, 15 Temmuz Darbe Girişiminin hem akılcı anlamda hem de toplumsal anlamda da bir karşılığının olmadığı gerçeğini ortaya koymaktadır” dedi.
“BAZI AYDIN BOZUNTULARI 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI VERİLEN CEVABI GÖRMEZDEN GELDİLER”
O halde 15 Temmuz Darbe Girişimine karşı bizim tavrımız sosyolojik bağlamda ne olmalıdır? Diye sorusuna cevap veren Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aslında bu sorunun cevabı halk tarafından pratik olarak çoktan verildi ve verilen cevap bütün dünya standartları üzerinde bir cevap olarak tanımlanabilir. Avrupa standartlarının en yüksek zaman aralığını Fransız devrimine dayandıran bazı aydın bozuntuları, ülkemizin 15 Temmuz Darbe Girişimine karşı vermiş olduğu en demokratik cevabı görmezden gelerek, yeniden tanımlama ve inşa sürecine girişmekte geç kalmadılar lakin şükürler olsun ki Allah’ın yardımı ve insanlarımızın sağduyusu ile eşi benzeri görülmemiş bir yanıt, bundan sonraki olası girişim ihtimalleri için en önemli katkıyı yaptı.
Bir kere daha bütün milletimizden Allah razı olsun. Anılması ve dillendirilmesi gereken ilk husus 15 Temmuz Darbe Girişimine verilen mücadele de canını kaybetmiş olan muhterem şehitlerimizdir. Onların iman dolu göğüsleri olmasaydı ve direniş bir an kırılsaydı bugün ne bu ifadeleri yazabilir ne de direnişin gerçek anlamının farkına varabilirdik. Bu bağlamda ilk anma programlarında şehitlerin ziyaretleri ve bütün şehitlerimizle birlikte onların da ruhuna okunacak dualar ilk adımımız olmalıdır. Şehit kavramının kutsallığı bizzat Kuran’ı Kerim’de ifade edildiği için, Allah adına en kutsal olanlar arasındakiler, bizim için de en kutsal olanlar arasında olmalıdır. Bu vesile ile birkez daha tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”
“MİLLETİMİZ BU ŞANSI 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI EN BAŞARILI ŞEKİLDE”
“Tabi ki bu karşı çıkışın mimarı olarak kabul edeceğimiz isim Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır” diye sözlerine devam eden Palabıyık, “Sayın Cumhurbaşkanının karizmatik liderliği vesilesi ile aşılması zor olan eşiklerin ve engellerin aşılması artık sıradan bir hal almaya başladı. Karizmanın etkisi ve milletin Başkomutanına güvenmesi, ayrıca Başkomutanın bu güvene layık olacak pratikler sergilemesi durumu daha samimi ve sürdürülebilir hale getirmiştir. Bunalımlı ve sıkıntılı dönemlerde etkili bir karizma olarak devletini ve milletini her türlü tehdite karşı muhafaza etmeye çalışan ve bu muhafazayı yine milletine anlatmaya çalışan, bazen “yalnız kaldım” diyecek kadar yorulan ama direnmekten vazgeçmeyen bir Cumhurbaşkanımız olduğu için şanslıyız. Bu şansı en iyi şekilde kullanmak ise milletimizin başlıca vazifesi olmalıdır. Şükürler olsun ki, milletimiz bu şansı 15 Temmuz Darbe Girişimine karşı en başarılı şekilde kullandı ve bunun sonrasında milleti ile lideri arasındaki birlik daha güçlendi ve kenetlendi. Tabi ki vurgumuz, sadece Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için değildir lakin 15 Temmuz Darbe Girişimi tamlaması kullanıldığında ilk akla gelen isim sn Cumhurbaşkanıdır. İşte bundan dolayı, 15 Temmuz Darbe Girişiminin yıldönümünde anılması ve vurgulanması gereken önemli olgulardan biri Sayın Cumhurbaşkanının karizmatik liderliğidir. Bu liderliğin bize kattığı anlamı anlamak, algılamak ve yorumlayarak yeniden inşa etmek de bizim boynumuzun borcudur” ifadelerini kullandı.
“15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ HALK İLE BİRLİKTE ÖNLENDİ”
“Rabbim, bir daha bize bu tür günler yaşatmasın ama yaşayacağımız varsa da bu tür girişimlere karşı mücadele azmimizi ve imanımızı eksik etmesin ve güçlendirsin” diye vurgulayan Palabıyık, şunları söyledi: “Yarın, Muş ili için açıklanan 15 Temmuz etkinlikleri üzerine değerlendirmelerimi ifade edeceğim. Ama şimdiden şunu ifade etmeliyim ki, hala 15 Temmuz ruhunu anlayan, açıklayan ve yorumlayarak yeniden inşa eden akışın olduğunu düşünmek için oldukça erken. Keşke diğer büyük illerin programları gözden geçirilip, nelerin yapılabileceğine dair sağlıklı bir organizasyon hazırlığı yapılabilseydi. 15 Temmuz Darbe Girişimi halk ile birlikte önlendi, kendini ispatlayan halktı, belirli bir kesim değil. Yarın ki yazımda görüşmek üzere… Vesselam…”