Menü Muş Şark Haber
Tarih: 01.11.2017 13:39
FETÖ-PKK İLİŞKİSİ (3)

FETÖ-PKK İLİŞKİSİ (3)

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘FETÖ-PKK İlişkisi (3)’ konusunu ele alarak detaylı analizlerde bulundu. “Biri din diğer ise Kürt milliyetçiliği ile sahte siyasetini yürüten lakin birbirlerinden çok farklı olmayan iki örgüt ile analizlerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz” diye belirten Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Çünkü bu iki örgütün, birbiriyle ilgili söylemlerine bakıldığında zıt görünse de sonuç açısından aynı amaca hizmet ettiği gerçeğinin anlaşılması gerektiği kanısındayım.

Özellikle Doğu ve Güney Doğu illerinde kırsal bölgelerden gelen gençler bu iki örgüt için bulunmaz nimet olarak kabul edilirler. Öncelikle bu konuya değinmekte fayda görmekteyim. Çünkü evinden ilk defa ayrılan çocuklar için katılmış oldukları yeni ortam her ideolojiye açık bir kapı gibidir. Bu kapıdan izin verildiği ölçüde her türlü ideolojik söylem rahatça girebilir ve kendisine yer bulabilir. Özellikle ev sahibinin izni bu bağlamda önemlidir. Çünkü ev sahibi, eve kimin girip kimin girmeyeceğine karar veren güçtür. Bu metafordan yola çıkarsak, kendi köylerinin içinde bulunduğu illere yahut başka kentlere okumak ya da çalışmak için giden gençler için, gittikleri yerde tanıştıkları insanlar oldukça önemlidir” dedi.

“İSTER KIZ İSTER ERKEK ÖĞRENCİ OLSUN BÜTÜN ÖRGÜTLER İŞLERİNE YARAYAN HERKESİ KULLANABİLMEKTEDİR”

“Tanıştıkları bu kişiler ev sahibi olarak kabul edilirse, kırdan gelen gençlerin kimlerle irtibatlandırılacağı da bu kişilerin yetkesindedir diyebiliriz” diye ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “O halde devletimizin ilk çare bulması gereken gerçek, kırdan kente gelen gençlere okuma imkânlarını sağlayacak alan yaratması olacaktır. Bu alanın devlet tarafından doldurulması demek, kendilerine eleman arar gibi öğrenci arayan örgütlere de kapıları kapatacaktır. Bu sürecin cinsiyeti de mevcut değildir, ister kız ister erkek öğrenci olsun bütün örgütler işlerine yarayan herkesi kullanabilmektedir. FEÖT’nün evlendirme dairesi gibi çalışması yahut PKK’nın da görünürde eşit düzen içinde ama gerçekte tecavüze varacak kadar sahte yollarla bireyleri kapma yarışı ancak bu şekilde önlenebilir. Çok şükür FETÖ’nün gerçek yüzü anlaşıldığı için eskisi gibi bir etkisi kalmamıştır lakin PKK’nın etkisini kırmak da yine aynı yolla mücadeleye devam etme gerekliliğini ortaya koymuştur.”

“FETÖ VE PKK’NIN SOSYAL BAĞLAMDA DA AYNI DİLİ KULLANDIĞI GÖRÜLMEKTEDİR”

Kuş bakışı bakıldığında FETÖ ve PKK’nın sosyal bağlamda da aynı dili kullandığı görülmekte olduğunun altını çizen Palabıyık, “Her ikisinin ortak özelliği zihinleri değiştirmek ve kendisine kul yaratmak bilincidir. Birinde bu isim Gülen diğerinde ise Öcalan’dır. Gerçi, PKK’nın son zamanlarda Öcalan’ı satması yahut terketmesi de yine örgütün ne kadar değişken olduğunun da kanıtı sayılabilir. Özellikle çözüm sürecinde bir türlü samimi hamlelerin gelmemesi ve Öcalan’ın dinlenmemesi yine sayılan adımlara örnek verilebilir. Artık gençler, PKK’nın tıpkı FETÖ gibi çıkarcı ve değişken olduğunu anlamış ve benimsemiştir ama hala bazı yerlerde PKK’nın, Kürtlere özgürlük sunduğu izlenimi mevcut olduğu için özellikle gençliğin merakı bitirilememiştir. Bizlerin temel gayesi de bu merakı inşallah sonlandırmak olacaktır. Özellikle 17-25 Aralık süreciyle birlikte gerçek yüzünü gösteren ve gereken dersi alan FETÖ gibi PKK’da bölgede etkisini kaybedecektir” ifadelerini kullandı.

“PKK’NIN SAVUNDUĞU ÖZGÜRLÜK TEMELLİ SAHTE”

Bölge halkının masum ve samimi tavırlarını kullanma haklarını kendilerine gören bu iki örgüt, en büyük yenilgiyi bölgeden alacağını vurgulayan Palabıyık, şunları söyledi: “Çünkü dini duyguların FETÖ tarafından sömürülmesi örneği canlı yaşandığı için PKK’nın savunduğu özgürlük temelli sahte söylemin de yine halk tarafından farkına varılması yakındır. Her iki örgütün de Avrupa ülkelerinde bulduğu destek ise şaşırtıcı değildir. Brüksel ya da ABD’nin çeşitli yerlerinde gördüğümüz FETÖ yahut PKK desteği, iki örgüt arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Çeşitli bilimsel ve siyasi alanlarda FETÖ propagandası yapanlara izin verilmesi; uluslararası toplantılarda FETÖ bağlantılı isimlerin yer bulması ve ülkemizin kötülenmesi PKK tarafından örnek alınmaktadır. PKK’nın kurduğu çadırlar, Öcalan posterleri ve PKK’ya ait söylemlerin afişe edilmesi, AB ülkelerinin her iki örgütü eşit gördüklerinin de ispatıdır. Hem FETÖ hem de PKK, AB ülkeleri tarafından “ağır misafir” (!!!) olarak kabul edilmiştir. İki örgütün benzeşik olan söylem biçimi ve tavırları, aslında onların birbirinden farklı olmadıklarına da önemli işaretler sunmaktadır. Ayrıca her iki örgütün, PYD/YPG’ye bakışlarının yine benzerlik göstermesi tesadüf değildir. Bu konuyu yarın tartışacağız…”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —