Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Muş Milletvekili Demir Çelik, TBMM Başkanlığı’na 4 ayrı soru önergesi verdi. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlıklarının soruları cevaplandırmasını önerge ile isteyen Çelik, önergelerinde şu ifadelere yer verdi: “Ağustos ayında Muş E Tipi Kapalı Cezaevine gerçekleştirmiş olduğum ziyarette, kadın ve erkek hükümlüler ile görüştüm. Mahkûmlar, idarenin bir takım keyfi müdahaleleri olduğunu, okumak amacıyla cezaevine getirilen kitaplara el konulduğunu ve yazılan çizilen her şeye cezaevi yönetimince engellendiğini ifade etti. Cezaevi yönetiminin bu tutumunun devam etmesi halinde isyan başlatacaklarını dile getirmeleri üzerine bu bilgiyi gerek cezaevi yönetimiyle gerek Cumhuriyet Başsavcısı`yla gerekse de basın üzerinden kamuoyuyla paylaştım. Görünen o ki uyarılarımız dikkate alınmamış, mevcut düzene devam eden yönetim bir isyan ile karşı karşıya kalmıştır. Bu Bağlamda; Muş E Tipi Cezaevi’nde 7 kitap sınırlamasının nedeni nedir?, Cezaevi yönetimi hakkında her hangi bir cezai işlem başlatacak mısınız?, Kamuoyuna yansıyan ve tarafıma ulaşan Muş E Tipi Cezaevi ile ilgili olayları araştırması için Mülkiye Müfettişi görevlendirmeyi düşünüyor musunuz?, Muş E Tipi Cezaevi’nde kaç hükümlü ve tutuklu bulunmaktadır? Ve Cezaevi ziyareti sonrasında, yaptığım onca uyarıya rağmen cezaevi yönetiminin tutumunu değiştirmemesinin sebebi nedir?
Suriye’de savaştan kaçarak İstanbul’a göç eden Suriyeli Alevi mülteciler, çadır kurdukları Şirinevler’de bir grubun saldırısına uğradığı söylenmektedir. Mültecilerin çadırlarını ateşe veren grubun sözlü saldırısı her geçen gün artarak devam etmektedir. Saldırıyı yapan grupların Alevi mültecileri “ Siz Suriye’de pislik içindesiniz. Ya gidersiniz ya da çocuklarınızı çalıp öldürürüz” tehdidinde bulundukları iddia edilmektedir. Bu Bağlamda; Yukarıda bahsi geçen olay hakkında Bakanlığınıza ulaşan bir şikâyet var mıdır? Saldırı ve tacizde bulunan kişilerin kimler olduğu tespit edilmiş midir? Alevi vatandaşlarımıza yönelik her geçen gün artan ırkçı saldırıları önlemek için Bakanlığınızca yapılan bir çalışma var mıdır? Var ise bu çalışmalar nelerdir? Hükümetiniz tarafından ısrarla ‘Mülteci değil misafir’ tanımlaması yapılmasına rağmen yaşanan bu olayları nasıl açıklamaktasınız? Ve Hatay’da kurulan kamplarda bulunan Suriye’li mülteciler için sağlanan koşullar ile İstanbul’da bulunan Alevi mültecilere sağlanan koşullar arasındaki farklılıkların nedeni nedir?
21 Mart 2007 tarihindeki Cizre Newrozu’nda yaptığı bir konuşma nedeni ile KCK Ana Davası kapsamında 24 Aralık 2009 tarihinde tutuklanan Cizre Belediye Başkanı Aydın Budak’ın Danıştay kararı olmadan görevden alındığı yazılı basında yer almıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “ Belediye Başkanlığının sona ermesi” başlıklı 44.Maddesinin 2. Fıkrasının (b) bendinde; “Belediye başkanının seçilme yeteneğini kaybetmesi durumunda, İçişleri Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Danıştay kararı ile başkanlık sıfatının sona ereceği yönünde” kesin hüküm verilmesine rağmen dönemin Cizre Kaymakamı Mehmet Ali Sağlam’ın, Şubat 2012’de Danıştay kararını beklemeden Budak’ın görevden alınmasına ilişkin resmi yazıyı, keyfi şekilde Cizre Belediyesi’ne tebliğ ettiği söylenmektedir.
Bu Bağlamda; Anayasa’da belediye başkanlığının İçişleri Bakanlığı’nın başvurusu ve Danıştay’ın onayı ile düşürülebileceği yönünde kesin hüküm olmasına rağmen Kaymakam Mehmet Ali Sağlam hangi yetkiye dayanarak Belediye Başkanı görevden almaktadır? Danıştay 8. Dairesi verdiği kararında belediye başkanlığının düşürülmesi istemini reddetmesine rağmen, İçişleri Bakanlığı’nın hiçbir hukuki dayanağı olmadan bu hukuksuzluğu sürdürmesinin nedeni nedir? Kaymakam Mehmet Ali Sağlam’ın bu tutumu sonrası hakkında her hangi bir cezai işlem başlatılmış mıdır? Kürt siyasal hareketi ve temsilcilerinin tasfiye edilmesi için uygulanan keyfi hukukun nedenleri nelerdir?
30 Eylül 2013 tarihinde Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Demokratikleşme Paketi’nde Siyasi partilerde Eşbaşkanlık uygulamasına geçileceği, Eşbaşkanlığın yasal güvenceye kavuşturulacağı dile getirilmişti. Günümüz dünyasının giderek daha katılımcı ve daha demokratik yönetimlere ihtiyaç duyduğu bir gerçekliktir. Toplumun çoklu kimlikli ve çoklu kültürlü gerçekliğinin siyasal temsiliyet bulması, temsiliyette adalet ve eşitlik açısından oldukça önemlidir. Toplumun bir yarısı olan kadının bu gerçekliğe rağmen hak edilen düzeyde siyasal temsiliyet bulmadığı da bir başka gerçekliktir. STK, DTK, Sendika ve Siyasi partilerde eşitlik ilkesi gereği eşit oranda temsiliyet günümüz demokrasisi için çok daha önem arz etmektedir. Bu Bağlamda; Belediyelerde Eşbaşkanlık sistemine geçmeyi düşünüyor musunuz?, 5393 sayılı Belediyeler yasası demokratik kanallara açık olmadığından, Eşbaşkanlığa geçilmesi için yeni kanun teklifi vermeyi düşünüyor musunuz?.”