Türkiye’nin ciddi değişimlerin olduğunu belirten Vali Seddar Yavuz, “bu ülke demek birisi Kürt olduğu için kendisini sıkıntıda bulsun, ne de Türk olduğu için avantaj sağlasın. Bu ülkede yaşayan 80 milyon insan eşit ve özgür vatandaş olsun, bir başka paradigmamız bu” dedi
Muş Valiliği görevine geldiği günden itibaren sürekli projeler üreterek vatandaşlarla görüşen Vali Seddar Yavuz, ilçe, belde ve köy ziyaretlerini sürdürüyor. Her ay düzenli bir şekilde halkla buluşma programları düzenleyen Vali Yavuz, ilçe ziyaretleri kapsamında Varto’ya bağlı köyleri geçti. İlk olarak Sazlıca köyüne geçen Vali Yavuz’a İl Jandarma Alay Komutanı Albay İsmail Şahin, Varto İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Mehmet Nuri Çetin, İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Bülent Solmaz, Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü Abdulbari Aksoy ve ilçe kamu kurum amirleri eşlik etti.
Köy halkının sıcak ilgisi ile karşılanan Vali Yavuz, taziye evine geçti. Burada vatandaşlarla bir araya gelen Vali Yavuz, köy sorunlarını dinleyerek daha hızlı ve etkin çözüm üretmek için bu tür köy gezileri düzenlediklerini ve eksiklikleri kısa sürede gidereceklerini söyledi. Türkiye’nin çok güçlü bir devlet olduğunu ve her yıl Muş’a 3 Milyar TL yatırım yaptığını ifade eden Vali Yavuz, “Bu esasında sadece biz değiştirmedik dünya değişiyor bizde değişiyoruz. Şimdi diyelim ki 1900`lü,1800`lü yılardaki devlet modeli farklı 1950 deki devlet modeli farklı, 2000`de ki devlet modelleri farklı. Bütün dünyada devletin görevler ya da devletten beklenenler değişiyor. Bizim de kendimizi yenidünyada gelişen şartları uydurmamız gerekiyor. Nedir bu? Temelde bir vatandaşlarımızın, 80 milyon vatandaşı olduğu gibi kabul etmek birincisi, vatandaşlarımıza bir elbise dikmeye kalkmamak, bir şekil verme ihtiyacı içinde olmamak. Şimdi bunu şöyle izah edelim size; diyelim ki geçmişte başörtülü insanlar diyelim ki makbul insan değil. Makbul insan ne olacak, Çağdaş giyim olacak, çağdaş giyim ne olacak, efendim işte başını açarsa etek giyerse en çağdaş mesela. Şimdi ya da insanların kökenlerini, kökenlerini ifade etmesinde ki zorluklar. Şimdi insanlar etnik kökeni ne ise bunları özgürce ifade etsinler, efendim bununla ilgili herhangi bir şekilde ne ayrımcılığa ne bir avantaja sahip olsunlar. Yani daha açık söyleyeyim bu ülke demek birisi Kürt olduğu için kendisini sıkıntıda bulsun, ne de Türk olduğu için avantaj sağlasın. Bu ülkede yaşayan 80 milyon insan eşit ve özgür vatandaş olsun, bir başka paradigmamız bu” dedi.
“ŞİDDET BİR YÖNTEM DEĞİL, ŞİDDET YOK”
Hiç kimse kendi fikrini ve düşüncesini kabul ettirmek için bir başkasına şiddet uygulamayacağını kaydeden Vali Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “insanlar mezhepsel ve dini inançları farklı olabilir, bu da başımızın üzerinde hangi anlayışa mensup olursa olsun biz bütün insanlarımıza saygı duyuyoruz, yeni devlet anlayışımız bu ama buradan bir bütünü çıkarmamız lazım. Yani bunların evet hepsine evet ama buradan bir bütün çıkarmamız lazım, şimdi buradan bir ayrılık değil bir bütün çıkarmamız lazım. Bütün nasıl çıkaracağız ortak değerler etrafında buluşacağız. Bir şiddete hayır diyeceğiz, şiddet yok, silah yok, bomba yok birincisi bu. Yani hiç kimse kendi fikrini ve düşüncesini kabul ettirmek için bir başkasına şiddet uygulamayacak. İki, insanlara ayrımcılık yapmayacak. Bu ülkenin insanların hepsini kucaklayacak, saracak, kim olursa olsun, iyi mi bunda anlaşabiliriz değil mi. Yani şiddetin asla bir yöntem olmadığı, desteklenmediği, şiddet yok, şiddeti övmek yok, şiddetin yanında durmak yok. Onun dışında insanlar hangi etnik kökende ise etnik kökenleri gurur duysun, etnik kökenine de itirazımız yok tamam mı? Yani etnik köken konusunda insanlar ben Kürt`üm diyerek avaz avaz bağırsın, burada da bağlanabilirsiniz. Ben sizin Kürtlüğünüzden rahatsız değilim. Bunu benden duyun ki, şimdi anladığım kadarıyla benim daha çok gezmem lazım arada, konuşmam lazım ki insanlar devletin ne düşündüğünü bilsin. Biz sizlerin Kürtlüğünüzle gurur duyuyoruz. Sizde Kürtlüğünüzle gurur duyun ama Kürtlük ya da Türklük bir üstünlük meselesi olamaz. Irkçı olmayın, biz ırkçılığı ret ediyoruz. Şimdi geldik oraya, nasıl anlaşacağımız konusu o işte. Türk`üz, Kürt`üz, Çerkez`iz, Laz`ız, Çerkez`iz her neyse, bu bir kaderdir. Hangimiz annemizi seçtik, hangimiz babamızı seçtik, hangimizde doğduğumuz yeri seçtik, hangimiz etnik kökenimizi seçtik, hatta daha öteye gidelim hangimiz dinimizi seçtik. Şimdi Allah`ü Ekber diyen bir beldede doğduk. Hepimiz babamız Cuma namazına gidiyordu, bayram namazına gidiyordu, efendim biz de Müslüman olduk memlekette. Yoksa biz şimdi hepimiz bu memlekette yaşayan insanlar, hangisi Kuran`ı Kerim`i okudu, araştırdı onda sonra Müslüman oldu. Böyle insan sayısı çok azdır. O yüzden kader olan bir şeyin üstünlük olması mümkün değildi, kaldı ki bizler mümin insanlarız, inançlı insanlarız Elhamdülillah Müslüman`ız.
Şimdi Hucurat süresinde çok güzel bir ayet var, orada Allah`u Teâlâ diyor ki; "Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi, aşiretler ve kabileler haline getirdik tanışın diye; şüphe yok ki Allah katında sevabı en çok ve derecesi en yüce olanınız, en fazla çekineninizdir; şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır" demek ki Allah`ın yanında bizim Müslüman olabilmesi için birbirimize üstünlük sağlayacaksak, hangimiz daha ahlaklıysak, hangimiz daha edebli isek, hangimiz daha dürüst isek, Allah`ın emir ettiklerini yapıp neyh ettiklerinden kaçıyorsak o zaman Allah kadının üstün olabiliriz. Ama bir insan tekrar söylüyorum Etnisesi ile ne üstün olur, ne aşağı olur.”
“BİZİM DEVLET OLARAK KİMSENİN ETNİTSESİ İLE BİR SORUNUMUZ YOK”
Son 15 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’de çok ciddi değişimlerin olduğunun altını çizen Vali Yavuz, şunları söyledi: “Biz devlet olarak bunları net olarak, ben bunları devletin valisi olarak burada bunu size söylüyorum. Her gittiğim yerde de söylüyorum. Bizim devlet olarak kimsenin etnitsesi ile bir sorunumuz yok. Ve 15 yıldır aslında Türkiye`de Sayın cumhurbaşkanımızın liderliğindeki Türkiye`de yapılan şey budur. Ama hala ben anlaşabildiğini düşünmüyorum. Etnik siyaset yaparak ya da efendim silahların gölgesinde sürekli, yani insanları korkutarak, buradan bir sonuç çıkarması mümkün değil. Türkiye`de meşru bir siyaset yapılması lazım, meşru siyaset nasıl olur; silahsız olur. Bu ülkede Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) silahlı kadrosu var mı? Söyleyin bana, yok. Türkiye`de sorun olan kısım bu, Türkiye`de HDP ya da bu siyasi uzantının dışında silah gölgesinde oy alan bir parti yok. CHP`nin yok, MHP`nin yok, Saadet Partisi`nin yok, Büyük Birlik Partisi`nin yok, sayda say, Vatan Parti, İşçi Partisi bunların hiçbir tanesinin arkasında silah desteği olan bir dağ kadrosu yok bu partilerin. Eğer meşru siyaset yapacaksak bu ülkede huzuru bulacaksak meşhur zeminde bir siyaset yapmamız lazım. Şimdi diyorlar ki biz siyaset yapamıyoruz, siyaset yapın, siyaset yapmayın diyen mi var.”
“SİZLERDEN DE BEKLENTİMİZ BİZİM, HER ZAMAN VİCDANINIZLA AKLINIZ ARASINDA BİR YOL BULUN”
Her zaman vicdanlı olunması gerektiğini ve hiçbir zaman şiddetten uzak durulmasını öneren Vali Yavuz, “Siyaset yapın her şey söyleyin ama şiddetle siyaseti bir araya getirebilmek çok mümkün değil çünkü özü itibariyle bu şu anda sorun olan sıkıntının bir tanesi bu. Biz tekrar söylüyorum, fikirlerin sonuna kadar özgürce ifade edilmesinden ben şahsen yanayım, ben bunu yıllardır da söylüyorum. Bunun tek şartı şiddetin hiçbir şekilde yöntem olarak benimsenmemesi, olmaması gerekir. O zaman biz bölgedeki sorularınız çok daha kolay çözme imkanımız var, kudretimizde var buna. Değerli kardeşlerim bu vesileyle sizlerden de beklentimiz bizim, her zaman vicdanınızla aklınız arasında bir yol bulun. Çünkü akıl da zaman zaman yanılır vicdan olmazsa, vicdanla aklı bir araya getirmek, ilimle irfanı bir araya getirmek ve kullanmak fevkalade önemlidir. Çünkü vicdan elinizi koyduğunuzda doğruyu söyler size. Neyin doğru olduğunu vicdan size söyler zaman zaman yanılabilir. Akıl biraz daha matematikseldir. Matematikte her zaman doğruyu göster gibi gider ama sizleri yanıltabilir. O yüzden insanoğlu iki kere iki dört etmez insan. O yüzden hayata bakarken bir vicdanı hiçbir zaman baypas etmemeliyiz. O yüzden biz vicdanın korunması gereken bir adeta mum gibi düşünüyorum ben. Eğer ona bir canfanus yapmazsanız o da sönebilir. O yüzden onunla muhafaza edilmesi fevkalade önemlidir. O yüzden de bu toplantıları, bu konuşmaları özellikle yapıyorum. Bizim ne istediğimizi ne beklediğimizi ve nasıl bir ülke hayal ettiğimizi hepimizin bilmesi gerekir. Onun dışında ortak değerlerimizi çözmeliyiz, ortak değerlerimiz bizim birlikte yaşamaktır” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIMIZ BİZİM EN BÜYÜK VARLIĞIMIZ DEĞİL Mİ?”
“Birinci önceliğimiz nedir bizim, çocuklarımız yavrularımız, onların tırnağına bir şey gelse bize büyük bir rahatsızlık gelir” diye ifade eden Vali Yavuz, şunları söyledi: “Şimdi düşünün ben Eskişehirliyim, bir an düşünmenizi istiyorum bunu. Şimdi Muşlu Eskişehir de çok ciddi insan var. Şimdi hiçbir Muşlu anne yada baba çocuğunun Eskişehir`e gönderdiğinde başına bir şey gelebileceğini dair bir kaygısı yok, var mı? Yok. Muşlu bir öğretmen, Muşlu bir doktor ne bileyim herhangi bir Muş`tan giden Eskişehir`de yaşayan Muşlunun hiçbir kaygısı yok. Ama Muş`a atanan ya da Muş`a gelen bir çocuğun annesi rahatsız, huzursuz, bunu özellikle düşünmenizi tavsiye ediyorum, bakın konu anneler olduğu için söylüyorum. Çocuklarımız bizim en büyük varlığımız değil mi? varlığımız, onların huzurlu olması bizi de huzurlu kılmaz mı? Hatta şöyle düşünün yani kendimizi önemsemiyoruz da çocuklarımız önemsiyoruz öyle değil mi. Bizim için kendimiz önemli değildir. Birinci önceliğimiz nedir bizim, çocuklarımız yavrularımız, onların tırnağına bir şey gelse bize büyük bir rahatsızlık gelir. Hatta deriz ki ona geleceğine bana gelsin deriz değil mi. O yüzden bu duyguyu anlamak lazım. Bu duyguyu anlamadan sadece kendi penceremizden, yani Muş penceresinden, Van penceresinden, Diyarbakır penceresinden bakamayız. Son kez fazla vaktinizi almadan başka bir örnek vereceğim biliyorum farklı düşündüğünüzü, farklı düşünenlerinizin olduğunu bunu gayet saygı ile karşılıyorum. Sizin de benim görüşlerimi ön yargısız düşünmeden beni dinlemenizi rica ediyorum.”
“ŞİMDİ YPG YPJ ESAD’LE BERABER DEĞİLLER Mİ, SİZE TUHAF GELMİYOR MU?”
PKK terör örgütünün verdiği zararlara değinen Vali Yavuz, “Size bir Suriye anlatacağım ben; şöyle bir ufuk turu düşünün. Baba Esed zamanında da şimdiki Esed zamanında da Suriye`deki Kürtlerin kimliği bile yok. Bunu bilmiyor olabilirler. Suriye`deki Kürtlerin, yüzyıldır kimliği yok. Vatandaş değiller, memur olamazlar, işçi olamazlar, şu evin tapusu bile yoktur. Şimdi dikkat ederseniz; Beka Vadisi`nde, Apo da Beka Vadisi’nde değil miydi? Suriye`deki Kürtlerin haklarını savunan bir yaklaşım duydunuz mu? Bakın, bu ülkede Kürtler cumhurbaşkanı olmuştur. Sizin köyünüzde de bir sürü örneği var. Bana da dediniz ki; bu köyde Yargıtay üyemiz var. Milli Eğitim Şube Müdürümüz var. Kardeşim bin yıldır var zaten. Şimdi bu ülkede evet bizim eksiklerimiz, yanlışlarımız var. Ama Kürtlerin tek azınlık olmadığı ülke Türkiye`dir. Bulanık’tan valimiz var. Kahramanmaraş`ın Valisi Vartolu. Vartolu valimiz var, Bulanıklı valimiz var. Şimdi eğer samimi olacaksak, eğer bir Kürt hareketten bahsediyorsak, Kürt haklarını savunmaktan bahsediyorsak, önce gidin Suriyeli Kürt halkının hakkını savunun. Mesela kurulduğu yerden bugüne kadar Suriye rejimine karşı çıkan silahlı eylemleri var mı? Ben zaten silahı tavsiye etmiyorum, onu açık söylüyorum. Ne olursa olsun silah yok, şiddet olduğu yerde ben yokum. Ama eleştirin olmazsa o da yok. Şimdi YPG YPJ Esad’le beraber değiller mi, size tuhaf gelmiyor mu? Niye beraberler demek ki bu başka bir hadiseden bahsediyoruz. Bu normal değil, izah edilebilecek bir hareket değil. Şimdi geliyorsunuz bu ülkede Cumhurbaşkanı oluyorsunuz.
Rahmetli Turgut Özal ben Kürd’üm dedi. Hiçbir Eskişehirli bir Kütahyalı`nın bu kötü, ne işi var demedi.
Şu anda bir anket yapsak, eminim ki Eskişehir`de de, Kütahya`da da rahmetli Özal birinci çıkmazsa, ikinci çıkar. İkinci çıkmazsa üçüncü çıkar. Ama ilk beşte çıkar. 94 yıllık cumhuriyet tarihinde en çok sevilen devlet adamları arasında çıkar çıkmaz mı? Demek ki meselenin etnik bir boyutu yok, ben Eskişehirliyim. Eskişehir`de seçilen milletvekillerin yüzde 60’ı Kürt kökenli. Eskişehi’in yüzde 90`ını da Yörük Türkmen’dir. Peki, bu adamlar aptal mı da kendi etnisitesinden başkasını seçiyor. Adamın etnik gözü yok da ondan. Onu bu görevi aslı vatandaş olarak görüyor da bunun için. Yoksa Eskişehir gibi bir yerlerde bu dediğim olur mu? Size örnek veriyorum gençler. Yani bir açmazda yaşıyoruz, dünyadan haberimiz yok. O yüzden bizim şiddeti gündemden surette çıkarmamız gerekiyor. Şiddetle bu iş olmaz. Şimdi Türkiye`de zaten asimilasyonu reddediyoruz tamam mı. Bu ülkede yani doksanlı yıllarda Türkiye yok ki. Doksanlardaki Türkiye var mı şimdi, kimse var diyemez? Ben devletin valisi olarak söylüyorum, en son şöyle bitireyim arkadaşlar, fazla uzatmayalım. Ben Eskişehirliyim etnik olarak Türküm ama ben kendimi Kürt kadar Kürt hissediyorum. Arap kadar Arap hissediyorum. Boşnaklar kadar Boşnak hissediyorum. Bu ülkede yaşayan 80 milyon vatandaşı aynı gözle görüyorum. Biz insana insan diye bakmalıyız, öyle kabul etmeliyiz, onun sorunu da kendi sorunumuz gibi bakmalıyız. Böyle görmeye başladığımız anda sorun çözülür. Aksi takdirde sıkıntılarımız, sorunlarımız devam eder. Hepinize çok teşekkür ederim” şeklinde konuştu.
Vali Yavuz, daha sonra köyün İlkokulunu ziyaret ederek öğrencilere çeşitli hediyeler dağıttı.