Menü Muş Şark Haber
Tarih: 03.03.2014 18:19
EĞİTİM SEN MUŞ ŞUBESİ GENEL KURULU YAPILDI

EĞİTİM SEN MUŞ ŞUBESİ GENEL KURULU YAPILDI

Facebook Twitter Linked-in

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Muş Şube Başkanlığı 9’uncu Olana Genel Kurul’u yapıldı. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’ne ait Gençlik Merkezi’nde yapılan Genel Kurul’a Belediye Başkanı Necmettin Dede, Milli Eğitim Müdürü Ali Tatlı, sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcileriyle sendika üyeleri katıldı. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Necmi Erol, Eğitim emekçilerinin Türkiye tarihindeki mücadelesinin çok eskilere dayandığını söyledi. 2’inci Meşrutiyet döneminde Encümen-i Muallim ile başlayan mücadelelerinin 1960’larda Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ile devam ettiğini belirten Necmi Erol, 1971 askeri darbesi ile sendikal mücadeleden yoksun bırakılmak istenen eğitim emekçilerinin aynı yıl kurdukları Türkiye Öğretmenler Birliği Derneği olan TÖBDER ile mücadele meşalesini devam ettirdiğini ifade etti. 1980 askeri darbesi ile TÖBDER’in birçok yöneticisinin tutuklandığını ve dernek kurma yasağı getirildiğini dile getiren Necmi Erol, bu yasağın eğitim emekçilerinin mücadelesine engel olmadığını ve 1990’larda sırası ile Eğit-Der, Eğit-Sen, Eğitim-İş ve son olarak Eğitim-Sen’i kurduklarını vurguladı. Erol; “Eğitim emekçileri bugün Eğitim Sen çatısı altında Türkiye’nin 81 ilinde 100’den fazla şubesi ve 120 bine yakın üyesi ile eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal, demokratik ve kültürel haklarını koruma ve geliştirme, özgür ve demokratik bir çalışma yaşamının oluşturulması mücadelesi, demokratik ve yaşanılabilecek bir ülke talebiyle birlikte sendikal mücadelenin ana eksenini oluşturmaktadır. Sendikamız Eğitimsen parasız, laik, demokratik ve anadilde eğitimden yanadır” dedi.
Eğitim Sen’in emek mücadelesini demokrasi ve özgürlükler mücadelesinden hiçbir zaman ayırmadığını dile getiren Erol sözlerini şöyle sürdürdü; “Bunu kendisine şiar edinen sendikamız ülkemizin barış, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin önemli bir tarafı olduğunu her defasında dile getirmiştir. Bugüne kadar vermiş olduğu bedeller ve emekler ile bunu kanıtlamıştır. Şunu biliyoruz ki toplumsal barış ve huzur olmadan soframızdaki ekmek artmayacak ve rahat yüzü görmeyeceğiz.”
Kürt sorununa da değinen Erol; “Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Cumhuriyetin önemli bir nüfusunu oluşturan Kürt halkının Cumhuriyet ile hep sorunları oldu. Yeni kurulan cumhuriyette temel hakları teslim edilmeyen Kürtler 90 yıllık tarih boyunca defalarca isyan etti ve haklarının teslimini istedi. Ülkemizdeki son 40 yıllık çatışmalı süreçte tutumunu sürekli barıştan ve özgürlüklerden, sorunların diyalog ve müzakere yöntemi ile çözülmesinden yana koyan örgütümüz, gelinen nokta da ne kadar haklı olduğunu göstermiştir. Kürt halkı Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan imha, inkar ve asimilasyon politikalarına karşı geliştirdiği mücadele ile bu politikaları boşa çıkarmıştır. Geçen süre içinde iktidarların Kürt sorunu karşısındaki çözümsüzlük ısrarı demokrasi ve toplumsal barışın önündeki en büyük engellerden biri olmuş, ne yazık ki bedelini bütün halklar ödemiştir. Küresel emperyalizmin çıkarları çerçevesinde bölgemizde çıkarılmak istenen huzursuzluk, Ortadoğu ve bölge halklarını bir savaş cenderesine doğru sürüklemektedir. Bu küresel güçlerin bölge ayağı durumunda olan Türkiye ve AKP iktidarı Suriye politikası ile Türkiye’yi bir savaşın eşiğine getirmiş ancak yeterince uluslararası destek ve meşruiyet bulamayınca bundan vazgeçmiş görünmektedir. Uzun yıllar Baas rejimi baskısı altında yaşayan Kürtler, Batı Kürdistan’da bölgesel denklem içinde savaşın bir tarafı olmayarak yeni bir üçüncü yol olan demokratik özerklik modelini bütün Suriye halkı için önermiş kendi özerk yönetimlerini kurmuştur. Başlangıçta Kürtlerin bu kazanımlarını hazmedemeyen Türkiye her ne kadar şantaj ve tehdit unsurlarına başvursa da gelinen noktadaki fiili durumu kabul etmiş ancak bu seferde Kürtlere karşı savaşmaları şartıyla bölgedeki çeteci unsurlara her türlü yardımı ve desteği sunmuştur. Buna rağmen kendi Kantonlarını kuran Rojava Kürdistan’ındaki bu durum, bütün bölge devletlerine ve halklarına bir ilham kaynağı olacağı şimdiden görülmektedir. Bizce Türkiye’yi yönetenlerin artık şu gerçeği görmesi gerekiyor. Türkiye halklarının ve devletinin mevcut uluslararası denklemde çıkarları Kürt halkı ile ortak tutum almaktan geçiyor. Buradan hareketle kendi Kürt politikasını netleştirmiş, kendi Kürt’ü ile barışmış bir Türkiye’nin bölgede ve uluslar arası alanda güç ve prestij kazanacağını bilmek gerekiyor” dedi.
Çözüm sürecinin her an altüst olmaya gebe olduğunu savunan Erol şöyle konuştu; “Doğrusu AKP’nin son iki yıldaki görüşme süreci pratiğine bakıldığında ortaya hiçbir yasal düzenleme koyamaması durumu sürecin her an altüst oluşlara gebe olduğunu göstermekte ve bu durum Türkiye halklarını kaygılandırmaktadır. Son zamanlarda yasalardan çıkarılan ırkçı içerikli çocuk andı ile birlikte ÖYM’lerin kaldırılması Türkiye demokrasisi adına olumlu adımlar iken 21. Yüzyılda 20 milyonluk Kürt halkının halen anadilde eğitim talebinin karşılanmaması artık kabul edilemez bir durumdur. Anadilde eğitim talebi Kürt sorununun bugüne gelmesinde en büyük etkendir. Sendikal mücadelemizin temel taleplerinden biri olan anadilde eğitim hakkı vazgeçilmez bir haktır. Bu hakkın bugüne kadar teslim edilmemiş olması bir utanç durumudur. Bütün bilimsel veriler çocukların kendi anadillerinde eğitim görmelerini desteklemektedir. Ayrıca anadilinde eğitim gören çocukların eğitim süreçlerinde daha başarılı oldukları bilimsel olarak kanıtlanmıştır. 12 yıllık iktidar yapılanması bir cemaat ittifakı olan AKP iktidarının çıkar ve rant çatışması sonucu ortaya çıkan yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet çarkının nasıl döndüğünün çok aleni bir biçimde Türkiye halkları tarafından görülmesi sonucu, AKP durumu paralel devlet yapılanmasına sığdırarak kotarmaya çalışması manidardır. Buradan hareketle paralel devleti alt etme amaçlı devlet mekanizmasını düzenlemeye yönelik MİT yasası, HSYK yasası, İnternet düzenlemesi, torba yasa, Milli Eğitim yasaları gibi yasalarda neredeyse her gece yeni bir düzenleme yapmaktadır. Buradan hareketle sormak lazım; Kendi personelini koruma amaçlı bir gecede MİT yasasını değiştirebilen iktidar 2 yıldır devam eden çözüm sürecine yönelik neden bir tek yasal düzenleme yapmadı? Bu durum AKP Hükümetinin iyi niyetli olmadığının kanıtı değilmi? Evet AKP 12 yıllık iktidarı boyunca devlet mekanizmasını kontrol altına almak amacıyla askeri düzenlemelerden adalet sistemine, eğitim sisteminden toplumsal yaşamın tüm alanlarına kadar bir yeniden dizayn çalışması yaptı. Kendi iktidarının sürekliliğini korumak içinde umut tacirliği yaptı. Alevi çalıştayları aleviler için sadece umut olmaya devam ederken AİHM kararlarına rağmen zorunlu din dersleri ile ilgili hiçbir çalışma yapmadı. Kendisinin kurmak istediği düzene itiraz eden, deresine suyuna ve toprağına sahip çıkmak isteyenlere karşı emrindeki polis gücünü kullanarak polis devletine dönüştü. Gezi direnişi ile ortaya çıkan halk muhalefetini anlamak yerine, talebini dile getiren halk yığınlarına karşı orantısız güç ve şiddet kullanmaktan geri durmadı. İşte bundan dolayı bizler bu iktidar tarafından ötekileştirilen, toplumun ötekileri olarak ‘Her yer Taksim her yer direniş’ dedik.”
Muş’taki eğitim sorunlarına da dikkat çeken Erol; “İlimizde eğitim öğretime devam eden öğrenci sayısı birkaç ilin nüfusundan daha fazladır. 140 bin civarındaki öğrenicinin eğitim öğretim faaliyeti yeterince sağlıklı ve düzenli koordine edilip yürütülemediğinden ne yazık ki başarı çıtası çok düşüktür. Öğrenci seçme sınavlarındaki başarı sıralamasından da bu anlaşılmaktadır. Çünkü ilimiz sonuncu sıralarda yer almaktadır. Eğitim-Öğretim faaliyetini koordine edenler bunun başlıca sorumlularıdır. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde tarafsız olamayan benden olsun ne olursa olsun anlayışı bundaki payı göz ardı edilemez. Değerli arkadaşlar biz bu ildeki eğitim öğretim faaliyetinin en önemli ayağı olarak, eğitim hizmetinin kalitesinin artması için tüm gücümüzle mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz” diye konuştu.
 
 



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —