Sanayileşme, ekonomik büyüme ile cari açığı azaltmayı sağlamanın yanı sıra büyük bir istihdam kapısı niteliğindedir. Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke, sanayilerindeki gelişimle istihdam sorununu azaltarak ekonomik refahlarını artırmayı başarmışlardır. Almanya, Fransa ve İngiltere gibi çoğu Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, Japonya ve ABD`nin hâlihazırdaki gelişmiş ekonomileri, Güney Kore ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinin 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlı ekonomik büyümeleri sanayileşmenin ekonomik büyümenin sağlanmasında önemli bir aktör olduğunu kanıtlamaktadır. Sanayileşme, yerelde istihdam artışı ve çalışanların çalışma şartlarının düzelmesi, ISO ve CE gibi uluslararası kalite standartlarına uyum, modern teknolojileri kullanabilme ve en iyi yönetim ve süreçlerin uygulanmasını da beraberinde getirmektedir.
Sanayileşme, yoğun genç nüfusa sahip Muş ili içinde işsizliğin azalması ve ekonomik refahın gelişimi için büyük katkı sağlayacaktır. Ancak Muş ilinin çok düşük sanayileşme seviyesi, yetersiz sermaye birikimi ve kalifiye eleman yetersizliği gibi sorunlarına rağmen şimdiye kadar değerlendirilmeyen potansiyeli ve hâlihazırda öne çıkan sektörleri dikkate alınarak sürdürülebilir bir şekilde sanayileşebilmesi için stratejik bir planlama ve fikir egzersizlerine ihtiyacı vardır. Bu çalışmada ilin öncelikli sektörleri mercek altına alınarak bir yandan sorun ve potansiyelleri irdelenirken diğer yandan da sanayinin gelişimine etki eden paydaşların olası katkıları sorgulanmaktadır. Ayrıca düşük sanayileşme segmentine sahip bu sektörlerin gelişimi için uygun bir ekosistemin oluşumuna katkı sağlayacak etmenler de ele alınmaktadır.
Türkiye, orta düzeyde sanayileşmiş ve kişi başına 10 bin dolara sahip orta gelir sınıfında olan bir ülkedir. Ülkemizin yüksek gelirli ülkeler sınıfına girebilmesi için sanayileşmesini katma değer üreten yüksek teknolojiye dönüştürmesinin yanı sıra sanayi gelişimini bütün ülke sathına yayması gerekmektedir. Bunun için bir yandan sanayileşmemiş kentleri sanayileştirmeye çalışırken, diğer yandan yüksek teknolojinin altındaki orta-yüksek, orta-düşük ve düşük sanayileşme segmentine sahip illeri bir üst düzeye çıkarmak için gerekli çabanın gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca yüksek teknolojiye dayalı ürünler üretilebilmesi için ülkede Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin hızlı bir şekilde güçlendirilmesi gerekmektedir. Böylece Türkiye`nin birkaç büyük kentine sıkışan sanayi gücü tüm yurt sathına yayılarak daha hızlı bir ekonomik gelişim sağlanabilecektir.
Türkiye`nin kalkınma sürecinde ekonomik atılımların tüm bölgelerde aynı anda başlayamaması, öne çıkan yatırım alanları ve sektörlerin ülkenin batısındaki kentlerde yoğunlaşması bölgeler arası büyük gelişmişlik farkını ortaya çıkarmıştır. Sanayileşme ve sosyo-ekonomik büyüme açısından bölgeler arası bu büyük farklılıklar bazen aynı bölge içerisinde ki illerin bölgelerinin sanayi ortalamalarının çok ilerisinde (Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Gaziantep örneği) veya bölgelerinin çok gerisinde bir sanayileşme (Marmara Bölgesinde Edirne, Bilecik ve İç Anadolu Bölgesinde Çankırı örnekleri gibi) sergileyebildikleri gözlenmektedir (Sanayi Genel Müdürlüğü, 2018; Türk Patent, 2018). Ancak Doğu Anadolu Bölgesinin sanayileşme yapısına baktığımızda çok düşük sanayileşme göstergelerinin hemen hemen bütün iller için tekdüze bir yapı sergilediği rahatlıkla görülmektedir. Sanayi Genel Müdürlüğü (2018) ve Türk Patent Kurumu (2018) verileri incelendiğinde Malatya, sanayileşme göstergeleri açısından bölgenin bütün illerinden iyi durumda olduğu görünmektedir. Ancak Türkiye de sanayisi gelişmiş 12 ilin en son sırasında olan Samsun ilinin bile çok gerisindedir. Bu durum Malatya ilinin de bölgenin bu az sanayileşmiş yapısının dışına bir Gaziantep gibi bariz bir şekilde çıkamadığını göstermektedir. Muş bölgenin az sanayileşmiş 14 ili arasında sonlarda yer almakta ve aynı zamanda sosyo-ekonomik açıdan da ülkede 81 sırada yer almak gibi ekstradan dezavantajlı bir konumda bulunmaktadır.
İlin ekonomik yönden az gelişmesine neden olan önemli faktörler şöyle sıralanabilir. Sermaye birikiminin yetersizliği, sanayinin az gelişmesi, doğal tarım ve hayvancılık korunarak verimliliğin artırılamaması, doğal tarım ve hayvancılık potansiyelinden katma değer oluşturacak etkin bir tanıtım ve pazarlama stratejisinin ortaya konulmaması, ilde sert ve uzun kış şartlarının yaşanması ve ilin önemli tüketim merkezlerine uzak oluşu gibi faktörler ekonomik gelişimi engelleyici bir işlev görmüştür. Ayrıca ekonomik gelişimin bir nevi lokomotifi olan ve alt sektörlerin doğuşunu tetikleyen orta ve büyük ölçekli kamu yatırımlarının geçmişte çok az olmasının ilin hâlihazırdaki düşük ekonomik potansiyelinin ana sebeplerinden biri olduğunu da unutmamak gerekir. Nispeten içe dönük bir yapı arz eden ticaret sektöründe, ilde üretilen mamullerin büyük bir kısmının pazarlandığı yer Doğu Anadolu ve komşu bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. İlden Ankara ve İstanbul gibi metropollere satılan en önemli ürün canlı hayvandır. Hayvanlar, kesimi yapılıp işlenerek katma değer oluşturacak ürünlere dönüştürülemediğinden ile ekonomik getirisi az olmaktadır.
Bu çalışmada ilin etkin bir şekilde sanayileşmesi için hâlihazırdaki gelişim potansiyel yüksek sektörleri detaylıca irdelenerek sorunları, gelişim potansiyelleri ve gelişimine etki edecek parametreler ve paydaşlarla birlikte ele alınmıştır. İlde öne çıkan sektörler, isimlendirilirse; doğal gıda, tekstil, inşat ve yapı malzemeleri, tarım makineleri imalatı ve mobilya sektörleri olduğu görülmektedir. Zaten, bu tespit Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından yurt çapında gerçekleştirilen “KOBİGEL – KOBİ Gelişim Destek Programı İl Çalıştayları” programı çerçevesinde Van ilinde 27 Mart 2018 tarihinde DAKA’ya dahil Van, Bitlis, Muş ve Hakkari illerinden kamu kurumları temsilcileri ile esnaf ve sanatkarların, sanayi odaları ve kuruluşlarının, üniversitelerin ve diğer paydaşların yetkililerinin katıldığı toplantıda da bu beş sektör il için öncelikli sektör olarak görülmüştür. Bu çalışmada ilde öne çıkan 5 sektörün yanı sıra diğer potansiyel sektörlerde mercek altına alınıp sürdürülebilir gelişimleri için gerekli bütün parametreler detaylıca analiz edilecektir. Bu araştırma kamunun KOSGEB’in KOBİGEL gibi her türlü desteklerinden ilin sektörlerinin maksimum faydalanması ve bu sektörlerin temel sorunlarının ve ihtiyaçlarının giderilmesinde kaynakların etkin kullanılması için büyük katkısı olabilir (Muş Alparslan Üniversitesi, 2018; Milliyet Gazetesi, 2018).