Tarih: 20.04.2018 17:12

ECZANELER

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi. Adem Palabıyık, ‘eczaneler’ konusunu ele alarak değerlendirmelerde bulundu. Daha önce yazdığı yazıları hatırlatan Palabıyık, “Eczaneler üzerine yazdığım seri yazılar sonrası bazı eksiklik yahut olumsuzlukların düzeleceğini düşünmekteydim ki, aslında hiçbir şeyin değişmediğini yeniden görmek, bizleri oldukça üzdü. Halk sağlığı üzerine bu kadar etkisiz ve uzak kalan bir sağlık teşkilatlanması olması Muş ili için hayal kırıklığıdır. Yazılardan sonra verilen cevapların elle tutulur olmaması ve gayri ciddi bir alelade cevap ise, ne konuma geldiğimizin göstergesidir” dedi.

“VATANDAŞLARI BEZDİRMİŞTİR”

Cevap yazmaya çalışanların ifadelerinin komikliği bir yana, halkımızın sağlık konusunda ciddiye alınmaması da ayrı bir problem olduğunu ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eczanelerdeki yoğunluktan bahsederken, sanırım hayatında hiç gece eczaneye gitmemiş biri olarak konuyu aktaran isimler, halkın derdinden bir haber olduklarını da ifade etseler daha meşru olacaklardır. Yoğunluk ile karşılaşan vatandaşların, bu yoğunluğun yanında ilaçlarını bulamaması konusuna ise hiç değinmemek en iyisi olacaktır. Nöbetçi olacağı gün yaklaşırken stoklarını doldurması gereken kurumların, bu pratikten uzak olması, gece vakitlerinde eczanelere gelen vatandaşları bezdirmiştir. Hem ilacın eksikliği hem de sadece bir eczanenin açık olması, açık söylemek gerekirse sorumsuzluk örneğidir ve bundan da yetkili kişiler sorumludur. Sadece bu da değil “Hastaneye ulaşan hasta, hangi imkânlarla hastaneye ulaşmışsa nöbetçi eczaneye de o imkânla kolaylıkla ulaşabilir” cümlesi ise sorumsuzluğun net bir fotoğrafıdır. Hastaneye ulaşan birey eczaneye de öyle gitsin, iyi o halde… Hastaneye ambulans ile gelen vatandaş, ambulans şoförüne, kendisine eczaneye kadar eşlik etmesini isteyebilir. Böyle bir yaklaşım olabilir mi kıymetli okuyucular? Vasıtası olmayan ailelerin hastaneye nasıl gittiğini bizler biliyoruz ve görüyoruz lakin aynı şekilde eczaneye gidilmesinin istenmesi, ayıptır, zulümdür, günahtır. Bir birey, yaşadığı memleketin sosyo-ekonomik durumundan bu kadar mı habersizdir.”

“EKSİKLİKLERİN “İDARE ET” ŞEKLİNDEKİ CÜMLELERLE KAPATILMASI DA AYRI BİR UTANÇTIR”

Eczaneler ile ilgili genel değerlendirmelerde bulunan Palabıyık, şunları söyledi: “Suriyeliler meselesine gelince… Suriyeliler için misafir terimini kullananlar, misafire ikram edilenden para alınmaması gerektiğini de beraberinde ifade etmelidirler. Böyle bir yaklaşımın n kadar ahlaki ve doğru olduğu konusunda kuşku yoktur. Fakat işimize gelince Suriyeli vatandaşlara misafir diyerek, onlara parayla ilaç satmanın da ahlaki ve vicdani sorumluluğunu da “Suriyeli misafirler” ifadesini kullananlara bırakıyorum. Alandan haberdar olmayarak ahkâm kesmek, sonra da bunları bilimsel (!) bir dille izah etmenin de keyfine diyecek yoktur. Muş ilinin sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel durumu görmezden gelinerek, sağlık ile alakalı önemli bir kurumun başında olan bireylerin, Muş halkıyla alay eder biçimde bir işlevsellik devam ettirmesi ne kadar dürüstlüktür, asıl cevap buna verilmelidir. Gurur okşayıcı sözler yerine toplumun eksikliklerinin giderilmesi anlamında yapılan eleştirileri duyunca koltuğunda hoplayanların yapması gereken, eksiklerin ne olduğuna bakmaktır. Kurumsal verilerin birçok yerden elde edilebileceğini unutan insanların, en sağlıklı sonuçların katılımlı gözlem ve tecrübe olduğunu bilmemesi de, bilim ile alakalı iç boş cümlelerin kurulmasının ana sebebidir. Rasyonel olan bilim, rasyonel bir şekilde yönetimin olduğu yerde hakimdir. Fakat bireysel ilişkilerin ahtapot kolları gibi her yeri sarmış mekânlarda, rasyonalizmin hayat bulması da mümkün değildir. Eksikliklerin “idare et” şeklindeki cümlelerle kapatılması da ayrı bir utançtır. Maalesef bu utancı yaşatanlar da, yine bu feodal ilişkiler hasebiyle el üstünde tutulmaktadırlar. Yazık bu memlekete….”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —