Muş’ta ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ etkinliği düzenlendi. Muş Kadın Platformu tarafından organize edilen etkinlikte bir araya gelen kadınlar belediye meydanına kadar yürüyüş yaptı. Slogan atarak halay çeken kadınlar seslerini duyurmaya çalıştı.
Muş Kadın Platformu adına basın açıklaması yapan Nurcan Çetinbaş okudu. “Emeğimiz, Bedenimiz, Kimliğimiz bizimdir. Kadına yönelik şiddete, tecavüze, ayrımcılığa, yolsuzluğa, yoksulluğa ve savaşa karşı şiarıyla alanlardayız” diye ifade eden Çetinbaş, 8 Mart’ın önemine değinerek şunları söyledi: “8 Mart, her renkten, coğrafyadan, dilden, kültürden kadınların barış, eşitlik, emek ve demokrasi taleplerini dünyanın her yerinde kadınlara dayatılan eşitsiz yaşam koşullarına, ayrımcılığa, sömürüye, şiddete karşı özgürlük taleplerini alanlarda dile getirdiği simgesel günlerden biridir. 157 yıl önce New York’ta dokuma işçisi kadınlar için sokakları dolduran binler gibi, kadını yok sayan eril zihniyete karşı buradayız. Bugün örgütlü mücadelenin ve kadın dayanışmasının gücüyle alanlardayız. Meşalelerimizde yanan isyan ateşi bu erkek egemen kapitalist düzene karşı mücadele kararlılığımızın ve değiştirme irademizin sözüdür. Eşitlik, özgürlük ve barış hareketlerinin temel dinamiğini kadın özgürlük mücadelesi ve kadın örgütlülüğü oluşturmaktadır. Kadın özgürlüğünü hedeflemeyen hiçbir toplumsal hareket başarılı olamaz. Kadının özgürlükçü bakış açısı mücadele alanlarının ve devrimlerin niteliğini temsil eder. Dolayısıyla kadını özgürleştiremeyen devrim, devrim değildir.
“Kadın mücadelesinin geçmişi binlerce ölümsüz kahramanla doludur”
Çetinbaş, açıklamada: “8 Mart’ı Dünya Emekçi Kadınlar Gününü evrenselleştirmeye öncülük eden Clara Zetkin’den, Roza Lüxsenburg’a Paris’te suikastle öldürülen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez şahsında 21.yy. kadın özgürlük yüzyılı olacaktır.” Dedi. Devletten kadının adının silindiğini ifade eden Çetinbaş, “Kadın örgütlerinin yıllarca verdiği mücadele ile elde edilen haklar geri alınıyor. Kadın bakanlığı kaldırıldı yerine aile bakanlığı geçti, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kapatılmaya çalışılıyor. Kadın bakanlığımızı geri istiyoruz. Daha dün üniversiteli bir kadın otobüste kurşunlandı. Bir yıl içerisinde bu ülkenin farklı yerlerinde 214 kadın öldürüldü, 167 kadın tecavüze uğradı, 241 kadına şiddet uygulandı. Bir o kadar çocuk istismara uğradı. Yerler, failler farklı olsa da şiddet uygulayan erkeklerin konuştukları ortak dil erkek egemenliğinin diliydi. Bu dil ölümün, yok etmenin, aşağılamanın dilidir. Biz kadınlar ise yüzyıllardır eril karanlığa karşı yaşamı savunduk. Özgürlükler ve barış için mücadele ettik. Bugün kadın kırımına dönüşen erkek şiddetine karşı susmuyoruz. 11’de evlendirilen 12’de anne olan 14’de ölen Kader’lerin, şiddetle ilgili açılan davaları el çabukluğuyla kapatan, şikâyetçi kadınları evlerine yollayan, tecavüze uğrayan kız çocuklarında rıza arayan, onları intihara sürükleyen, küçücük çocukların gelin adı altında istismar edildiği bir dünyayı kabul etmiyor ve eril sisteme karşı her yerde sesimizi yükseltiyoruz. Kadınlara sürekli geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini hatırlatarak “en az üç çocuk, üç te yetmez beş çocuk” baskısı yapan eril zihniyet sermaye için gerekli ucuz iş gücünü kadınların karşılıksız olarak sağlamasını hedeflemektedir. Esnek çalışma adı altında kadınlara cinsiyetçi iş bölümü dayatılmaktadır.
Kürtaj hakkımızın elimizden alınmasına, nasıl doğuracağımıza, kaç tane doğuracağımıza ya da doğurmayacağımıza kadar atılan bütün adımlar bedenlerimiz üzerindeki denetimi arttırılmaktadır. Aile içerisinde annelik rolüne yapılan vurgu ile biz kadınların daha fazla eve kapatılması istenmektedir. İktidarın sosyal devletin tüm sorumluluklarından kaçınarak hayata geçirmek istediği tüm politikalar biz kadınların emeklerinin değersizleştirilmesine neden olmakta; yağma ve talan politikalarına hizmet etmektedir. Savaş koşullarında en ağır bedeli ödeyen kadınlardır. Suriyeli mülteci kadınlar tecavüze uğruyor, kuma götürülüyor, dilenciliğe zorlanıyorlar. Türkiye’de başlayan barış sürecinde silahların susmasından dolayı memnun ancak çözüm için hiçbir mekanizmanın kurulmamasından dolayı endişeliyiz. Barış sürecinde kadınların muhatap olarak alınmaması her an yeniden savaşın başlaması tehlikesini içermektedir.” Dedi.
“Biz kadınlar iş yerlerinde, tarlalarda, okullarda, hastanelerde, belediyelerde, evlerde geleneksel rollerimizi kırıyor; meşalelerimizin ateşiyle yeni bir geleceğin müjdesini veriyoruz” diye kaydeden Çetinbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Emeğimize, bedenimize, kimliğimize sahip çıkmanın mücadelesini veriyoruz. 8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesini istiyoruz. . Bugün aralarında Çin, Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan’ın da bulunduğu pek çok ülkede “8 Mart” ülkenin genel tatil günlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Biz kadınlar kendi irademizle bütün bir dünyayı yeni baştan kurmaya giriştik. Kadına yönelik şiddete, tecavüze, ayrımcılığa, yolsuzluğa, yoksulluğa ve savaşa karşı alanlardayız” Yaşasın 8 Mart Yaşasın Kadın Dayanışması.” Yapılan basın açıklamasından sonra bir araya gelen kadın ve genç kızlar tekrar halay çekerek 8 Mart’ı kutladı. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı yürüyüş ve basın açıklamasına katılan kadınlar daha sonra BDP Muş Kadın Meclisi tarafından organize edilen etkinliğe katıldı.