16 Nisan’da yapılan Anayasa değişikliğine gidilen referandum ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘Muş’u ele aldı.
Halk oylamasını en ince ayrıntısına kadar değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Palabıyık, “Seçmek kavramı güncel hayatın bir kenarına dokunuyorsa ve eğer bir şeyi seçmek gündelik hayatın pratiği haline geliyorsa ortada bir belirsizlik var demektir. Tercihler ise belirsizliklerin olduğu dönemlerde daha net olarak ortaya çıkmaktadır. Neyin seçileceği ve seçilecek tercihlerin ne/neler olacağına dair görüntü ise, insanların seçme iradelerine aday olanlar adına yapılan girişim, tanıtım yada diğer pratiklere bağlı olarak değişebilmektedir. Bizim irdeleyeceğimiz konuda tam burasıdır. Muş ili sosyo-politik açıdan nasıl bir tercih potansiyeline sahip olmuştur ve seçme iradesine yönelik çalışmalar ne kadar başarılı sonuçlar alabilmiştir?
Seçim sonuçlarına bakıldığı takdirde Muş ilinin merkez nüfusu hariç diğer birçok yörede ciddi bir “hayır” oranının olduğu görülmektedir. Bu oranlar sırası ile;
Muş merkezde, 53 bin 388 kişi %64.69 oranı ile “evet” derken, 29 bin 140 kişi ise %35.31 oran ile “hayır” tercihini yapmıştır. Merkezin sosyolojik yapısına bakıldığı takdirde, orta sınıf geliri olan ve genellikle gündelik hayatın pratikleriyle yüz yüze gelen bir süreç görülebilir. Merkezin “evet” tercihinin mekânsal bağlamda sonuçtan bağımsız olamayacağını düşünmek daha doğru olacaktır. Çünkü Muş ilinin bütün kamu binaları şehrin göbeğinde yer almaktadır ve insanlar kendilerini bu bağlamda güvende hissetmektedirler. Hissedilen bu güven ise AK Parti il başkanlığının değil resmi bürokrasinin görevidir ve sonuçlar, bu görevin başarılı bir şekilde yerine getirildiğini ortaya koymaktadır. Yine Muş ilinin merkezinin neredeyse bir kısmı sayılabilecek düzeyde yakınlığa sahip olan Hasköy içinde sonuçlar açıkça ortadadır. Yoğunluğun Arap kökenli olduğu nüfus demografisinde Hasköy’de 12 bin 666 kişi %91.31 oranla “evet” derken, bin 206 kişide %8.69 oranla “hayır” tercihinde bulunmuştur. Peki ya merkezden daha uzak ilçeler ve kırsal alanda aynı durum söz konusu olmuş mudur? Maalesef hayır” dedi.
“SONUÇ PRATİĞİNİ ŞU TABLO İLE ANALİZ EDEBİLİRİZ”
Halk oylamasında Muş’ta kullanılan ‘evet’ ve ‘hayır’ oy oranlarını hazırladığı tabloda analiz eden Yrd. Doç. Palabıyık, şunları aktardı: “Malazgirt, 5 bin 746 kişi %28.50 oranla “evet” derken, 14 bin 415 kişi de %71.50 oranla “hayır”; Korkut’ta seçmenlerin 4 bin 899 tanesi %46.29 oranla “evet” derken, 5 bin 685 kişide %53.71 oranla “hayır”; Bulanık’ta 22 bin 498 kişi % 72,10 oran ile “hayır” derken, 8 bin 708 kişide % 27,90 oranla “evet”; Varto’da 12 bin 323 seçmen %86,02 oranla “hayır” derken, 2 bin 3 kişide %13,98 oranla “evet” tercihini kullanmıştır. Bunların yanında milletvekili seçimlerinde Muş ilinden sadece bir vekilin AK Parti adıyla meclise girdiği ve geriye kalan iki vekilin HDP’nin kazancıyla sonuçlandığı unutulmamalıdır. O halde akıllara şu soru gelmelidir: Muş AK Parti il başkanlığı ne kadar başarılı bir kampanya veya propaganda süreci yürütebilmiştir? Hemen Muş geneli ile alakalı sonuçlara bakarak bu soruya cevap verebiliriz; Muş ilindeki genel sonuç %50,56 “evet, %49,44 “hayır” olmuştur. Bu tercihlere karşın 2010 yılında yapılan referandum da Muş ilindeki “evet” oranı %92 iken hayır oranı %8’de kalmıştır. 2015 yılında yine Muş ilinde yapılan seçimlere bakıldığında AK Parti yine %33 ile ikinci sırada yer almıştır. Bu tablolara bakıldığında ortaya şu sonuç çıkmaktadır. Muş siyasetçileri Recep Tayyip Erdoğan’ın bir aktör olarak siyaset pratiğini halka istenildiği kadar anlatamamaktadır. Her ne kadar aşiretçi bir niteliğe sahip olan Muş’ta, aşiretler etkin olsa dahi HDP’nin adaylarının aşiretçi bir niteliğe sahip olmadan AK Parti karşısında oylarını arttırması, siyaset dilinin ne olacağına dair soruya verilecek cevabın oldukça önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Muş AK Parti il başkanlığı, Sayın Cumhurbaşkanının bir aktör olarak siyaset pratiğini neden kırsal alanlarda anlatmakta başarısız olmuştur? Bu sorunun esas cevabı, STK’lar ya da bazı yerel siyasi tercihler ile birlikte çalışılamayan bir seçim sürecinin zaten başarılı olma ihtimalinin olamamasında aranmalıdır. Eğer yerel siyasi aktörler ile araya mesafe konulursa ve seçim sürecine bir pasta payı olarak bakılırsa elbette yerel halkın istenilen tercihten uzak durması beklenen bir sonuç olacaktır lakin tam tersi bir süreç işleyebilseydi bugün Muş için %50 değil daha yukarıda bir oran rahatlıkla elde edilebilirdi.
İLÇELER VE REFERANDUM
Merkez ile alakalı bu analizlerden sonra önemli olan yerleşim yerlerindeki sürece bakıldığı takdirde, AK Parti Muş İl başkanlığının, ilçelerde hangi politikaları izlediği yine ayrı bir tartışma konusudur. Sosyolojik açından farklı bir demografyaya sahip olan Varto ilçesi için Muş AK Parti il başkanlığı nasıl bir referandum süreci izlemiştir, hala net değildir ve istatistikî açıdan Varto’nun eğitim, ekonomi ve diğer gelişmişlik endekslerine bakıldığı takdirde AK Parti’nin buradan istenilen oyu alamaması içten bile değildir. Hiçbir ön araştırma yapmadan sadece seçim süreçlerinde ziyaret edilen yerlerden olan Varto’nun, seçim sürecinde rengini belli ettiği taraf maalesef diğer ilçeler içinde geçerlidir. Geleneksel ve dini nitelikleri açısından benzerlik gösteren Malazgirt, Bulanık ve Korkut gibi ilçelerdeki “hayır” oranının yüksekliği ile Varto ilçesinin hayır oranının yüksekliği ciddi olarak analiz edilmelidir. TÜİK’in Seçilmiş Göstergelerle Muş istatistik raporuna bakıldığı takdirde, yukarıda zikredilen ilçeler ile Muş merkez arasında okuma-yazma, iş ve diğer istatistikî bilgilerde ciddi farkın olmadığı hatta Varto’da daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Ülkemizi kalkındırmak için elinden geleni yapan Sayın Cumhurbaşkanının, bu tür niteliklere sahip olan ilçelerden daha fazla oy alması gereği beklenmekteyken desteğin düşük olmasını anlamak ve analiz etmek artık elzemdir. Bu civarlarda kullanılan siyasi dilin nasıl perspektifte ilerlediğini anlamak için sonuçlara bakmak yeterlidir. İl başkanlığının gidilen yerlere hiçbir bilimsel süreci dahil etmemesi, yerel dinamiklerin hangilerinin sürece dahil olabileceğini analitik sürecini yapmaması, gidilecek yerlerin sosyo-demografik, sosyo-kültürel ve sosyo-politik niteliklerini görememesi ve kanaatimce AK Parti şuurunun tam olarak anlaşılamamış olması, Muş için nelerin yapılabileceğine dair soruların ortada kalmasına sebep olmaktadır. AK Parti güçlü ve yerel dinamikleri analiz ederek bugüne kadar gücünü koruyabilmiş bir partidir. Ülkemizde siyasal arenada ciddi atılımlar yaparak kötüye giden birçok süreci değiştirebilmiş, değişimi devam ettirebilmek bütün dinamikleri sürece dahil etmeyi becerebilmiş ve bugüne kadar Kürtlerden en fazla oy alabilmiş tek partidir. Umarız, AK Parti için harekete geçen isimler AK Parti’nin bu niteliklerine katkı sağlayabilecek isimler arasından seçilebilir. 2019 seçimlerinin yaklaştığı ve Doğu ile G.Doğu’nun önemli rolleri üstlenmeye devam edeceği süreçte pastadan pay kapmayı niyetleyen değil sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladığı gibi “halka hizmetkar” olan şahsiyetler AK Partiyi daha da yüceltebilir. Vesselam…”