Mescid-i Aksa’nın avlusunda 3 Filistinli gencin katledilmesinin ardından Harem-i şerifin ibadete kapatılmasına tepkiler çığ gibi büyüyor. Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasının kabullenilir bir durum olmadığını belirten Hür Dava Partisi (Hüda Par) Muş İl Başkanı Mehmet Şirin Çağlayan, İsrail’i lanetledi. “Ümmetin namusu Mescidi Aksa işgal altında” diye tepki gösteren Çağlayan, “Mescid-i Aksada namaz yasak edildi. Mescid-i Aksada ezan yasak edildi. Mescid-i Aksanın içinde Kudüs’ün muhafızları, yiğit erleri şehit edildi. Kudüs’te Müslüman bacımızın namusuna el ve dil uzatıldı. Bacılarımız kan ve zulüm kusan namluların hedefi oldular. Kudüs feryat etti figan etti. Kudüs ve Mescid-i Aksa kan ağladı. Kan ağlıyor. Tüm yaşananlara rağmen, şehit şeyh Ahmet Yasin’in ifadesiyle kör, sağır, ölü ve bön ümmet sadece yaşananları bir ah vah ile geçiştiriyor, yerinden kıpırdayamıyor. Kudüs emanettir. Şehit şeyh Ahmet Yasin’in, Selahaddin-i Eyubi’nin, Hz Ömer’in, Hz. Peygamber (sav)’in ve 124 bin peygamberin bu ümmete bıraktığı bir emanettir. Kudüs tevhidin merkezi, 124 bin peygamberin insanlığa ilahi mesajı ulaştırmaya çalıştığı vahyin merkezidir. Kudüs (Filistin) korkunun cesarete, esaretin özgürlüğe, zilletin izzete, zulmün adalet ve merhamete, imtihanın sabra, sabrın sebat ve mücadeleye, izzetsizce bir ömür geçirmektense izzetlice ölümü seçmeyi öğreten bir mekteptir. Kudüs ve Mescid-i Aksa Allahın, Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’i katında misafir kabul ettiği Miracın merkezidir.
Kudüs izzettir, şereftir, insani ve İslami değerleri (namus ve izzeti) bize kavratan (namus-u Ekber)büyük namustur. Kudüs; 15 temmuzda ihanete karşı başkaldırının ruhunu kendisinden aldığımız merkezdir. Kudüs birliğin, beraberliğin, kardeşliğin sembolü ve ruhudur. Kudüs ümmet için vahdetin, direnişin ruhu ve sembolüdür. İman sahibi olan her bir Müslüman şunu iyi anlamalıdır ki, Kudüs 124 bin peygamberin bu ümmete bıraktığı ve değeri hiçbir şey ile kıyaslanamayan bir emanettir. “müminler o kimselerdir ki emanete ihanet etmezler. Bugün neredeyse dünyanın her yerinde Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün içerisinde bulunduğu içler acısı durumun, kedisine acı verdiği her bir Müslüman ayağa kalkmış ve bir şeyler yapmaya çalışıyor. Her yerde eylemler, açıklamalar, yürüyüşler düzenleniyor. Ümmetin, değerleri ve mukaddesatları uğruna yekvücut olduğunu görmek elbette ki sevindirici ve gurur verici bir manzaradır. Bunun yanı sıra; ümmeti bir araya getirecek ve İslam ümmetinin içerisinde bulunduğu vahim durumu bertaraf edip vahdetin sağlanması noktasında büyük bir fırsat yakalanmışken, ümmetin birbirinden ayrı kalmasına neden olan en büyük hastalıklardan biri olan mezhepsel tartışmaların yaşanması ve bu durumda dahi eksik ve kusurlarımızın peşine düşmemiz ise çok ama çok acı veren ve bizleri derinden yaralayan bir durumdur” dedi.
“KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA BU ÜMMETE HAYAT VEREN RUHTUR”
Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın önemine değinen Çağlayan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ümmet olarak, Millet olarak yapılması gerekenler asgari güzeyde de olsa yapılıyor. Müslüman halk Kudüs’ün, Mescid-i Aksa ve Filistin halkının yalnız olmadığını ve hiçbir zaman yalnız kalmayacaklarını her defasında ispat etmişlerdir. Bu sorun bunun la hallolacak bir sorun değildir. Aslında asıl sorun devletler bazında gereken müdahale ve tepkinin yeterince yapılmamasıdır. Kudüs ve Mescid-i Aksa bu ümmete hayat veren ruhtur. Mescid-i Aksanın özgürlüğünün, lanetlenmiş kavmin elinden, işgal çabalarından kurtarılarak özgürlüğe ulaştırılması Müslüman ülkelerin ve bu ülke yöneticilerinin milli çıkar ve menfaatlerinin çok daha üzerinde görülmelidir. Bu anlayışla bu davaya sahip çıkılması gerekir. Bizim özelikle ülkemiz yöneticilerinden beklediğimiz ve görmek istediğimiz hamle budur. Bütün yaşananlara rağmen, maalesef hükümetten bu halkın yüreğine su serpecek herhangi bir hamle veya açıklama halen gelmedi. Devleti (Türkiye Cumhuriyeti)idare edenler tarafından yapılan açıklamalarda, İsraillin rahatsız olacağı kelimeler kullanılmamaya çalışıyor, kelimeler seçilerek açıklama yapılıyor.”
“HÜKÜMETİN HALKIN FİLİSTİN HAKKINDAKİ TALEPLERİNE KULAK VERMESİ GEREKİR”
Hükümetten beklentilerini açıklayan Çağlayan, şunları söyledi: “Bizim hükümetten beklediğimiz, dünyada yaşanan tüm fitnelerin odağı ve sadece İslam ümmetinin başına değil, tüm insanlığın başına bela olan, tüm insanları kendilerine köle olarak gören, “nesli ve ekini ifsat eden” bu iblis ruhlu toplumla hiçbir şekilde dostluk kurulmamalı, derhal bütün ilişkiler kesilmelidir. Bunu yapmakta kayıp yok, kesinlikle kazanç vardır. Aslında İsrail bu pervasızca davranışları sergilerken cesareti İslam ümmetin parçalanmışlığından, İslam ülkelerinin liderlerinin basiretsizliği ve İsrail’e karşı gerekli olan siyasi ve ekonomik yaptırımların uygulamaya koyamayışlarından alıyor. Bu noktadan sonra bizim halkımıza çağrımız; zehirli bir hançer gibi İslam ümmetinin kalbine saplanan lanetlenmiş İsrail tamamen Filistin topraklarından çıkıncaya, hatta tarihten silininceye kadar bu eylemlere devam edilsin. Devletin, 15 Temmuz Hain darbe girişiminde canını mermilere ve tanklara siper ederek, canları pahasına bu ülkeyi hainlere teslim etmeyen bu halkın Filistin hakkındaki taleplerine kulak vermesi gerekir. Filistin ve Mescidi Aksanın özgürlüğüne kavuşması için biran önce harekete geçilmesi gerekir. Davamızın sonu Alemlerin Rabbi olan Allaha hamletmektir.”