Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Cahit Karaalp, bir internet sitesinde yazdığı Adnan Hoca Kim?, başlıklı yazısından dolayı mahkemede ifade verdi. Adnan Oktar’ın İstanbul’da açtığı dava üzerine Cahit Karaalp Muş’ta ifade verdi
Haziran Ayında Mardin Life isimli internet sitesinde ve Facebook hesabında Adnan Oktar ile ilgili olarak köşe yazısı yazan Muş Alparslan Üniversitesi Öğretim Öğrevlisi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Cahit Karaalp mahkemeye çağırıldı. Adnan Oktar kendisi hakkında yazı yazan Cahit Karaalp’e İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtı. İstanbul’da açılan dava nedeniyle Muş Asliye Hukuk’ta Cahit Karaalp’in savunması alındı. Mahkemeye Muş’ta bulunan Sivil Toplum Örgütü başkanları ile gelen Karaalp, Talimat Duruşması çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Sadece gerçekleri yazdığını iddia eden Cahit Karaalp, adliye çıkışında şunları söyledi: “Adnan Oktar hakkında bir yazı yazmıştım bununla ilgili olarak mahkemeye çıktım. Mahkemede ben sadece Adnan Oktar hakkında gerçekleri yazdığımı söyledim. Bende halkın nabzını köşeme taşıdım. Burada mahkeme yapıldı. Dava İstanbul’da açılmış, bu gün burada yazılı ifade verdim. İfadem İstanbul’a gönderilecek, bende bunun sonucunu bekleyeceğim. Fakat Adnan Oktar kim kendini eleştirdi ise mahkemeye vermiştir.”
Herkesi Adnan Oktar’a tepki göstermeye davet eden Karalap, “Ben bütün STK’ları göreve davet ediyorum. Bizim dini değerlerimiz, ayetlerimiz naslarımız Adnan Oktar tarafından tahrip ediliyor. Adnan Oktar ortamı boş bulmuş istediği gibi at koşturuyor. Hiçbir İslami değeri dikkate almıyor. Ben Bütün STK’lara teşekkür ederim, kendileri bu gün buraya gelerek bana destek vermiştir. Ben tüm Türkiye STK’larını tepki için davet ediyorum. Bakın Adnan Oktar’a bir programında kadınlara düşkün müsünüz? Diye soruluyor. Oktar buna hat safhada düşkünüm. Ben peygamber soyundayım. Bende ceddime çekmişim, kadınlara düşkünüm diyor. Müslümanlar işte bunları gördüğü halde tepki göstermiyorsa yapacak bir şey yok. Fakat biz tepkimizi göstermeye devam edeceğiz. Adnan Oktar’nın ruh sağlığı bozuk raporu var, RÜTÜK buna ceza uygulamasına rağmen program halen devam ediyor. Bu nasıl bir iştir anlamış değilim. Bu adam ayetleri tahrif ediyor, başörtüsünün kuranda olmadığını söylüyor ve buna benzer nice tahrifatlar da bulunuyor. Müslümanların buna mutlaka gereken tepkiyi göstermeleri gerekiyor. Dini tahrif başlı başına bir hakarettir. Peygamberlerin kadın düşkünü gösterilmesi, baş örtünün inkar edilmesi ve nasların tahrif edilmesi dine büyük bir hakarettir. Adnan Oktar, Charlie Hebdo’dan daha çok dine ve peygamberimize hakaret etmişti” dedi.
Muş’ta STK’ların oluşturduğu Muş İnanç Platformu üyeleri ise (MİAD) Cahit Karaalp’i İstanbul Mahkemesinin Talimat duruşmasında yalnız bırakmadı. Platform Adına açıklama yapan Doğan Özlük, “A9 Televizyonunda “Adnan Oktar’
Oktar, A9 kanalında kendi sohbetleri sırasında, dekolte kıyafetleriyle dikkatleri üzerlerine çeken bayanları ekrana çıkartmakta ve çoğu zaman “inşallah, maşallah, elhamdülillah” gibi dinî tandanslı kelimeleri sıklıkla kullanarak programlarına dinî bir renk vermektedir. Programlarda Oktar’a dinî ilimleri bilen anlamında kullanılan “hocam” kelimesiyle sıklıkla hitap eden bu kadınlar aynı Oktar gibi, “inşallah, maşallah, elhamdülillah” gibi kelimeleri yine aynı şekilde sıklıkla kullanmaktadırlar. Oktar, bununla kalmayarak ekrana çıkan kadınları yerli, yabancı oyun ve dans müzikleri eşliğinde birer dansöz gibi oynatmaktadır. Bu tutum, dinî naslar ve yerleşik toplumsal din algımızla net bir şekilde çelişmektedir. Dinî değerlerle alay eden bu tutum ve davranışları kınıyor ve bu programların yayından kaldırılmasını talep ediyoruz.
Oktar, Müslümanların mehdi inancını sürekli gündeme getirip ve Mehdi ile ilgili hadislerin kendisini gösterdiği imasını her programında yapmaktadır. Oktar’ın ekranlarda dinî nasları istediği gibi keyfi bir tutumla yorumlaması ve dinî değerlerle oynaması mazur görülemez. A9 ekranlarında yaşanan gayri ahlaki durumlara tepki göstermek, yetkilileri uyarmak dinî değerlerimize, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmak, hepimizin görevidir. Halkımızı ve tüm İslamî camiaları yaptığı programlarla, dinî değerlerin altını boşaltan ve dini istihza konusu haline getiren Adnan Oktar’a karşı tepki göstermeye çağırıyoruz.
Oktar, kendisine ait A9 televizyonunda canlı yayında Masonlardan 33. Derece masonluk belgesi almış tescilli bir Masondur. İsrail’in kendini savunmak durumunda kaldığı durumlarda Filistin’e saldırdığını, kendini savunmak için bunu yaptığını, Müslümanların kendi içlerinde birbirleriyle çatıştıklarını, her taşın altında İsrail’i aramanın yanlış olduğunu, İsrail devletinin Allahtan korktuğunu, dindar olduğunu, İsrail’le bomba atanın başına gök kubbeyi yıkacaklarını söylemekte ve adeta İsrail devletini korumaya alarak Müslümanları suçlamaktadır. Filistin’i kan gölüne çeviren, Mescidi Aksa’yı işgal eden terör devleti İsrail’i aklayan ve paklayan bu açıklamalarından dolayı Adnan Oktar’ı kınıyor ve İsrail devletinin hizmetkârlarını lanetliyoruz. 7 ayrı sağlık kuruluşunun Adnan Oktar hakkında verdikleri “Akli dengesinin yerinde olmadığı”, “Şizofren” olduğu tanılarının, olumsuz 7 sağlık raporunun RTÜK tarafından ciddiye alınması gerektiğini ve bu durumda olan birinin mutlaka ekranlardan uzak tutulması gerektiğini vurgulayarak ve yetkilileri göreve çağırarak basın açıklamamızı sonlandırıyoruz” şeklinde konuştu.