Belediye Meydanı`nda toplanan platform üyeleri adına açıklama yapan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Yönetim Kurulu üyesi Sinan Ertuğrul, halkların kardeşliğine dair olan inançlarının yok edilmeye çalışıldığı karanlık günlerden geçtiklerini söyledi.
Van`daki PKK`lıların infaz edildiğini iddia eden Sinan Ertuğrul; "Halkların kardeşliğine dair inancımızın, her geçen gün yaşanan ölümlerle, yaşanan infazlarla, sıkıyönetim koşullarının bile ötesinde, büyük bir zulümle kirletilmeye ve yok edilmeye çalışıldığı karanlık günlerden geçiyoruz. Gün geçmiyor ki bir katliam haberi almayalım. Gün geçmiyor ki bir çocuğun, bir gencin, bir kadının, bir yaşlı anne veya babanın cansız bedeniyle karşılaşmayalım. Ölüm yağdırılıyor her taraftan. Kurşunlar, bir arada yaşama irademize sıkılıyor her gün. Daha iki gün önce Van’da, 12 genç öldürüldü. 9 tanesinin başlarına sıkılan tek kurşunla öldürülmüş olmasının açıklaması var mıdır acaba? Bedenleri, karlar üstüne serilmiş 12 genç. Havuz medyasının ısmarlama haberlerle, bölgede yaşayan halkı topyekun terörist ilan ettiği bugünler, elbette içinde kahramanca direnişleri barındırarak geçecek. Bu böyle bilinsin" dedi.
7 Haziran seçimlerinden sonra kanlı bir sürecin düğmesine basıldığını savunan Ertuğrul; "Tüm kamuoyu tarafından bilindiği üzere, 7 Haziran 2015 seçimleri, Türkiye halklarının büyük bir vesayete son verdiği seçimlerdi aynı zamanda. AKP adlı partinin gırtlağına kadar yolsuzluğa, hırsızlığa, hukuksuzluğa batmasına halklarımız gereken cevabı vermiş, ancak hepinizce bilindiği üzere kanlı bir sürecin düğmesine basılmıştır. Diyarbakır 5 Haziran mitinginde onlarca yoldaşımız İŞİD denilen vahşet örgütünün hedefi oldu. Ardından Suruç`ta 34 gencimiz katledildi. Derin devletin en sadık bekçisi durumundaki MHP isimli ırkçı yapı, yine rolünü oynayarak bir koalisyon hükümetinin kurulmasını engelledi. Özelikle Kürt halkına ve onun dostlarına karşı büyük bir cadı avı başlatıldı. Emek örgütlerinin 10 Ekim 2015`te yapmayı planladığı barış mitingi yine İŞİD denilen caniler topluluğu tarafından kana bulandı. 101 can yitirildi. Geliştirilen bu vahşet ortamında, ihtilal koşullarında gittiğimiz 1 Kasım 2015 seçimleri tarihe kan üzerine kurulmuş sivil darbe olarak geçti. İnsanlık adına tüm umutları tüketmeye çalışan gerici ve ırkçı AKP anlayışı gerçek yüzünü böylece ortaya koydu. 16 Ağustos 2015`te Varto`da başlayan, öncelik 2 veya 3 gün, şimdilerde ise aylarca süren sokağa çıkma yasakları ile tanklarla, toplarla, havanlarla helikopterlerle sivil yaşamın olduğu evler bombalanmaya ve kentler boşaltılmaya başlandı. Toplumun tüm kesimleri adeta büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Gazeteciler, siyasetçiler, yapılan insanlık suçlarını ifade etmekten çekinmeyen herkesin üzerine adeta zulüm yağdırılıyor. Vurulan bebekler, hamile kadınlar, yaşlı anne ve babalar, sokaklarda bekletilen cesetler bugünün en kirli gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Varto, Lice, Silvan, Dargeçit, Nusaybin, Silopi, Cizre, Sur ve en son Van`daki infazlar adeta bir iç savaş senaryosu olarak görülmektedir. Siyasal iktidardaki AKP devleti bir iç savaş çıkarmak için uğraşıyor. Rojava`daki gelişmeleri hazmedemeyen AKP buraları Suriye`ye çevirmeye çalışıyor. Bizler bu zulmü kabul etmeyeceğiz. Her yerde direnecek ve bu kirli politikaları her yerde boşa çıkaracağız" dedi.
Van`da öldürülen PKK`lıların infaz edildiğini iddia eden Sinan Ertuğrul şöyle konuştu; "Bugüne kadar hendek algıları yaratıp ilçelerimizi yakıp yıkan anlayışın yalanı bir kez daha, Van`da boşa çıktı. Soruyoruz şimdi, Van’da hendek var mıydı? Katledilen gençlerin cesetleri kokuyordu, yani sahtekar havuz medyasının aktardığı gibi bir çatışma yoktu. Nasıl oluyor da bir ceset 2 saate kokar? Eksi 20 derece soğukta bir ceset 2 saat içinde kokar mı? Biz büyük bir infaz şüphesi içindeyiz. Bu nasıl bir çatışmadır ki, katledilen gençlerin 9 tensi de kafalarından tek kurşunla vurulabilir? Bu sorular cevabını bulmadan havuz medyasının diliyle olaya yaklaşanları nefretle kınıyoruz. Kürt katliamı üzerinden tüm kirli işleri ve ilişkilerini yürütenler şunu iyi bilsin ki, ölümden korkmayan bir halk var. Biz korkmuyoruz. 3 aylık bebeğimiz, hamile annenin karnında kurşunlanmış bebeğimiz, cesedi 8 gün sokakta bırakılmış, Taybet anamız nasıl ölümü tattıysa, bu gün milyonlarca insan buna hazır. Bu böyle bilinsin. Tüm iç savaş çığırtkanlarına inat, bizler halkların özgür ve eşit birlikteliğinden yanayız. Bu iç savaş senaryonuz tehlikelidir, derhal vazgeçin. Halklar arası duygusal kopuş tam anlamıyla gerçekleşirse bilin ki ha Edirne ha Kars, bu ülkenin dört bir yanı yangın yerine döner. Tüm bu çirkeflikleri Allah, Peygamber adını dillerinden düşürmeyenlerin yapması, bunlar Allah, Peygamber inancının da ne kadar sahte olduğunu gösteriyor. İslamiyet`i en saf, en temiz haliyle yaşayan Kürt halkını yıllarca bu şekilde kandırdılar. Bunu bilsin ki artık bu halk uyandı. Sizin sahte dindarlığınıza kanmayan bu halk. Bu uyarılarımızı dikkate alın. Oluk oluk akan kanın size faydası olmayacak. Dünkü iktidarlar köy başattılar. Ne oldu? Soruyoruz, ilçeleri boşaltarak elinize ne geçecek? 7 aydan beri ülkenin kan gölüne dönüşmesi için çabalayanlar, boşuna uğraşıyorlar. Bir an önce müzakereler başlasın ve Dolmabahçe mutabakatı devreye girsin istiyoruz. Bu tehlikeli girişimlere geçmişte kalkışanlar bu gün neredeyse, bugünkü katliam politikalarının sahipleri de aynı akıbeti yaşayacak." Yapılan basın açıklamasının ardından, grup olaysız bir şekilde dağıldı.