“22. ULUSLARARASI PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK KONGRESİ” BAŞLADI
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) ev sahipliğinde “22. Uluslararası Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi” başladı.
Geçtiğimiz yapılması planlanan fakat yaşanan pandemi nedeniyle bu yıla ertelenen “22. Uluslararası Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi” Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Eğitim Fakültesi ev sahipliğinde başladı. Malazgirt 1071 Kongre ve Kültür Merkezinde başlayan kongre 3 gün sürecek.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneğinin katkılarıyla düzenlenen kongrenin Ana teması ”Gelişimsel ve Önleyici Ruh Sağlığı Hizmetlerinde Psikolojik Danışma ve Rehberlik” olarak daha önce belirlenmişti.
Program saygı duruşuna müteakip İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programda konuklar için gitarist Ferman Karasu ve kusursuz kulak Bager Çalışcı tarafından mini bir müzik dinletisi gerçekleştirildi.
Düzenlenen kongreye ev sahipliği yapan Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, kongre ile ilgili olarak yapmış olduğu konuşmasında şunları söyledi: “İçinde bulunduğumuz asırda, gayesi ve işlevleri yönünden eğitim anlayışları köklü değişikliklere uğramakta, bu değişikliklerin meydana getirdiği travmatik etkileri rehabilite etmeye dönük ateşli tartışmaların her gün bir yenisine tanık olunmaktadır. Tam da bu dönemde dünya, eğitim süreçlerini derinden etkileyen küresel bir salgının güçlü darbeleriyle sarsılmış durumdadır. Sosyo-kültürel açıdan tecrübe ettiğimiz hızlı ve yıkıcı dönüşümler, bilimde ve teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler, ekonomide hususen geri kalmış toplumları zillete duçar eden gelir kayıpları, insanların eğitime bakışını bütünüyle değiştirmiş, herkes için eşit eğitim anlayışı talep eden kitlelerin eğitim yoluyla elde edilecek kazanımlara dair beklentileri olağanüstü artmıştır. Cari durumdaki geleneksel eğitim modelleri bu yüksek beklentileri karşılamada yetersiz kaldığından, aktüel gelişmelere başat biçimde öğrencilerin kimlik ve kişilik kazanımlarını, değer sistemlerini, özellikle psikolojik yönden güçlendirilmelerini temel kaygı edinen yeni bir eğitim anlayışının teşekkül etmesi gerektiği yönündeki düşünceler, akademik mahfillerde daha yüksek sesle dillendirilmeye başlanmıştır.” Dedi.
“PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK HİZMETLERİNİN, EĞİTİM-ÖĞRETİMİN TÜM ALANLARINDA KULLANILIYOR OLMASI SEVİNDİRİCİDİR”
Rektör Polat konuşmasının devamında psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin, ülkede artık eğitim-öğretimin tüm alanlarında yoğun ve yetkin biçimde kullanılıyor olmasının sevindirici olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri, bu tartışmalarda, “bireyi kendisi için yetiştirmek” ya da “bireyi toplum için geliştirmek” şeklinde tebellür eden eğitimin iki temel hedefine ulaşmış “kâmil insan” inşa etmeye matuf hayati bir disiplin olarak öne çıkmaktadır. Esasen ruh sağlığını korumaya yönelik çabalara şimdilerde çok daha fazla değer verilmesi, bireyi önemseyen bakış açılarına öncelik tanınması, ferdî farklılıkların eğitimde artan oranda dikkate alınması; psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini günümüz eğitim anlayışının cüz-ü mütemmimi değil, aslî unsuru haline getirmiştir.
Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri, insanî ilişkilerdeki medenî ve hukukî rejimi hayatın olağan akışı içinde korumak açısından zarurîdir. Son çeyrek asırda ülkemizde meydana gelen doğal afetler, karşı karşıya kaldığımız göç dalgaları, hâl ve istikbâl kaygılarıyla yorulmuş bireylerde rastlanan ruhî deformasyonlar ve nihayet salgının sebep olduğu sosyo-psikolojik yükler, psikolojik danışmanlar olmaksızın üstesinden gelinemeyecek kadar büyük toplumsal sorunlara dönüşmüştür. İlk zamanlar mesleki rehberlik ve kariyer danışmanlığı hizmetleri kapsamında kullanılan psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin, ülkemizde artık eğitim-öğretimin tüm alanlarında yoğun ve dahi yetkin biçimde kullanılıyor olması bu açıdan oldukça sevindiricidir.”
“SON 50 YILDA TOPLUMSAL KAYGI ORANI %80 CİVARINDA YÜKSELMİŞTİR”
Batı toplumlarında yapılan bazı araştırmalara değinen rektör Polat, araştırmalar sonucunda ulaşılan tüm teknolojik gelişmelere ve elde edilen yüksek konfora rağmen, son 50 yılda toplumsal kaygı oranı %80 civarında yükseldiğine vurgu yaparak şunları söyledi: “Ne yazık ki bu oranın %50’den fazlasını gençler oluşturmaktadır. Malumlarınızdır ki gençleri kaygılı olan dünyanın yaşlıları huzur bulamaz, çocukları gelecek hayalleri kuramaz. Sosyal medyanın yanlış kullanımı, temel değerlerle çatışan yayınlar, eğitimde liyakatten yoksun yaklaşımlar gençleri kaygıya sevk eden en önemli sebepler arasındadır. Gerçekte bu göstergeler, toplumu var eden kültür, inanç ve ahlakî değerler gibi onarıcı, koruyucu dinamiklerin bireyi rûhen besleyen ve onu zinde tutan hususların da kaynakları olduğuna işaret etmektedir. Çünkü bu değerler toplumun temel taşı olan bireylerin ve bireyler dolayımında bütün bir toplumun “referans aralıklarını” oluşturmaktadır.
Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği “sürdürülebilir psikolojik yardımlar” kapsamında yapılan son psikolojik araştırmalarda ve psikoterapilerde, bireyin ait olduğu topluma özgü hususiyetlerin, yani “bireyin referans çerçevesinin” göz önünde bulundurulması ve psikolojik yardımlarda bilişsel inşa süreçlerinin bu doğrultuda şekillendirilmesi ısrarla vurgulanmaktadır. Çünkü özümsenmesi durumunda bu değerlerin terapötik kolaylaştırıcılar olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır… çünkü referans çerçevesi düzgün biçimde kurgulanmamış bireylerde, semptomları görülmeden önce ruhsal hastalıklara karşı tedbirler almak mümkün olmaz.” Dedi.
“İSLAM, MÜMİN KİMSEYE ÖZDENETİM YETİSİNİ KAZANDIRARAK “KENDİNDE” VE “TOPLUMDA” KÂMİL İNSAN OLMANIN ALTIN ANAHTARINI TAKDİM EDER”
Polat konuşmasının devamında Medeniyetimizin her döneminde şahit olunan önleyici ve koruyucu hekimlik uygulamalarının iftihar vesilesi olacak sayıda ve nitelikte olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: “Hz. Peygamber’in karamsarlıktan kurtulmaya yönelik maddî-manevî reçeteler önermesi; dengeli beslenmeyi, manzaralı evlerde ikamet etmeyi, düzenli uyku için uygun vakitler seçmeyi, salgın hastalığın bulunduğu ortamlardan uzak durmayı, o ortamda bulunuluyorsa karantinada kalmayı, hijyene özen göstermeyi tavsiye etmesi gibi örnekler, dilimizde yerleşik bir terkip olarak “hıfzu’s-sıhha/koruyucu hekimlik” yaklaşımının imanî bir refleks olarak benimsendiğini gösterir. Gerçekte bu ilkenin temelinde, “def-i mefâsid celb-i menâfîden evlâdır/yani faydalı olana sahip çıkmaktan önce zararlı olandan uzak durulmalıdır” şeklinde formüle edilen şerî hüküm yatmaktadır. Tüm bu uygulamaların nihaî hedefi, öncelikle bireyi, daha sonra toplumu korumaktır.
İslam, mümin kimseye özdenetim yetisini kazandırarak “kendinde” ve “toplumda” kâmil insan olmanın altın anahtarını takdim eder. Allah’a, sanki O’nu görüyormuş gibi kulluk etmek şeklinde kristalize edilen “ihsan” kavramı, “iman” ve “İslam” kavramlarının da ötesine eriştirilen Müslüman bireyi gerçek anlamda kulluğun zirvesine çıkarır. Bu gelişim ve dönüşüm, modern psikolojide Lawrence Kohlberg’in belirttiği, “ahlakî gelişim sürecinde itaat ve ceza” seviyesini ilkel bulan son derece ulvî bir yaklaşımdır. Öyle ki “ihsan”, insanî refleksleri ve beşerî duyguları dumura uğratabilen Kantçı “ödev ahlakı”nın ulaştığı düzeyi de aşarak “Rızâ-yı Bârî/Hakk’ın rızası” olarak belirlediği ahlakî amacı tüm düşüncelerin ve davranışların nîrengi noktası kılar. Bu gayeyi elde ederek kendisini gerçekleştirmiş olan insana da örneğin afife Meryem’e, Kuran’da sadece bir defa zikredilen bir kavramla “muharrar/özgür” sıfatını layık görür. Elhak, ceza yahut mükâfat sâikiyle iyilik yapma düşüncesi, geleneğimizin asil damarlarında asla rağbet görmemiştir.”
“KONGREYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR OLMAKTAN BÜYÜK MUTLULUK DUYUYORUM”
Rektör Polat konuşmasının sonunda düzenlenen kongreye emek veren herkese teşekkürlerini ileterek şunları söyledi: “Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü olarak, Gelişimsel ve Önleyici Ruh Sağlığı Hizmetlerinde Psikolojik Danışma ve Rehberlik teması ile 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor olmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Kongremizin, sahada çalışan psikolojik danışmanlara, alanın genç akademisyenlerine, öğretmenlere ve özellikle Eğitim Fakültemizde Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünde okuyan öğrencilerimize önemli katkılar sağlayacağını biliyorum. Psikolojik Danışma, Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezimizin kurulmasıyla ve Psikoloji Bölümümüzün bu yıl ilk defa öğrenci almaya başlamasıyla üniversitemizin bu alandaki çalışmalarının ivme kazanacağına da yürekten inanıyorum.”
“BÖYLE BİR SALGINI KAÇ ASIRDIR İNSANLAR YAŞAMAMIŞ”
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül de bu gibi kongre ve çalışmaların mesleki anlamda daha ileri bir noktaya geçiş için çok önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Milli Eğitim Bakanlığı olarak Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri bağlamında 37 bine yakın Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Öğretmeni, 18 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmene yönelik rehberlik faaliyeti yürütürken bu işin organizasyonunu yapmak, planlamasını yapmak, politikalarını geliştirmek anlamında güzel bir çalışma içerisinde olduklarını kaydeden Gül, “Salgın döneminde aslında bakanlığımız diğer zamanlara göre çok daha fazla çalıştı ve bir kısım hususlar için de yeni politikalar geliştirmek zorunda kaldı. Çünkü böyle bir salgını kaç asırdır insanlar yaşamamış. Bizlerde bu gibi yaşamı zorlayıcı durumlar, okuldaki psikolojik sağlamlığı sağlamak amacıyla hem ailelere yönelik hem öğrencilerimize yönelik pek çok programlar hazırladık. 796 bin 950 öğretmene psikolojik danışman öğretmenlerimiz ve diğer öğretmenlerimiz tarafından bilgilendirmeler ve eğitimler gerçekleşti. Aynı zamanda 10 milyon 399 bin öğrencimize 3 haftalık zaman zarfında gereken bilgilendirmeler yapıldı. Bununla beraber velilerimizi ihmal etmedik, 2 milyon 316 bin velimize de yine bu anlamda gereken bilgilendirmeleri ciddi manada yaptık” diye konuştu.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Genel Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Oğuz Özat ve Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdal Hamarta’nın da birer konuşma yaptığı kongreye, akademisyenler, doktorlar, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Yapılan konuşmaların ardından katılımcılara plaket takdimleri yapılarak, 3 gün sürecek olan panele geçildi.