Menü Muş Şark Haber
Tarih: 27.10.2021 19:17
EVLAT NÖBETİNDEKİ AİLELERİN SAYISI HER HAFTA ARTIYOR

EVLAT NÖBETİNDEKİ AİLELERİN SAYISI HER HAFTA ARTIYOR

Facebook Twitter Linked-in

EVLAT NÖBETİNDEKİ AİLELERİN SAYISI HER HAFTA ARTIYOR

Muş’ta Halkların Demokratik Partisi (HDP) önünde çocuklarına kavuşmak için eylem yapan ailelere katılım devam ediyor.

 

Muş’ta her hafta Çarşamba günü HDP Muş İl Başkanlığı önünde eylem yapan aileler bu haftada eylem yaparak çocuklarını HDP’den istediler. 28. Haftayı geride bırakan aileler çocuklarına kavuşacakları günü bekliyorlar. Her hafta yeni bir ailenin katılmasıyla Muş’ta eylem yapan ailelerin sayısı da artarak devam ederken aileler çocuklarını almadan eylemlerini bitirmeyeceklerini dile getirdiler.

Çocuklarının PKK tarafından dağa kaçırıldığını iddia eden aileler tarafından ilk olarak Diyarbakır’da başlatılan evlat nöbeti sonraki süreçte diğer illerde de başlamıştı. Bu kapsamda Muş’ta da ilk olarak 2 aile ile başlayan evlat nöbeti daha sonraki süreçte artarak devam etmiş geçtiğimiz hafta katılan iki yeni aile ile bu sayı 12’ye yükselmişti. Bu hafta ise yeni bir aile daha çocuğuna kavuşmak ümidiyle Muş’ta eylem yapan ailelere katılarak sayıyı 13’e çıkarttı.

SON OLARAK BUDAK AİLESİ KATILDI

Muş’taki evlat nöbetine son olarak katılan Budak ailesinden baba Mehmet Zeki Budak oğlu Yusuf için eyleme katıldığını söyledi. Baba Budak, oğlunun 2014 yılında Malazgirt ilçesinde terör örgütü PKK tarafından kandırılarak dağa kaçırıldığını iddia etti.

Baba Budak, Burdur’da çalıştıkları dönemde Malazgirt’e geldikleri zaman oğlunun kaçırıldığını belirterek şunları söyledi: ; “Kendi hür irademle buraya geldim. Geçen sene Diyarbakır ailelerine katıldım ve bugünde buraya geldim. Kendi çocuğum için geldim. Burada herkese sesleniyorum korkmayın, gelin kendi çocuğunuzu arayın. HDP Malazgirt teşkilatı 21 Eylül 2014’te benim oğlumu dağa gönderdi. Ben 8 senedir oğlumu arıyorum. Onlardan oğlumu istediğim zaman hep dışlanıyorum. Onlardan olmadığım için dışlanıyorum. Ben çocuğumun hakkını aramak için geldim. Biz Burdur’da çalışıyorduk. Çocuğumun evlenmesi için Malazgirt’e geldik ve 2 gün içinde oğlumu götürdüler.

Bizim HDP’yle, herhangi bir partiyle bağımız yok. Biz Türk vatandaşıyız elhamdülillah. Türk bayrağının altında yaşıyoruz. Allah kimseyi devletsiz, bayraksız etmesin. Ben çocuğumu el bebek, gül bebek büyüttüm, yoksullukla büyüttüm, asker ettim bu vatana getirdim. Benim oğlum hain değil, ben hain değilim. Benim oğlumu ne diye dağa gönderdiniz? Polisi mi, askeri mi öldürsün, kardeşi asker kardeşini mi öldürsün, Mehmet’imi mi öldürsün? Edirne’den ta buraya nöbet tutmaya geliyorlar. Niye onu öldürsün. Niye silah veriyorsunuz ellerine. Sebebi nedir benim polisimi öldürsün. O asker kışın buzda, yazın sıcakta, bahar çamurda nöbet tutuyor benim ailem için, namusum için, şerefim için, onurum için, bayrağım için. HDP demek PKK demek, HDP PKK’nın koludur, HDP olmazsa PKK’da olmaz. Bütün elemanları PKK’ya tanzim eden HDP’dir. 8 senedir oğlumun sesini duymadım, ölüsü var mı yok mu bilmiyorum. Eğer öldürmüşlerse de oğlumun kemiklerini versinler. Eğer sağsa oğlumu versinler” şeklinde konuştu.

“13 AİLE OLDUK”

2016 yılında dağa kaçırılan oğlu Atilla Özcan için hem Diyarbakır hem de Muş’ta eylemlere katıldığını ifade eden Baba Şemsettin Özcan ise yapmış olduğu konuşmasında “Burada 13 aile olduk. 28 haftadır HDP önünde evlat nöbeti tutuyoruz. Daha önce Diyarbakır’da eylem yapıyorduk. Eylemimize Muş'ta devam ediyoruz. Çocuklarımız gelene kadar bu eylemimizi sürdüreceğiz. Seçimde onlara oy vermediğimiz için çocuğumu kaçırdılar. Bir oy için çocuğumu götürdüler. Çocuğumu HDP götürdü PKK'ya verdi.  Bu Kürt davası değil, bunların Kürtlerle alakası yok. Sesimizi duyuyorsanız geri gelin. Orası bizim yerimiz değil, orası bizim toprak değil. Türk bayrağı  altında yaşayanlar kardeşimizdir. Biz çocuklarımızı istiyoruz. Onların çocukları okula gidiyor, bizim çocukları da dağa götürüyorlar. Bunlar ne için dağa götürüyorlar, kimin için götürüyor? Çıksınlar meydana. Ben, HDP'nin önündeyim. Türkiye’de bir bayrak olur, iki bayrak olmaz. 2 yıldır ben çocuğum için mücadele ediyorum. Çocuklarını Avrupa'ya okul okumaya gönderiyorlar, bizim çocukların eline de silah veriyorlar. HDP çocuklarımızı alıp PKK’ya veriyor. Bize diyorlar ki ‘Kürt davasıdır’ diye. Bunların Kürtlerin düşmanıdır. Kürdü kürde düşman ediyor. Bunların kürtlük davası peşinde değil. Bizim tek bayrağımız var. Kim bunlara destek verirse Allah belalarını versin. Onun evladını da bizimki gibi alsın. Çocuğumdan haber alamadım. Ben gece gündüz buradayım, burada olmazsam bile Diyarbakır’dayım çocuğumu almadan hiçbir yere gitmiyorum. HDP olmazsa PKK hiçtir. Her gün daha fazla oluyoruz. HDP ve PKK'dan korkmayın. Kökü gitti Allah'a çok şükür. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan Allah razı olsun. Başımızda olması yeterli” dedi.

“OĞLUM NEREDEYSEN SESİMİ DUYUYORSAN GEL”

Anne Naciye Sönmezyıldız ise oğluna seslenerek geri gelmesi yönünde çağrı yaparak şunları söyledi; “Benim oğlum Osman’ı 6 sene önce kandırdılar götürdüler. Ben oğlumu istiyorum. Osman oğlum neredeysen sesimi duyuyorsan gel. 13 aile burada toplanmış herkes çocuğunu istiyor. O çocuklar dağda günahtır. Benim oğlumu göndersinler, benim oğluma sesleniyorum, gel oğlum. Oğlum küçüktür 6 yıldır çocuğumun hasretini çekiyorum. Devlet size karışmaz gelin. Orada bir şey yok. Benim çocuğumu 15 yaşındaydı, bu çocuklardan ne istiyorlar, niye götürüyorlar? Bu çocukların memleketi burasıdır. Bu memleket ona yeterdir. Biz HDP'yi istemiyoruz, çocuklarımızı istiyoruz. Ben HDP’yi sevmiyorum. Çocuğum neredeyse, sesimi duyuyorsa gelsin. Devletimizin şefkatli eline teslim olsun. Herhangi bir ceza verilmiyor. Çok şükür Türk Bayrağı var. Bize Türk Bayrağı yeterlidir. Burada insanlık ve özgürlük var. Ama oğlumu kaçırdıkları yerde insanlık diye bir şey yoktur. Benim oğlum küçük ve cahildi, onu kandırarak götürdüler. Ben çocuğumu istiyorum. Ben çocuğumu onlara bırakmıyorum. Oraların çocuklara bir faydası yok. Ben bir anneyim. Nefesim çıkana kadar mücadele edip çocuğumu isteyeceğim. Ben nefesim yetene kadar çocuğum için mücadele etmeye devam edeceğim. Şimdi ne durumdadır. Hiçbir haberim yok. Çocuğum aç mı tok mu nerde yatıyor ne haldedir bilmiyorum. Tek isteğim oğlumun geri gelmesidir. Fidan gibi oğlumu neden PKK’nın elinde bırakayım. Oğlum Türkiye’de dünyaya geldi, Türkiye’de de yaşamasını istiyorum” şeklinde konuştu.

ANNE TEKER, İLK GÜNDEN BERİ EVLAT NÖBETİNDE

2014 yılında dağa kaçırılan çocuğu için eylem yapan anne Gülbahar Teker ise şunları söyledi; “Ben Diyarbakır’da iki yıl evlat nöbeti eylemine katıldım. HDP bizden ne istiyor? Bizde Kürt’üz onlarda, gelsin bizim derdimizi sorsun. HDP niye bizim çocuklarımızı, kızlarımızı dağa gönderdi? Kendi çocuklarının eline kalem veriyorlar, bizim çocukların eline ise silah verip dağa, mağaraya götürüyorlar. Kürt hakkı böyle değil. Getirsin çocuklarımızı teslim etsin. Allah razı olsun devlet bize bu kapıyı açtı. Bize sahip çıkıldı. Kimse bizi buraya zorla getirmedi. Tek başıma karar verdim ve Diyarbakır’da, Muş’ta eylem yaptım. HDP’ye, PKK’ya lanet olsun. Ben çocuğumu HDP’den istiyorum. Çocuğumun biri hasta, diğeri de dağdadır. Benim çocuğumu getirsin bana versin. Babası yok, kimsesi yok. HDP’de vicdan yok, iman yok. Bizim çocukları getirsinler buradan kalkıp gidelim. Bunlar Müslüman değil. Ben korkmuyorum, tek başıma da kalsam eylemimi devam ettireceğim. Çocuklarımızdan hiçbir haberimiz yok. Anneler, babalar olarak burada perişan olduk, ağlıyoruz. Yeter artık, bu anne babalar bu kadar feryat ediyor, bu kadar ağlıyor” ifadelerini kullandı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —