HAYIRDA BULUŞANLAR GAZZE'NİN YANINDA
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) öğrenci topluluklarından olan Hayırda Buluşanlar Topluluğu (HBT) yardım faaliyetlerine ara vermeden devam ediyor.
Kuruldukları günden itibaren yapmış oldukları yardımla gönüllere yerleşen Hayırda Buluşanlar Topluluğu (HBT) yardım faaliyetlerine aralıksız devam ediyor. Daha önce birçok ihtiyaç sahibi, öğrenciler başta olmak üzere bir çok kişiye yardım ulaştıran topluluk gönüllüleri geçtiğimiz Ramazan ayında da ihtiyaç sahibi ailelerin Ramazan ayını rahat bir şekilde geçirmelerine vesile olarak gönüllerde edindikleri yeri sağlamlaştırdılar.
Gerek kendi imkanlarıyla gerekse hayırsever vatandaşlardan topladıkları yardımları ihtiyacı olanlara ulaştırma noktasında köprü görevini üstlenen topluluk gönüllüleri şimdide İsrail’in saldırısı altında olan Filistinli Müslümanlar için yardım kampanyası düzenledi.
"Gazze'ye Acil Yardım" adıyla başlatmış oldukları yardım kampanyasına hayırseverlerin desteklerini bekliyorlar. Toplamış oldukları yardım malzemelerini en kısa sürede Filistin’e ulaştırmak için durmadan çalışan topluluk gönüllüleri öğrenciler gecelerini gündüzlerine katıyorlar.
Başlatılan yardım kampanyası hakkında bilgi veren topluluk gönüllüsü Ayşenur Cemiloğlu şunları söyledi: "10 Mayıs'tan bugüne, günlerdir süregelen katil İsrail'in saldırılarında Gazze'de yüzlerce ev yerle bir edilirken onlarca kardeşimiz de katledildi. Bizler topluluk olarak ordaki kardeşlerimizin acılarını paylaştığımızı ve her zaman yanlarında olduğumuzu göstermek için gönüllülerimizle "Gazze'ye Acil Yardım" adıyla bir yardım kampanyası düzenledik. Bu kampanyaya biz bütün gönüllü öğrenciler, imkanlarımızı zorlayarak, elimizden geleninden fazlasını yapmaya çalışıyoruz ve herkesten kampanyamıza destek olmaları, Filistin'deki kardeşlerimize sahip çıkmaları çağrısında bulunuyoruz.”dedi.
"SİLAHLARA KARŞI TAŞLARLA DİRENİYORLAR"
Cemiloğlu açıklamasının devamında şunlara değinerek: “Filistinli kardeşlerimiz; acımasız, iflah olmaz Siyonist İsrail'e karşı direniş halinde. Silah dahil askeri teçhizat bakımından çok yetersiz olan Filistin halkı, bombalara, roketlere, füzelere, silahlara karşı taşlarla direniyorlar. Bu gerçeği görmezden gelen, buna sessiz kalan tüm dünya devletleri ve Müslüman devletler de İsrail'in zulmüne ortaktır. Daha ne kadar devam edecek bu sessizlik bilmiyorum fakat bildiğim şu ki bir an önce Filistinli kardeşlerimize dört bir yandan yardım eli uzatmamız gerekiyor. Elbette ki bu bir vicdani muhasebedir. Ama Filistinli kardeşlerimiz o durumdayken onlara yapılacak yardım, vicdani muhasebeden ziyade bir tercih meselesi olmamalıdır. Bu zaruri bir yardımdır. Çocukların katledildiği, insanların öldüğü bir zulme kardeşlerimiz maruz kalırken, bizler nasıl olur da vicdanımız rahat bir şekilde başımızı yastığa koyuyoruz. Orada hastaneler, yetimhaneler, evler bombalanıyor ve yeterli tıbbi malzemelerin bulunmamasından dolayı yaralılara acil müdahale edilemiyor hatta İsrail müdahale edilmesine bile engel oluyor. Tüm bu vahşete dünya sırtını dönmüşken, onlar ise sırtını Allah’a dayamış, umutlarını inançlarından alarak mücadele ediyor. Müminim diyen herkesin, insanlığı ölmemiş ve vicdanını hiçbir etnik unsurların prangalarına esir bırakmamış kişiler bu zulme sessiz kalmamalı, acılarına ortak olmalı ve yaralarını sarmalıdır. “zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır.” Hadisinden de kalbimizden, dilimizden ve elimizden gelen yardımları esirgememeliyiz.” İfadeleri kullandı.
“ONLARA TÜM İMKANLARIMIZI SUNMALIYIZ”
Cemiloğlu açıklamasının sonunda ise şunlara değinerek: “Gençlerimiz, halkımız ve dünyanın dört bir yanından kardeşinin acısını hissedenler; dua etmekte, sosyal medyada ve yürüyüşlerle protesto etmekte fakat bunlarla sınırlı kalmamalıyız. Onlara tüm imkanlarımızı sunmalıyız. Onların şuan her zamankinden daha çok maddi desteğe ihtiyaçları var. Bizler bugün yardım etmeyeceksek, imdatlarına koşmayacaksak ne zaman koşacağız. Kaldı ki bu hepimizin davası, bu hepimizin acısı zira onlar ümmetin kalbi olan Kudüs’ü, Mescidi Aksa’yı, tüm ümmetin onuru ve izzeti adına canlarıyla, mallarıyla savunmaktadır. O ölen çocuklar hepimizin çocukları, o ölen insanlar hepimizin anası, babası, kardeşi ve ailesi. Hangimiz bu zulmü yaşamak isterdik ki. Bundan dolayı uzakta güvenli ve rahat bir durumdayken tüm imkanlarımızı seferber etmeliyiz. Yoksa her iki cihanda da mazlumun eli yakamızdadır. “ Fırat’ın kenarında bir koyun ölse, hesabı benden sorulur.” Diyen Hz. Ömer’in merhamet ve adalet terazisini takip ettiğimiz sürece, Bedir savaşında Mekkeli müşriklere karşı savaşan bir avuç Müslümana Allah’ın görünmez ordusuyla zaferi bahşettiği gibi bize de bahşeder.
Son olarak şunu söylemek isterim, Hiçbir etnik köken olmaksızın, din, dil ve ırk ayrımı yapılmadan “Acı diyorum efendim evrensel olmalı. Bir çocuğun eline diken batsa, insanoğlu yanmalı.” Bilinç ve duygusuyla hiçbir zulme sessiz kalınmamalı ve yardımlar esirgenmemelidir.
Allah’ın vaadi olarak sonunda hak batılı yenecektir, bu muhakkaktır ama bizim safımızın nerde olduğu önemlidir." Şeklinde konuştu.