Menü Muş Şark Haber
Tarih: 19.09.2018 17:05
İBLİD, ŞİALIK VE TÜRKİYE-2

İBLİD, ŞİALIK VE TÜRKİYE-2

Facebook Twitter Linked-in

 

 

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi. Adem Palabıyık, ?İblid, Şialık ve Türkiye-2´ konusunu ele aldı. Örnekler veren Palabıyık, ?İblid, Şialık ve Türkiye İran´ın izlediği mezhepçi tutumdan dolayı İblid sürecinde liderlik vasfını taşıyamayacağına yönelik vurgumuzun sonrasında neden Türkiye´nin ümmet bilincinin temsilcisi olabileceğine dair kurgumuzu anlatmak yararlı olacaktır. Çünkü Ortadoğu´da yaşananlara bakıldığı takdirde, Türkiye´nin ne denli önemli bir ülke konumuna geldiğini görebiliriz. Mısır´da yaşananlardan sonra batının iştahını kabartan Ortadoğu ancak Türkiye gibi bir ülkenin çabaları ile ayakta kalabilir. ABD´nin, Filistin ile alakalı olarak aldığı negatif kararların sonrasında Filistin´e destek çıkan ülkelerin başında Türkiye gelmekteydi. Mısır´ın pasif tutumu karşısında Türkiye´nin cesur tavırları birçok ülkeyi etkilemiş hatta BM´de Türkiye´nin istediği yönde karar alınmıştır? dedi.

?İBLİD´DEKİ MUHALİF GRUPLARIN SÜNNİ BİR NİTELİĞE SAHİP OLMASI DA İRAN İÇİN DAHA ŞİMDİDEN EN BÜYÜK PROBLEMDİR?

?Meselenin İsrail boyutuna gelince ise karşımıza Hizbullah çıkmaktadır? diye derin analizlerde bulunan Palabıyık, şunları söyledi: ?Lübnan Hizbullah´ı, İran ile yakından ilişkilidir. Her adımda İran lehine alınan kararlar ile birlikte hareket etmeyi tercih eden Lübnan Hizbullah´ı, İsrail´in belası durumundadır. Birçok Müslüman devlet için oldukça sempatik görünen bu durum doğrusunu söylemek gerekirse ülkemiz için de benzer etkilere sahiptir. Lakin mesele Şia´lık üzerinden bir siyaset yürütme biçimine dönüştüğü anda ümmet tercihi yerine mezhep süreci ön plana çıkarılmaktadır. İran´ın belli konulardaki ikircikli tavrı bu sebepten dolayı çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Ayrıca, İblid´deki muhalif grupların Sünni bir niteliğe sahip olması da İran için daha şimdiden en büyük problemdir. Irak üzerindeki etkisini arttırmak için canhıraş çalışan İran, aynı etkiyi Suriye´de de devam ettirme çabasındadır. İşte bizle bu siyaseti Safevi siyaset olarak isimlendirmekteyiz.

?ASABİYET BAĞININ OLDUĞU YERDE, HERHANGİ BİR NEGATİF DURUMUN ETKİSİ BİR ALTERNATİF OLARAK KABUL EDİLEMEYEBİLİR?

Türkiye´nin yapması gereken ise ümmet siyasetinden vazgeçmemek ve kan dökülmesine engel olmaktadır ve bunu şu an başarıyla sağlamaktadır. Muhalif grupların ülkemize yönelik yakınlığının sebeplerinin başında ise Başkanımız sayın Erdoğan´ın, İslam ümmeti için verdiği çabadır. One Minute, Filistin meselesi ve dünyanın herhangi bir yerinde (Arakan, vb.) Müslümanlara yönelik baskılara karşı yükselttiği sesi, Erdoğan ismini karizmatik olarak ön plana çıkarmıştır. Bu sebepten İblid için ateşkes başarısı Erdoğan ismi ile ancak yanyana olunca anlam kazanacaktır.

Ülkemiz ile çeşitli kan bağı ilişkileri bulunan Suriyeli vatandaşların da ülkemizle olan asabiyet bağı bu bağlamda önemlidir. Asabiyet bağının olduğu yerde, herhangi bir negatif durumun etkisi bir alternatif olarak kabul edilemeyebilir. Özellikle İbni Haldun´un teorisi üzerinden sağlanan bu tutum sonucunda Suriyeli vatandaşların, ülkemizin Suriye sınırında yaşayan vatandaşlarımızdan kopamamasının da bir sebebi budur. Yani Erdoğan isminin karizması yanında sahip olduğumuz sosyolojik yakınlık da ülkemizi İblid özelinde Suriye için önemli ve vazgeçilmez kılmaktadır. Burada önemli olan ümmet bilincinden vazgeçmemek ve adaletle yönetebilmektedir. Devam edeceğiz??

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —