Tarih: 13.11.2018 18:20

?İLDEKİ GİRİŞİMCİ KAPASİTESİNİN MUŞ SANAYİSİNİN GELİŞİMİNE ETKİSİ ANALİZİ?

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye´nin serbest pazar ekonomisini benimsemesinin bir gereği olarak hükümetler destekleyici, piyasaları düzenleyici ve denetleyici rolünü güçlendirecek bazı stratejik konular dışında sanayiden çekilmiştir. Peşi sıra özel sektörün yatırım yapmasını özendirerek destekleyecek bir ekosistem geliştirilmeye çalışmıştır. Buna ilaveten özel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması ile üretimde yenilikçi teknolojilerin, bilgi teknolojilerinin, esnek üretim ve tedarik planlaması sistemlerinin kullanımının yaygınlaştırılmasına ve ulusal ve uluslararası ölçekte firmalar arası network ağının gelişimine yönelik destekler sağlanmıştır. Bu çalışma ve destekler çok önemlidir. Çünkü ülkeler sadece fikri, sınai ve mülkiyet hakları konusundaki çıktıların çokluğuyla refah üretemez. Bir ülkede ancak yeterli sayıda eğitimli ve dinamik girişimcinin yetişmesini sağlayacak bir kültür oluşumuyla, yeni teknolojik buluşlar hak edilen ekonomik değer üretebilir. Örneğin MP3 çalar Almanya´da icat edilmesine rağmen, bu ülke lisanstan sadece 100 milyon dolar gelir elde edilebilmiştir. Bu finansal rakam MP3 çaların küresel ölçekte ürettiği katma değerin sadece % 0,01´ine karşılık gelmektedir. Bu durum ülkelerin etkin ekonomik gelişimlerinde girişimcilik kültürünün hayatiyetini ispatlamaktadır. Bu yüzden katma değer üreten sürdürülebilir bir işletme için firma sahiplerinin girişimcilik yönlerinin güçlü olması gerekmektedir. Ülkedeki bütün destek ve teşviklere rağmen eğer nitelikli girişimci sayısı artırılmazsa ve girişimciliği özendirecek ve güçlü bir şekilde destekleyecek bir kültür oluşturulmazsa katma değer üreten sürdürülebilir bir ekonomik gelişimi sağlamak oldukça zor olacaktır. Sanayisi az gelişmiş illerde kalifiye eleman bulma konusunda da büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu durum profesyonel yönetici eksikliğinden başlayarak en alt seviyelere kadar birçok iş alanında kendini güçlü bir şekilde hissettirmektedir. Az sayıdaki kalifiye eleman da çoğunlukla bu illerdeki iş imkânlarının kısıtlı olması veya yetersiz ücretten dolayı sanayisi gelişmiş ve rekreasyon alanları nispeten fazla olan büyük illere göç etmektedirler. Ayrıca işletmelerde yeterli sayıda mühendis ve yardımcı teknik eleman istihdamının sağlanamaması yüksek teknoloji gerektiren sanayileşmenin önündeki en önemli engellerden biridir. Birçok ilde yatırım ve işletme sermayesi yetersizliği bir diğer önemli sorundur. Bu durum sermaye göçünün olduğu az sanayileşmiş illerde orta ve büyük ölçekte işletmelerin kurulmasının önünde büyük bir engel teşkil etmektedir.

Yeni bilgi ve inovasyon, etkin ekonomik gelişim için temel girdidir. Bu yüzden nitelikli bir Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin oluşumu için firma, kurum ve kuruluşlar yasal ve mali kaynaklarla desteklenmelidir. Yasalar ve toplumsal kültür inovasyonu gerçekleştiren veya yenilikçi teknolojileri üreten girişimci ruhunu artırıcı veya azaltıcı nitelikte olabilir. Örneğin ABD´de iflas sistemi girişimcilik riskini azaltacak şekilde tasarlanmıştır. Girişimci bazen kaçınılmaz olarak başarısız olduğunda kanunların girişimciyi iflas yükünden çok kısa sürede kurtarıp yeniden ekonomiye kazandırabilmesi girişimcilerin risk almasını teşvik etmektedir. Bununla birlikte yeni kurulan bir şirketin ayakta kalabilmesi için başlangıç döneminde şirkete yardım ve finans sağlanması koşul ve ortamın iyileştirilmesi gibi iyi uygulamaların ABD´de dinamik bir serbest pazar ekosisteminin oluşmasına büyük katkısı olmuştur. Tüm bu etmenler ABD´yi, dünya genelinde girişimciliğe en fazla destek sağlayan ülke konumuna yükseltmiştir. Birleşik Krallık, Anglo-Sakson kültürünün çıkış merkezi olarak ABD´deki bu girişimcilik kültürünün oluşmasına kaynaklık eden ve Avrupa´da bu kültürü özümseyen ülke olarak örnek gösterilebilir. Birleşik Krallıkta işletmeler 20 Sterlin gibi cüzi bir ücretle, kolaylıkla ve bir saat gibi çok kısa bir sürede kurulabilmektedir.  Bu işletmelere başlangıçta ayakta kalıp fikir ve projelerini gerçekleştirebilmeleri için mali ve diğer konularda destekler sağlanmaktadır. Son dönemlerde girişimcilere finansal destek ve çeşitli gerekli diğer destekler sağlama hususundaki eksikliklerinin farkına varan Almanya da bu konuda büyük bir atılıma geçmiştir. Örneğin Almanya´da yeni kurulan küçük şirketlere risk sermayesi verilememesi, bankaların kuruluş aşamasındaki şirketlere olan desteklerinin sınırlı veya çok az olmasından dolayı 2005 yılında hükümet ve özel sektör tarafından bu şirketler için 272 milyon Avroluk bir yüksek teknoloji girişimi fonu oluşturmuştur. Bu fonla her bir firmaya iki yıl içinde 500 bin Avroya kadar destek verilmesi ve beş yıl içinde 177 teknoloji şirketinin desteklenmesi kararlaştırılmıştır (Companies House, 2016; Wessner, 2012: 20-21).

Bu bağlamda Türkiye de son dönemlerde girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlar atarak, teminat yetersizliği nedeniyle kredi alamayan KOBİ´lere ve KOBİ dışı işletmelere kefil olmak için Kredi Garanti Fonu´nu (KGF) kurmuştur. Bunun dışında yeni girişimcilerin iş kurmasını teşvik ve destek için KOSGEB ve bölgesel ajanslar ve değişik bakanlıkların hibe ve faizsiz kredi destekleriyle girişimcilik özendirilmektedir. Ülke geneline hitap eden bu desteklerde ekonomi ve sanayisi az gelişmiş bölge ve iller için bu hibe destek oranları yüksek tutularak pozitif ayrımcılıkla önleri biraz daha açılmıştır. Ancak beşeri ve mali sermaye konusunda büyük yetersizlik sorunu yaşayan bu bölgeler (Muş ili gibi) için bu desteklerin genişletilerek miktarının daha da artırılması gerekmektedir. Muş iline baktığımızda ildeki girişimci profilinin yönetim konusundaki yetersizliği, sermaye birikimi yetersizliği,   pazarlama yetkinliği konusundaki eksiklikler ile kalite ve standardizasyon konusundaki bilinç eksikliği işletmelerin sürdürülebilir gelişimi önünde engel teşkil etmektedir. Buna ek olarak ildeki girişimciler inovasyon ve Ar-Ge´nin katma değer üreten yüksek teknolojiye dayalı sanayileşmedeki anahtar rolünün ya farkında değillerdir ya da yeterince önemsememektedirler. Ayrıca girişimciler yatırımlarını yaparken hep kamudan destek beklemek gibi yaygın bir yanılgı içindedirler. Bu yüzden bölgedeki girişimcilerin işletmelerin makine ekipman ihtiyaçlarını veya farklı kalemlerdeki yatırım gereksinimlerini karşılamak ve diğer sorunlar için çözümler üretmek yerine beklenti içine girmeleri kendilerini atıl bir konuma itmenin yanı sıra yeni ve inovatif fikirlerle pazarda yer alma yetilerinin gelişmesine de engel olmaktadır.  Kamusal desteklemelerin de doğru strateji ve planlamaya bağlı olarak kullanılmaması hedeflenen katma değerin çok altında bir çıktı elde edilmesine yol açmaktadır. İlin yatırımcı açısından en zayıf yönlerinden biri de yetersiz kalifiye ara elaman sorunudur. Bu durum profesyonel yönetici eksikliğinden başlayarak en alt seviyelere kadar birçok iş alanında kendini güçlü bir şekilde hissettirmektedir. Az sayıdaki kalifiye eleman da, çoğunlukla ildeki iş imkânlarının kısıtlı olması ve ildeki işletmelerin hak ettikleri ücreti ödememesi veya yetersiz kazançtan dolayı ödeyememesi sebebiyle batıdaki büyük illere göç etmektedir.  Yatırım ve işletme sermayesi yetersizliği ildeki özel sektörler için diğer bir önemli sorundur.   Sermaye göçü il genelinde orta ve büyük ölçekte işletmelerin kurulmasının önünde büyük bir engel teşkil etmektedir.  Bölgede yatırım yapma gücüne sahip işadamlarının, terör sorunu ve ilin küçük hacimli ekonomisinden dolayı mevcut sermaye birikimlerini batıdaki büyük illerde değerlendirmeleri sermayenin ilden gitmesinin önemli nedenleri arasında gösterilebilir. Ortak iş yapma kültürünün yeterince gelişmemesi yetersiz sermayeye çare olabilecek bir yapının gelişmesini de engellemektedir. Birçok girişimci kâra geçebilme aşamasına erişinceye kadar gerekli olacak işletme sermayesini temin edememesi başarılı olabilecek iyi iş fikrine sahip birçok işletmenin ilde başarısız olmasının ana sebeplerinden biridir.  En kötü alış-veriş bilançosuna göre hesaplanmış gerekli işletim sermayesine sahip olma, firmaların başlangıçta ayakta kalıp kâra geçebilmeleri açısından en kritik öğedir. İşletme sermayesindeki yetersizlik çoğu zaman ürün kalitesinden ödünle beraber birçok işletmenin gelir ve giderinin eşitlenerek kara geçmesini simgeleyen başa baş noktasına erişmek için gerekli zaman zarfındaki işletme harcamalarını karşılayamayarak iflas etmelerine neden olan unsur olarak öne çıkmaktadır (Arslan, 2017a:66-67 ve 71).




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —