Yazılı basın açıklamasında bulunan Koçyiğit, şu ifadeleri kullandı; Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde önemli sorun alanlarından birisidir. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sorunların tüm boyutlarıyla araştırılması, hükümetin ve kamu kurumlarının bu konudaki sorumluluklarının ele alınması, cinsiyetçi tutum ve anlayışların toplum ve siyasetten tasfiye edilmesi ve buna yönelik gerekli yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla Anayasa´nın 98´inci ve İçtüzüğün 104´üncü ve 105´inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederim.
Gerekçe; Kadına yönelik şiddet; coğrafya, ekonomik gelişmişlik, eğitim, kültürel farklılık düzeyine bakmaksızın dünyada tüm ülkelerde görülen yaygın bir sorundur. Kadına yönelik şiddet denilince akla sadece fiziksel şiddet gelmektedir. Oysa şiddet çok boyutludur. Fiziksel, psikolojik, ekonomik, sosyal, cinsel şekilde şiddet türleri vardır. Toplumun şiddete bakış acısı her ne kadar fiziksel şiddet ile sınırlı olsa da, Türkiye kadınlar şiddetin her türlüsüne maruz kalmaktadır. Türkiye´de kadınlar yaşamın her alanında erkek şiddetine, tecavüzüne, tacizine ve hakaretine uğramaktadır. Kadınların her gün karşı karşıya kaldığı şiddet ve hak ihlalleri kadın örgütlerinin raporlarına ve uluslararası izleme heyeti verilerine de yansımaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu´nun verilerine göre, 2018 yılında 336 kadın erkek tarafından öldürülmüştür. Platformunun Ekim ayı verilerinde öldürülen 34 kadından 13´nün şüpheli ölüm olarak kaydedildiği, 7 kadının ölüm nedenin tespit edilemediği ve 9 kadının ise kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldüğü bilgisine yer vermiştir. Bu veriler bize, kadınlara yönelik şiddetle kararlı bir şekilde mücadele yürütülmediğini ve kadınları koruyan etkin politikaların hayata geçirilmediğini göstermektedir.
Kadına yönelik her türlü şiddetin ve kadın cinayetlerinin bu kadar yaygın olmasının temel nedeni toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve bu eşitsizliği besleyen politikalardır. Dünya Ekonomi Forumu 2017 Cinsiyet Eşitliği Uçurumu raporunda, Türkiye 144 ülke arasında (0,625 puanla) 131. Sırada yer almıştır. Yine bu rapora göre, Türkiye şu anki gelişme hızıyla devam ederse cinsiyet eşitliğindeki uçurumun kapanması için 217 yıl geçmesi gerektiğini belirtmiştir. Cinsiyet eşitsizliği aynı zamanda kadınları iş yaşamından da uzaklaştırmaktadır. Bahçe şehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi´nin (BETAM) araştırmasına göre; kadınlar evlilik ve aile bakımını üstlenmek için çalışma hayatından ayırılmak zorunda kaldığı ve 2016 yılı verilerinin kullanıldığı araştırmada, kadınlar yüzde 61.8 oranında işgücüne dâhil edilmediğini görülmüştür. Hükümet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıracak politikalar ve çalışmalar yapmak yerine, bu eşitsizliği derinleştiren söylem ve politikalar geliştirmektedir. Daha birkaç gün önce Necmettin Erbakan Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Karalı gibi eğitimciler ?İyi bir ev hanımı olmak bakan olmaktan iyidir. Seçimlerde kadınlara oy vermeyeceğim.? Şeklinde açıklamalarda bulunmuştur. Daha önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan ?Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum.? Şeklinde açıklamaları olmuştur. Bunlar Türkiye´de var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği devletin en üst yönetiminde olanlar tarafından söylemleriyle sürdürülmektedir. Böylece kadınlar kamusal ve siyasal alandan dışlanmakta, toplumsal ve ekonomik yaşamdan koparılmaktadır.
Kadına yönelik tüm şiddet türleri, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet kapsamına girmektedir. Bunları besleyen söylem ve politikalar şiddet uygulayan erkeği cesaretlendirmektedir. Erkeklerin kadına karşı işledikleri suçlar çoğu zaman cezasızlıkla sonuçlanmaktadır. 6284 Sayılı Koruma Kanunu ve İstanbul Sözleşmesinin etkin bir şekilde hayata geçmesi cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadına yönelik şiddetle mücadele açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak Hükümet, cinsiyet eşitsizlik ortadan kaldıracak ve kadına yönelik şiddet ile etkin mücadele bir yana, bu şiddeti meşrulaştıran, çözümsüzlüğü derinleştiren politikalarda ısrar etmektedir. Tüm bunlardan hareketle, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sorunların tüm boyutlarıyla araştırılması, hükümetin ve kamu kurumlarının bu konudaki sorumluluklarının ele alınması, cinsiyetçi tutum ve anlayışların toplum ve siyasetten tasfiye edilmesi ve buna yönelik gerekli yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla araştırmaya açılması elzemdir.?