Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi. Adem Palabıyık, ?Marketler, Ürün Fiyatları ve Denetimsizlik´ konusunu ele aldı. Piyasada ki ekonomik dengesizliğe yönelik analizlerde bulunan Palabıyık, ?Kıymetli okurlar, Başkanımız sayın Erdoğan´ın günlerdir mücadele ettiği stokçuluk ve zam haberleri ile alakalı olarak en azından bilerek yapılan yanlışları düzeltme bağlamında yazıların kaleme alınması artık farz oldu.
Çünkü bazı mekânlarda satılan malların fiyatlarını görünce, nasıl bu hale geldiğimizi sorgulamak bizlerin görevi olmalıdır. Özellikle AVM diye tabir edilen mekânlarda suyun bile fiyatındaki fahiş oranlar, alım gücü düşük olan aileler için kâbus haline dönüşmüş durumdadır. Almayı bir kenara bırakalım, o fiyatların üzerinde olduğu etiketi gören vatandaşlar malların yanına yaklaşamamaya başladı. O halde buna bir çare bulmak gerekmiyor mu? Siyasi olarak en tepeden yapılan çağrıya Muş ilindeki hangi bürokratik statünün cevap vereceği dahi belli değil. Bu belirsizlik çok acı bir durum çünkü alım gücü düşük ailelerin hali içler acısı durumdadır. Hatta çoğu aile geriye kalan ürünleri almak için akşam pazarını beklemektedir? dedi.
?ACABA BU DENETİMLER MUŞ´TA YAPILIRSA SONUÇLARI NELER OLUR??
?Geçenlerde yayınlanan bir habere göre yerel üretim olan metalarda etiketin yanına bir logo yerleştirilecekmiş ve bu logoya göre denetimler yapılacakmış? diye ifade eden Palabıyık, şunları söyledi: ?Logoların olduğu malların anlık fiyatı ile birkaç ay öncesinin fiyatı arasında ciddi bir artışın olduğu tespit edilirse o markete cezalar yüklü miktarda kesilecekmiş. Bu pratiğin örneğini televizyonlarda gördük. Yapılan kontroller neticesinde ciddi bir fiyat artışının olmaması denetimi yapılan markete nefes aldırmıştı. Acaba bu denetimler Muş´ta yapılırsa sonuçları neler olur? Kanaatime göre Muş ilinde dolar-euro sürecinden önce önemli bir artış gündeme gelmemişti lakin bu olaydan sonra fiyatlar anormal bir biçimde arttı. Hatta öyle gelişmeler oldu ki, bazen fiyatları görünce bizler de şaşırdık. Örneğin bir markette bir markanın 1,5 litre suyu 1,25 TL iken diğer markette aynı marka ve litre suyun fiyatı 2,25 TL´ye yükseltilmişti. Bunun gibi birden fazla örnek mevcuttur. En basit örnek olarak verdiğimiz suyun bu hale gelmesi bile işin hangi boyutlara geldiği göstermektedir. İşin diğer garip yanı ise bu ürünlerin ülkemizde üretildiği gerçeğidir. İthal edilmeyen bir ürün olmaması nedeniyle fiyatında ciddi bir artış olmaması gereken ürünler dahil yüksek fiyatla tüketiciye sunuluyorsa muhakkak denetimlerin yapılması gerekiyor. Hatta gerekirse, ürün fabrikası ile iletişime geçip fiyat aralığı istenmeli ve süreç böyle denetlenmelidir.
?ÜLKEMİZDE ÜRETİMİ OLAN MALLARIN FİYATLARINDAKİ ARTIŞLARIN KONTROL ALTINA ALINMASI OLDUKÇA ÖNEMLİDİR?
İlimizde kontrol edilmeyecek oranda market sayısı mevcut değil, sayıları az olduğu için kolaylıkla denetlenebilir. Bu denetlemeyi yapacak olan kurumun adının belirlenmesi de zor bir iş değildir. Halkın canı okunmadan önce tedbir almak hem resmi hem de vicdani olarak bu kurumların sorumluluğundadır. Görmek istemedikleri manzaralarla karşılaşmak istenmiyorsa bir an evvel denetimlere başlanmalıdır. Ülkemizde üretimi olan malların fiyatlarındaki artışların kontrol altına alınması oldukça önemlidir. Rahmetli Başbakanlardan Bülent Ecevit döneminde ortaya çıkan durumların yaşanmaması için şimdiden bu tedbirler alınmasını faydalı görüyorum. Özellikle stokçuluğun arttığı günlerde buna izin verilmemesi ve biriktirilen malların piyasaya sürülmemesinden dolayı yaşanan sıkıntıların önüne geçilmesi, başka siyasi alanlara da prim vermeyecektir. Piyasada yok denilerek yahut sebepleri dolar kuruna bağlanarak fiyatların yükseltilmesi haksız kazancı beraberinde getirmektedir. Özellikle dolara endeksli olan yakıt giderinden dolayı fiyatlarda yaşanan artış normal karşılanabilirken, yakıt mevzusu ile alakası bulunmayan mallarda dahi fahiş fiyat artışı önlenmelidir. Günümüzde hangi esnafa sorsak ?aracıların çok kazandığı? gibi bir ifade peyda olmaktadır. Aracılar ile görüşüldüğünde ise ?kazanmadıklarını? ifade etmektedirler. Peki insanın aklına şu soru gelmez mi; Sen kazanmıyorsan, marketçi kazanmıyorsa, üretici kazanmıyorsa bu iş neden yapılıyor? Devam edeceğiz?