Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SOSPOL) ve Muş Belediyesi işbirliği ile Fuat Sezgin Derslikleri 102 nolu salonda düzenlenen seminere, Muş Belediye Başkanı Feyat Asya ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mustafa Alican ile çok sayıda akademik personeli ve öğrenci dinleyici olarak katıldı.
Çeşitli bölümlerde öğrenim gören öğrencilere sosyal bilimlerin doğası ve tarihi hakkında bilgiler aktararak, mutlaka bir misyon ve vizyon sahibi olmaları gerektiğini öğütleyen Prof. Dr. Kayalı, sosyal bilim yapabilmenin imkânlarının bilgi ve merak ile genişleyeceğini belirtti. Prof. Dr. Kayalı şöyle konuştu: ?Olaya şuradan başlamak daha iyi: Türkiye´de sosyal bilim yapmanın merkezinde olan şey, uzmanlaşmaya verilen aşırı önemdir. Önceki dönemlerde bilim dalları, kendilerinin merkezde olduğuna inanarak bilim yapmaya çalışırlardı. Örneğin sosyologlar, işin merkezine sosyolojiyi; felsefeciler, işin merkezine felsefeyi yerleştirirken, tarihçiler de tarih bilimini olayların merkezine yerleştirmeye çalışıyordu. Lakin belirli bir zamandan sonra yüksek lisans ve doktoraların illa aynı alanda olmama koşulu sağlanınca, sosyal bilim yapmanın olanakları da çeşitlendi ve arttı.
Ahmet Mithat Efendi oğluna şunları ifade etmiştir: ?Sen bir konuyu öğrenmek yerine birkaç konuyu yarım yamalak öğren ama kendi evladına vasiyet et ki bir konuyu derinlemesine öğrensin ve uzmanlaşsın.´ Ahmet Mithat Efendinin söylediklerini günümüz Türkiye´sine entegre etmeye çalışırsanız, günümüzü analiz edebilirisiniz. Bu hikâye bizim eski dönem entelektüellerimizde oluşan bir vakadır.
?BANA GÖRE BAZI ENTELEKTÜELLERİN ARAFTA OLDUĞU İFADE EDİLEBİLİR?
Bir de bilim denilen olgunun ve entelektüel olmanın sadece akademide olacağına dair bir görüş vardır. Hâlbuki akademide entelektüel olur mu sorununu da tartışmak gerekmektedir. Bana göre bazı entelektüellerin arafta olduğu ifade edilebilir. Fakat baktığınızda araftaki entelektüellerin, akademideki entelektüellerden daha kaliteli ve iyi olduğunu görebilirsiniz.?
Araftaki entelektüeller ile akademideki entelektüeller arasındaki temel farkın akademi entelektüellerinin akademi sebebiyle memurlaşmaları şeklinde ifade eden Prof. Dr. Kayalı, akademinin, bireyi kalıba sokma ve şekillendirme çabasında olduğunu söyledi. Bu bağlamda Sezai Karakoç´u örnek gösteren Prof. Dr. Kayalı, Karakoç´un akademide olması hâlinde, kendisinin ve eserlerinin önüne ciddi engeller çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğunu öne sürdü.
Tarih öğrencilerinin Braudel, sosyoloji öğrencilerinin Giddens okumaları yaptıklarından bahseden Prof. Dr. Kayalı, sadece isimlerden değil okunan kaynaklardan da yorum farkına gidebileceğini söyledi. Mekân bağlamında yapılan okumaların farklılaşabileceğini, bu okumaların dahi, tarihin yahut sosyolojinin yorumlanmasında farklılığa sebep olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kayalı, Bu okumaların ve isimlerin zaman aralığına göre de değişebileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Kayalı sözlerini şöyle sürdürdü: ?Kemal Karpat Türkiye´ye geliyor. Türkiye´de o kadar bilinmiyordu. Karpat, tarihçi ve siyaset bilimci olarak bizim kuşak tarafından pek bilinmez ama sizin kuşakta tarih okuyanların bilmemesi mümkün değildir. Hakeza Halil İnalcık da böyledir. İnalcık, 1970´lerde çok fazla gündemde değildi. Çok daha sonra gündeme geldi, önemsendi. Çok üretken olması, popülerleştirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Geç fark edildi. Tarih de sosyoloji de Türkiye´de çok geç dönemde anlaşıldı. Sosyoloji bilimini okuduğunuz zaman Türkiye´nin sorunlarından bağımsız, Batı merkezli bir okuma yapıldığını görebilirsiniz. Böylece sosyolog olunca Türkiye´nin sorunlarını tahlil ederken toplumsal problemleri anlamada bazı sıkıntılar ile karışılabilirsiniz.?
Seminerin ardından geçilen tartışma faslında öğrencilerden gelen ideoloji ve siyaset ilişkisi üzerine soruları yanıtlayan Prof. Dr. Kayalı, seminerdeki sıcak ve samimi havadan ötürü dinleyicilere teşekkür ederek konuşmasını bitirdi. Belediye Başkanı Feyat Asya, kısa bir teşekkür konuşmasının ardından Prof. Dr. Kayalı´ya hediye takdim etti. SOSPOL Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Âdem Palabıyık´ın elinden katılım belgesini alan Prof. Dr. Kayalı´ya, SOSPOL Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Melik Taş da hediye takdim etti.
Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı, seminerin ardından tarih bölümündeki öğrenciler ile Kemal Tahir üzerine konuşmak için yeniden bir araya geldi. Prof. Dr. Kayalı, Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bahattin Çatma´nın koordinatörlüğünde ve öğrencilerin yoğun ilgisi ile oldukça verimli geçen etkinliğin ardından külliyeden ayrıldı.