Menü Muş Şark Haber
Tarih: 23.07.2018 18:12
MUŞ İLİNDE ULAŞIM GÜZERGÂHLARI İÇİN BİR DOĞAL TEHLİKE KAYNAĞI OLARAK HEYELANLAR

MUŞ İLİNDE ULAŞIM GÜZERGÂHLARI İÇİN BİR DOĞAL TEHLİKE KAYNAĞI OLARAK HEYELANLAR

Facebook Twitter Linked-in

Muş Alparslan Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İskender Dölek´in çalışmaları yayınlandı.

Dölek, sözlerini şöyle sürdürdü: ?Kütle hareketlerinin neden olduğu doğrudan veya dolaylı kayıplar dikkate alındığında, koruyucu önlemler ve zararları azaltmaya yönelik uygulamalar, mevcut ve potansiyel kütle hareketlerinin alansal dağılım bilgisini gerektirmektedir. Bu amaçla bu çalışmada Muş ilinde ulaşım güzergahları için tehlike2 oluşturan ve/vaya oluşturabilecek heyelanların belirlenmesi amacıyla 2000 nin üzerinde heyelan saha gözlemleri ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak haritalanarak ile ait heyelan envanter haritası oluşturulmuştur (Şekil ). Haritalanan heyelanlar, aktif, paleo heyelan, krip, kayma gibi tip ve aktivitelerine göre gruplandırlarak ulaşım güzergahları ile olan etkileşimleri ortaya konulmaya çalışılmıştır (Şekil ).

Elde edilen verilerin ildeki birçok kurum tarafından planlama çalışmalarında kullanılabileceği düşünülmektedir.

VERİ VE YÖNTEM

Bu çalışmada Muş ili sınırları içerisinde kalan ulaşım güzergahları için tehlike kaynağı olabilecek heyelanlar değerlendirilmiştir. Ulaşım güzergahlarına iat sayısal haritaların üretilmesin de Muş il özel idaresine ait, 1/25000 ölçekli ulaşım ağı haritasından yararlanılmıştır. Kağıt harita yüksek çözünürlükte taranarak bilgisyara ortamına aktarılmış, koordinat ataması yapılarak ekran sayısallaştırması yolu ile diğer verilerle kullanılabilecek şekle dönüştürülmüştür. MTA tarafından üretilen 1:500000 ölçekli heyelan envanter haritasının ekran sayısallaştırması yoluyla CBS ortamına aktarılması, bu haritaya uzaktan algılama (UA) yöntemleri ve saha çalışmaları ile belirle nen daha küçük heyelanların da işlenmesi ile bu çalışmada kulanılan heyelan envanter haritası üretil miştir. Heyelanlara ait değerlendirmeler için yükselti, eğim, bakı, topografif rolief gibi haritalarının üretilmesinde altlık olarak 1:25000 ölçekli topoğrafik paftalardan elde edilen yersel çözünürlüğü 30m olan Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) kullanılmıştır.

CBS ortamına aktarılan heyelan envanter ve ulaşım ağı haritaları kesiştirilerek (intersec) ara bir karita üretilmiştir. Bu ara haritadan yararlanarak heyelanların yol ağında kestiği yerler belirlene rek değerlendirmeler yapılmıştır.

ÇALIŞMA SAHASININ GENEL COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Muş ili, Doğu Anadolu Bölgesi´nin Yukarı Murat-Van Bölümü´nde yer almaktadır. İlin kuzeydoğusun da Ağrı, Güneydoğusunda Bitlis, batısında Bingöl, kuzeyinde Erzurum, güney batısında Diyarbakır ve güneyinde Batman illeri yer almaktadır.

Muş il sınırları içerisinde Paleozoikten Kuaternere kadar uzanan zaman dilimine ait çok farklı kayaç türlerine rastlanılması ilin yeraldığı sahada çok farklı jeolojik ve jeomorfolojik süreçlerin etkili olduğunu göstermektedir. Palezoik´e ait gnays, mikaşist, mermer, granit gibi kayaçlar en yaşlı kaya birimlerini oluşturmaktadır. Bu kayaç grubu Toros Dağlarının güneydoğusunu oluşturan Bitlis Dağları olarak adlandırılan kütleyi meydana getirmektedir. Muş ovasının kuzey kesimini sınırlandıran dağlık sahanın batısını Şerafettin Dağları oluşturmaktadır. Tersiyer yaşlı çökel kayalar ile volkaniklerden meydana gelen Şerafettin Dağlarının doğuya doğru uzantısı, Elçiler Dağı olarak adlandırılmaktadır. Murat Vadisi ile Elçiler ve Şerafettin Dağları birbirinden ayrılır (Atalay,1983).

İl sınırları içerisinde önemli jeomorfolojik birimlerden biri olan Muş ovasında en eski kaya birimi Pleyistosen yaşlıdır (Şaroğlu,1981). Ova daha çok kum ve çakıllardan oluşan çok kalın bir alüvyon örtüsü ile kaplıdır. Bu örtünün kalınlığı yer yer 400-600 m. yi bulmaktadır. Muş ovası Doğu Anadolu´nun Iğdır Ovası´ndan sonra ikinci büyük ovasıdır. DKD-BGB uzanımlı uzunluğu yaklaşık 96 km genişliği ise yaklaşık 18 km olan enine dar ve uzun eksenli bir düzlük niteliğindedir. Havza tektonik kökenli deformasyonlar sonucunda meydana gelmiştir. Kuzeyde yer alan kıvrımlardan Şerafettin Dağı bir antiklinoryuma, Muş Havzası´da doğuya doğru dalımlı bir senklinoryuma karşılık gelmekte, bu şekliyle Muş Havzası dağ arası havza olarak adlandırılmak tadır (Şaroğlu,1985).

Güneyde Bitlis Dağları ile sınırlandırılan yapı, kuzeyde Bingöl Yanardağı ve Hamurpet Yükselimi ile Hınıs Havzası´ndan, Nemrut Volkanı ile de Ahlat-Adilcevaz-Van gölü havzalarından ayrılmaktadır (Şaroğlu,1985). Bulanık, Liz, Malazgirt ovaları il il sınırları içerisinde kalan diğer ovalardır.

Muş ovası Karasu ve Murat nehirleri tarafından drene edilmektedir. Güroymak yakınlarından kaynağını alan Karasu nehri Bozbulut Köyü yakınlarında Murat nehri ile birleşir. Hem Murat, hemde Karasu nehirleri ova yüzeyini katederken çok belirgin bir şekilde menderesler çizerek akarlar. Her iki akarsuyun vadisi içerisinde çok sayıda eski mendereslere rastlamak mümkündür. Murat ırmağı ovanın güney batısında bir yarma vadiyi takip ederek ovayı terkeder.

Muş ilinde yükselti değerleri 916-3090 m arasında değişirken, ortalama yükselti yaklaşık 1692 m´dir. Bu ortalama değer Doğu Anadolu Bölgesinin 1829 m. olan ortalama yükseltisinden az ama Türkiye ortalamasından fazladır3.

Batıda yer alan Şerafettin Dağları´nın ortalama yükseltisi 2400-2500 m arasında değişmekte olup, yükseltisi batıdan doğuya doğru azalmaktadır (Avci, 2014). Dağlık kütle üzerinde yer alan platolarda dağ çayırları doğal bitki örtüsünü oluşturmaktadır. Dağın yüksek bölümlerinde ise yaylacılık faaliyetleri önem kazanmaktadır. Şerafettin ve Bingöl Dağları´ndaki yaylalar bölgede geçimini hayvancılık faaliyetleri ile sürdüren ve göçebe olarak yaşayan aşiretler için oldukça önemli alanlardır (Tonbul,1990).

 

Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmasına rağmen geniş ve kütlevi bir yapıya sahiptir. Etrafındaki denizlerin derin kollar halinde iç kısımlara sokulamayışı ve kıyıların hemen gerisinde yükselen dağlar denizel etkilerin birçok yerde iç kısımlara kolaylıkla girmesine izin vermez (Koçman,1993). Bu durum iklim özellikleri üzerinde kendini belirgin bir şekilde hissettirir. Bu nedenle Ülkemizin iç kısımlarında karasal iklim özellikleri görülür. Erinç (1969) tarafından Muş ili ve yakın çevresi, şiddetli kontinental, donlu, soğuk ve uzun kışlar ile karakterize edilen ?Doğu Anadolu? iklim tipine dâhil edilmiştir. Yükseltinin artması ve yükselti artışına bağlı olarak havada su baharı miktarının azalması ile sıcaklık mevsimler arasında büyük değişmeler göstermek tedir (Erinç,1969). Özellikle Muş´ta yıllık ortalama sıcaklıklar arasındaki fark 32,6 °C yi bulmak tadır (Koçman,1993). Sezer formülünün uygulanması ile elde edilen karasallık derecelerini gösteren çalışmada ise Muş ilinde karasallık derecesi % 42,4 olarak belirtilmektedir. Bu değer aynı zamanda Türkiye´de en yüksek karasallık derecesini de ifade etmektedir (Koçman,1993).

Bölgenin hem yüksek ve hem de Anadolu´nun iç kısmında bulunması, karasallığın etkin bir biçimde belirmesine ve yaz aylarında sıcaklığın artmasına, kış aylarında da aşırı soğumaya sebep olmaktadır (Atalay, 1983). Meteorolojik verilere göre (2017) karla örtülü gün sayısı 100,6 gün, donlu gün sayısı ise 145 güne ulaşmaktadır. Muş Doğu Anadolu Bölgesindeki birçok yere göre daha fazla yağış almaktadır. Ortalama yağış miktarı yaklaşık 768 mm´dir. Bu yağışın büyük bir bölümü ilkbaharda düşmektedir.4

İlkbahar yağışlarının büyük bir bölümüde sağanak yağışlar şeklindedir5. Meteoroloji Genel Müdürlüğüne ait verileri kullanarak oluşturulan Muş iline ait yağış haritasında (Şekil 3), Muş Ovası´ndan kuzey ve güneye doğru gidildikçe yağış miktarının belirgin bir şekilde değiştiği gözlenmektedir. Ovanın kuzeydoğusunda kalan kesimde (Malazgirt, Bulanık) yağış miktarı 450 mm ye kadar düşerken, ovayı güneyden sınırlandıran Karaçavuş ve Bitlis Dağları olarak ifade edilen kütleler üzerinde yağış miktarı 1050 mm ye kadar çıkmaktadır (Şekil 2).

 

4. MUŞ İL SINIRLARI İÇERİSİNDE YERALAN HEYELANLAR

Heyelanlar, etkiledikleri yerleşim alanlarında can ve mal kayıplarına yol açmakla birlikte, kara ve demir yolları, tarımsal ve ormanlık alanlar gibi ekonomik değeri olan alanlarda da hasar ve kayıplara neden olabilmektedirler. Ayrıca akarsuların kalitesi üzerinde olumsuz etki yaratabilen heyelanlar, kentleşme ve doğal çevrenin korunması, toplumun yaşam kalitesi gibi sosyo-ekonomik hususlarda da sorunlara neden olabilmekte dir (Schuster ve Fleming,1986). Bununla birlikte, heyelan zararları çoğu kez, heyelanları tetikleyen en önemli faktörlerden biri olan deprem ve aşırı yağış süreçleri içerisinde yanlış bir şekilde

 

değerlendirilmekte ve bunun sonucunda heyelan zararlarının boyutları, tahmin edilenden ve/veya var olandan, daha düşük olarak değerlendirilmek tedir (Schuster,1996).

Kayaç, moloz ve toprak malzemelerin veya bunların karışımının, yerçekimi etkisi ile aşağı yönde hareketi olarak tanımlanabilir (Cruden ve Varnes 1996). Heyelanlar; jeolojik , jeomorfolojik ve iklimsel etkenler ve süreçler ile insanların çeşitli etkinliklerine bağlı olarak da gelişebilmekte; doğal ve insan etkisiyle tetiklenebilmektedirler6.

Ülkemizde ise, doğal afet kaynaklı kayıplar dikkate alındığında, depremlerden sonra en fazla can ve mal kaybına yol açan afetin kütle hareketleri olduğu bilinmektedir (Ildır, 1995). Son yüz yılda, dünyada yaşanan hızlı nüfus artışının bir sonucu olarak, şehirler ve çevrlerinde hızlı ve plansız gelişime bağlı olarak, yeni yerleşim alanlarına duyulan gereksinim artmaktadır. Engebeli ve dağlık bölgelerde oluşturulan yeni kent ve yerleşim alanlarında insanoğlu ve kütle hareketlerine bağlı afetlerle doğrudan etkileşim içerisine girmektedir. Sonuç olarak, kütle hareketlerine ilişkin can kayıpları ve ekonomik zararlar her geçen gün artmaktadır.

Kütle hareketlerinin oluşumu, tipleri ve dağılımı mekandaki tetikleyici ve hazırlayıcı koşulların karasteristiklerine bağlıdır (Guzzetti vd., 2007). Heyelan dağılımını ve bu dağılımın dese ni tetikleyici koşulun büyüklüğüne ve sahanın jeolojik (zemin özellikleri, eklem yoğunluğu, tabaka doğrultu ve eğimi vb.), jeomorfolojik, hidrolojik ve topoğrafik koşulların tarafından kontrol edilir. Genel olarak bu doğal koşullar bölgesel olarak farklılıklar göstermektedirler.

Kütle hareketlerinin neden olduğu doğrudan veya dolaylı kayıplar dikkate alındığında, koruyucu önlemler ve zararları indirgemeye yönelik uygulamalar, mevcut ve potansiyel kütle hareketlerinin alansal dağılım bilgisini gerektirmektedir. Bu amaçla, farklı yöntemler kullanılarak kütle hareketlerini içeren envanter haritalarının oluşturulması önemlidir (Van Westen vd., 2005; Görüm vd., 2011). Envanter haritalarından yararlanılarak heyelanların, topoğrafya, jeoloji, arazi örtüsü gibi hem doğal hemde beşeri unsurlarla olan ilgileri ortaya konulabilir.

Farklı aktivite, tip ve boyutlarda olan kütle hareketleri genellikle kayma türünde heyelanlardan oluşur (MTA, 2010). Bu çalışmada heyelanların belirlenmesinde MTA tarafından oluşturulan 1/500000 lük heyelan envanter haritası da kullanılmıştır. Bu envanter haritasında haritalalnan envanter sayısı yaklaşık 800 civarında iken farklı dönemlerde gerçekleştirilen saha çalışmaları ile tespit edilen heyelanlarla, uzaktan algılama yöntemleri ile çalışma sahası içerisinde tespit edilebilen heyelan sayısı 2000 nin üzerindedir.

İl sınırları içerisinde gelişmiş heyelanların dağılımı değerlendirildiğinde;heyelanların belirli alanlarda yoğunlaştığı görülür. Bu kümelenmede en dikkat çeken alanlardan biri Korkut ilçesinin kuzeyinde yer alan sahadır. Bu alanın bu şekilde karektersitk bir özellik kazanmasında MTA (2008) tarafından aktif bir bindirme fayı olarak haritalanmış Muş Fay Zonu önemli bir etkendir. Özellikle bu fay zonunun tavan bloğunda yer alan heyelanların büyük bir kısmı halen aktif heyelanlardır (Şekil 3,5).

Kütle hareketlerinin büyük bir çoğunluğu ani kar erimeleri ve bahar dönemindeki yoğun yağışlarla tetiklenmektedir. Buna karşın Muş Fay Zonu olarak bilinen ve MTA tarafından haritalan bindirme bileşenli fayın ve Kuzey Anadolu Fay Zonu´nun devamı olan kollarda (Varto ilçesi ve yakın çevresi) heyelanların yoğunlaşması tektoniğin kütle hareketeri üzrindeki etkisini işaret ettiği gibi gelecekte bu alanlarda sadece hidro-meteorolojik koşulların değil depremlerin de bu tip haraketleri tetikleyebileceğini ifade eder. Dolayısıyla bu alanlarda sadece depremin kendisi değil onun ikincil olarak neden olacağı doğal afetler de dikkate alınmalıdır (Görüm,2016).

Çalışma sahasında ki heyelanlar alansal olarak değerlendirildiğinde alansal bakımdan büyük heyelanların Varto ilçesi ve Konukbekler Köyü´nün kuzeyinde yer aldığı görülmektedir. Farklı dönemlerde gerçekleştirilen saha çalışmalarında bu heyelanların bir çoğunun daha eski heyelan kütlelerinin içerisinde yeniden hareketlenen kütleler olduğu belirlenmiştir . Genellikle derin hareketler olan (kayma düzleminin derinliği 5>) bu heyelanların belirli litolojik ve yapısal zonlarda dağılım gösterdiği gözlenmektedir (Görüm,2016).

 

İl sınırları içerisinde gerçekleşmiş heyelanlar litolojik bakımdan en fazla Alt Miyosen yaşlı karasal kırıntılılar ve karbonatlı kayaçlarda gelişmişlerdir. Toplam heyelan oranı %16 olan bu birimden sonra en fazla heyelan içeren birimler sırasıyla; Üst Miosen yaşlı bazaltlar (%14), Alt Pliyosen yaşlı karasal kırıntılılar (%14) ve Üst Miyosen yaşlı piroklastik kayalardır (%11) (Görüm, 2016).

Litolojik birimlerin heyelan sayıları Grafik1´de detaylı olarak verilmiştir. Heyelanların sayısal olarak yarıya yakın kısmı Kumtası-Çamurtaşı-Kireçtaşından meydana gelen litolojik birimlerde gelişmiştir. Kireçtaşları içerisinde gelişen heyelan sayısı 275 adettir. Çakıltaşı-Kumtaşı-Çamurtaşı formasyonu içerisinde gelişen heyelan sayısı 165 dir. Sahada özellikle az pekişmiş ve karbonatlı birimlerin heyelana daha fazla duyarlı olduğu bu dağılıma bakılarak söylenebilir. Topoğrafik bakımdan yeterli eğim koşullarının olduğu ve söz konusu litolojik birimlerde yükselen heyelan oranları bölgede genel olarak 5°-25° derece eğim değerleri arasında yoğunlaşır (Grafik 2). 10° -15° eğim aralığı heyelan sayısının en fazla olduğu eğim değerleridir. 30° daha yüksek eğim de ğerlerin de heyelan sayısı belirgin bir şekilde azalmaktadır.Heyelan sayısı azalsada bu eğim aralığınında kaya düşmesi gibi farklı kütle hareketleri bakımından potansiyel tehlike alanları olarak düşünülebilir.

 

Muş il sınırları içerisinde kalan heyelan sayılarının yükselti asmaklarına göre dağılımında ise dikkat çeken özellik1400 metre ile 2254 metre aralığında heyelanların büyük bir bölümünün toplanmış olmasıdır. Litolojik özellikler yanında, yağış miktarı, çözülme süreçleri gibi faktörler bu dağılışta etkili olan başlıca unsurlardır.

5. YOL AĞI VE HEYELANLAR

Muş ili, Doğu Anadolu Bölgesi´nin Yukarı Murat-Van Bölümü´nde yer almaktadır. İlin kuzeydoğusun da Ağrı, Güneydoğusunda Bitlis, batısında Bingöl, kuzeyinde Erzurum, güney batısında Diyarbakır ve güneyin de Batman illeri yeralmaktadır. Devlet yolu olarak adlandırdığımız yol ağı ile bu illere bağlantısı sağlanırken, il yolu ağı olarak adlandırılan yol ağı ile (köy yolu,il yolu, cadde, sokak, bulvar) 365 köy ve yaklaşık 200 civarında mezra il sınırları içerisinde birbirine bağlanmaktadır.

İl sınırları içerisinde kalan Devlet yolunun uzunluğu yaklaşık 49 km dir. İl ve köy yollarının uzunluğunun toplam uzunluğu yaklaşık 2281 kmdir (Grafik,4). Muş il sınırları içerisnde kalan ait bütün yol gruplarının toplam uzunluğu ise yaklaşık olarak 2840 km dir. 2840 km lik yol ağı içerisin de yaklaşık 866.190 metrelik bölümü aktif heyelan tehlikesindedir. Bu değer toplam yol uzunluğu nun yaklaşık olarak %1,6 lık bölümüne

 

karşılık gelmektedir. Bu oran çok düşük gibi gelsede yol ağını heyelan tehlikesinden korumak için yapılacak mühendislik yapılarının birim maliyetleri düşünüldüğünde ortaya çok yüksek bir rakam çıkmaktadır7.

Muş ili gibi ekonomik anlamda ülkemizin en dezavantajlı illerinden birinde bu rakamlar dahada önem kazanmaktadır. Muş ili sınırları içerisinde yeralan Ağartı, Akçaarmut, Altuntaş, Aşağıgıcık, Bahçe, Bilek, Boyundüz, Buzlugöze, Dönertaş, Kuşluk, Oğlakkaya, Saftekinkaya, Yörecik köyleri heyelan tehlikesinden en fazla etkilenen yerleşmeleridir. 365 köyün 94 tanesine ait köy yolu aktif bir heyelan tehlikesi altındadır. Varto ilçesinin güneyi ile Korkut ilçesinin kuzeyi aktif heyelanlardan daha fazla etkilendikleri görülmektedir (Şekil 3,5). Korkut ilçesinin kuzeyinde kalan bölüümde Muş Fay Zonu olarak bilinen ve MTA tarafından haritalan bindirme bileşenli fayın ve Kuzey Anadolu Fay Zonu´nun devamı olan segmentlerinde (Varto ilçesi ve yakın çevresi) heyelanların yoğunlaşması(Şekil,3,4,5) tektoniğin kütle hareketleri üzrindeki etkisini işaret ettiği gibi gelecekte bu alanlarda sadece hidro-meteorolojik koşulların değil aynı zamanda Magnitüdü 5´ ten büyük depremlerin de bu tip haraketleri tetikleyebileceğini ifade edebiliriz.

 

İlde özellikle en fazla yağış ilbahar mevsiminde düşer. Bu mevsimde yağışlarla birlikte eriyen kar suları hidrolojik bilançoda belirgin bir artışın yaşanmasına neden olur. Zeminin su bakımından doygun bir hale gelmesine neden olur. Bu durumu il sınırları içerisinde gelişen heyelnalar için hazırlayıcı bir unsur olarak değerlendirilebilir. İlkbahar mevsiminde hidrolojik bilançodaki artışla birlikte gerçekleşen şiddetli yağışlar, söz konusu dönemlerde sığ heyelanların gelişimi üzerinde tetikleyici bir mekanizma olarak büyük bir etkiye sahiptir. Son birkaç yıllık özellikle ilkbahar mevsiminde gerçekleştirdiğimiz arazi çelışmaları ile ana ulaşım ağları ve bazı kırsal yerleşimlerin (Ağartı, Dumlusu gibi) doğrudan bu heyelanlardan etkilendiği gözlenmiştir. Bu kütle hereketlerinden bazıları çok sığ ve yavaş hareket eden tipde heyelanlarken bazılarının çok daha ani ve derin kaymalar şeklinde olduğu gözlenmiştir.

İl sınırları içerisinde yaklaşık 2000 adet heyelan haritalanmıştır. Bu heyelanların bir bölümünün deprem, yada şiddetli yağışlar gibi heyelanları tetikleyici doğal unsurlarla yeniden akti vite kazanması söz konusudur. Bunun örneklerini sahada görmek mümkündür. Doğal unsurlar yanında yamaç şev duyarlılığını bozacak insan etkinlikleride dikkate alındığında heyelan tehkikesin de olan yol uzunluğu artmaktadır. Aktif heyelan tehlikesinde olan 866.190 metrelik yol uzunluğu eski heyelanlarında aktivite kazanacağı dikkate alındığında heyelan tehlikesinde olan yol uzunluğu 2078 metreye ulaşmaktadır. Heyelan tehlikesi altında olan yollar içerisnde en fazla değer köy yolları içerisindedir. 1952 km olan toplam köy yollarının 706 metrelik bölümü heyelan tehlikesi altındadır. Muş il nüfusunun halen yarıdan fazlasının kırsal kesimde yaşadığı düşünüldüğünde, kırsal da yaşayan insanların, yaşam kaliteleri ve güvenlik açısından açısından bu yolların açık kalma sı önemlidir. Yılın büyük bölümü il genelinde hakim olan ağır kış şartları, yılın yaklaşık 6 aylık döneminde karın yerde kalması, altyapısı çok da iyi olmayan köy yollarında ulaşımı zorlaştırmakta dır. İlin

 

ortalam yükseltisinin fazla ve engebeli olması, yol yapım maliyetleri ile birlikte yol güzergahlarınıda belirili alanları takip etmeye zorlamaktadır.

 

5.SONUÇLAR

Muş ili sınırları içerisinde yeralan Ağartı, Akçaarmut, Altuntaş, Aşağıgıcık, Bahçe, Bilek, Boyundüz, Buzlugöze, Dönertaş, Kuşluk, Oğlakkaya, Saftekinkaya, Yörecik gibi 365 köyün 94 tanesine ait köy yolu aktif bir heyelan tehlikesi altındadır.

İl sınırları içerisinde kalan yaklaşık 2280 km´lik yolağının, 866.190 metrelik bölümü aktif bir heyelan tehlikesi ile karşıkarşıyadır. Eski heyelanlarda dikkate alındığında il sınırları heyelan tehlikesi altında olan yol uzunluğu yaklaşık 2076 metreyi bulmaktadır. Bu değerler küçük ve önem siz gibi gözüksede yolları heyelan tehlikesinden korumak için yapılacak mühendislik yapılarının birim maliyetleri düşünüldüğünde ortaya çok büyük rakamlar çıkmaktadır.

Muş ilinde hidro-meteorolojik koşullar ile birlikte heyelanlar ulaşım güzergahları için bir tehlike kaynağı olarak değerlendirilebilir. Belirli bölgelerde heyelan tehlikesinden dolayı ulaşım dönem dönem kesintiye uğramakta, yol güzergahları değiştirilmekte, mühendislik yapıları Şavaşcılar beldesinde olduğu gibi heyelan aktivitelerinden olumsuz etkilenebilmektedir.

Kütle hareketlerinin özellikle belirli litolojik birimlerde meydana geliyor olması bu alanlardan geçen yollar içinde yapım ve onarım aşamasında dikkat edilmesi gereken önemli unsur lardır.

Kütle hareketlerinin büyük bir çoğunluğu ani kar erimeleri ve bahar dönemindeki yoğun yağışlarla tetiklenmektedir. Buna karşın Muş Fay Zonu olarak bilinen ve MTA tarafından harita lanan bindirme bileşenli Fay ile Kuzey Anadolu Fay Zonu´nun devamı olan kollarda (Varto ilçesi nin kuzey ve güneyinde kalan bölümler) heyelanların yoğunlaşması tektoniğin kütle hareketeri üzerindeki etkisini göstermektedir.Bu alanlarda sadece hidro-meteorolojik koşulların değil deprem lerin de bu tip kütle haraketlerini tetikleyebileceğini düşünebiliriz. Dolayısıyla bu alanlarda sadece depremle birlikte aktivite kazanbilecek kütle hareketleri ile yolların tahrip olması beklenbilir.

Varto ilçesi ve çevresi, Korkut ilçesinin kuzeyi, özellikle Bilek, Ağartı, Çataklı, Buzlugöze, Hüseyinoğlu, Karaköy, Kızılağaç, Savaşçılar, Karaköy, Akçaarmut, Altuntaş, Aşgıcık, Bahçe, Bilek, Boyunduz, Buzlugöze, Dönertaş, Kuşluk, Oğlakkaya, Saftekinkaya, Yörecik Bulanık-Varto yolu ve Muş-Kulp yolu, önemli oranda heyelan tehlikesi taşımaktadır. Bu alanlarda daha detaylı etüdlerin ve önleme çalışmalarının yapılması gerekmektedir.




Orjinal Habere Git
MUŞ İLİNDE ULAŞIM GÜZERGÂHLARI İÇİN BİR DOĞAL TEHLİKE KAYNAĞI OLARAK HEYELANLAR
— HABER SONU —