MUŞ KARDEŞLİK PLATFORMUNDAN 103 AMİRAL’A TEPKİ
Muş’ta faaliyet gösteren çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından oluşturulan Muş Kardeşlik Platformu, 103 emekli amiral tarafından yayınlanan bildiriyi kınayan bir açıklama yaptı.
Muş Belediye meydanında toplanan Muş Kardeşlik Platformu üyeleri, 103 emekli amiral tarafından yayınlanan bildiri hakkında bir basın açıklaması yapılarak yayınlanan bildiri kınandı.
Topluluk adına basın açıklamasını okuyan Muş Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) teşkilat sorumlusu İsmail Arslan, açıklamasına İstiklal Marşının 7 kıtasını okuyarak başladı.
Arslan, açıklamasında bildiri yayınlayan 103 amiralin geçmişte yaşanan darbeleri ve darbe girişimlerini anısattığı belirterek: “4 Nisan 2021 tarihinde sabahın çok erken vakitlerinde bildiri yayınlayarak seçilmiş hükümete ve Cumhurbaşkanına sopa göstermeye kalkan 103 amiral, 15 Temmuz’u, 27 Nisan’ı, 28 Şubat’ı, 12 Eylül’ü ve 27 Mayıs’ı anımsatan görüntülerin yeniden canlandırılmasına sebep olmuştur. 15 Temmuz’dan 3 gün sonra 103 general ve amiralin gözaltına alındığını hatırladığımızda, 4 Nisan 2021 tarihinde 103 emekli amiralin ortak bildiri yayınlamış olmasının ne tür anlamlar içerdiğini anlamak zor olmasa gerektir. “Bizim çocuklar” denilen darbeciler yine sahaya sürülmüştür.
ABD, AB ve AB’nin şımarık çocuğu Yunanistan Mavi Vatan’da her gün yeni bir provokasyona imza atarken, Kıbrıs’ta haklarımız gasp edilir, Akdeniz’de yeraltı kaynaklarımız paylaşılırken, Libya açıklarında ticaret gemilerimize ve İsrail açıklarında uluslararası sularda Mavi Marmara’ya tam teçhizatlı askerler tarafından baskın yapılıp vatandaşlarımız katledilirken uslu uslu oturan amirallerin hangi saikle muhtıra yayınladıklarını artık tüm vatandaşlarımız bilmektedir.
“Son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler, haber ve tartışmalar ömrünü bu mesleğe adamış bizler için çok derin bir üzüntü kaynağı olmuştur.” diyerek timsah göz yaşları eşliğinde bildiri kaleme alanların demokrasi literatüründe yeri yoktur. Gezi eylemlerinde şahit olduğumuz türden taleplerle ortaya çıkan, “Kanal İstanbul’u yaptırtmayız” diyenlerle aynı içerikte açıklamalarda bulunan asker emeklilerinin siyasi mesajları ordumuzun itibarını zedelemektedir. Emekli olsalar da bu düzeyde görev üstlenmiş devlet adamlarına yakışan, askerî terbiye ve disiplin açısından da olması gereken, yetkili ve sorumlu makamları usulünce uyarmak iken, sosyal medya ağları üzerinden meşru yönetime parmak sallamak iyi niyetli bir teşebbüs olarak değerlendirilemez!
Her darbede ve darbe teşebbüsünde olduğu gibi bu muhtıra münasebetiyle de ortak değerlerimiz olan bazı kavramlara ve ülkemizin yetiştirdiği kıymetli devlet büyüklerinin isimlerine sığınılmış, istismar edilen bu değerler üzerinden en kıymetli kazanımımız olan demokrasi ve cumhuriyet hedef alınmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri personelini kendi özlemlerine uygun bir emir-komuta zinciri içerisinde göremedikleri için çağın dışına çıkmakla suçlayanlar, çağdışı bir söylemle ülkeyi 100 yıllık kazanımlardan vazgeçmeye davet etmişlerdir.” İfadelerini kullandı.
Arslan açıklamasının devamında ise, darbecilere selam duran sahte siyasetçileri ve sözde sivilleri en güçlü biçimde kınadıklarını belirterek: “Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir. Türk Milletinin bağrından çıkan şanlı bir geçmişe sahip, Ana ve Mavi Vatan'ın koruyucusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirilmesi elzemdir.” sözleriyle açık biçimde darbe çığırtkanlığı yapan ve istedikleri olmazsa ülkenin kaosa sürüklenmesinin tabii olacağını iddia eden bu elitist zümreye verilecek en büyük cevap, güçlü biçimde haykıracağımız demokrasi ve özgürlük talebidir.
Yukarıdaki satırların ordumuz içerisinde onurla, cesaretle ve tam bir görev aşkıyla çalışan personelin yüreğini yaraladığını biliyoruz. Ülkemizin uluslararası itibarına gölge düşürmekten başka bir işe yaramayan, ordumuza darbeci ordu tanımlamasını reva gören bu muhtıraya başta TSK olmak üzere elbette tüm kamu kurumları ve kuruluşlar üzerinden “Hayır!" denilecektir. Elbette sivil toplum kuruluşları; “Haddinizi bilin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin vakur yürüyüşü karşısında en azından sessiz kalma erdemini taşıyın!” diyerek darbe heveslilerine “Yeter artık!” diyecektir. Basın mensupları, elbet bu ayarsız çıkışın hem maşeri vicdanda hem de kamuoyunda itibarsızlığa mahkûm edilmesi için üzerinde düşeni yapacaktır.
Sivil toplum kuruluşları olarak bizleri en çok üzen görüntü, darbe özlemiyle yanıp tutuşan, darbeyle ve darbecilerle platonik aşk yaşayan emekli amirallere destek mahiyetinde yapılan siyasi açıklamalardır. “Ama’sız, fakat’sız darbeye hayır!” demesi gereken ve esasen halkın ilgisine mazhar olamadığı için dengesini kaybetmiş kifayetsiz bazı politikacıların destek açıklamaları asla hoş görülemez! Kuruluş amacı darbeyi ve darbecileri tarihin karanlıklarına gömmek olan bu siyasilerin mal bulmuş Mağribi misali muhtıracılardan medet ummalarını esefle ve hayretle izliyoruz. Acı da olsa biliyoruz ki bu ülkenin tarihinde başarıya ulaşmış her aşağılık darbenin sivil ayakları da olmuştur. Darbecilere selam duran sahte siyasetçileri ve sözde sivilleri en güçlü biçimde kınıyoruz.” İfadelerini kullandı.
Milletin zor zamanlar geçirse de “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet” ülküsünü korumayı hep başardığını belirten Arslan: “Sultan Alparslan’ın mirasına sahip çıkan şanlı ecdadımız, egemenlik ve devlet kültürünü Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu ile devam ettirmiş ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti ile bu şanlı sürecini taçlandırmıştır. Tarih boyunca Hakk’ın, hakikatin ve mazlumun yanında yer alan milletimiz, öz kültürünü ve bir arada yaşama arzusunu asla kaybetmemiş; zor zamanlar geçirse de “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet” ülküsünü korumayı hep başarmıştır. Şüphesiz ki bu süreçte bizi birbirimizden ayırmak, aramıza nifak tohumları sokmak isteyen güçler olmuş, ancak necip milletimiz her daim düşmanlarına gereken cevabı vermiştir.
Kökleri çok eskilere dayanan ve maalesef bu topraklarda yüzyıllardır karşı karşıya kaldığımız, demokrasiye müdahale ve halkın iradesine karşı tahammülsüzlük kültürü, ülkemizi ve milletimizi ara ara sınamadan geçirmiş ve maşeri vicdanda bu teşebbüsler kabuk bağlamayan yaralara yol açmıştır. Ancak ne bugün Türkiye yirmi yıl önceki Türkiye’dir ne de milletimiz eskiden olduğu gibi darbe heveslilerine müsamaha gösterecek sabra sahiptir. Askeri vesayeti kırmaya başladığımız, ülkemizin büyüme ve kalkınma hamlelerinin önünün darbelerle kesilmesinin geride kaldığını düşündüğümüz son 20 yılda karşı karşıya kaldığımız en büyük darbe ve hatta iç işgal girişimi olan 15 Temmuz’a karşı ortaya konulan var oluş mücadelesi, tüm darbe heveslileri için ibretle okunması ve ona göre tedbir alınması gereken bir kahramanlık destanıdır.” Dedi.
Arslan açıklamasının sonunda ise, 15 Temmuz darbe girişimini hatırlatarak: “Henüz beş yıl önce 15 Temmuz’da, namlusunu halka yönelten tanka selam durmayacağını, vatandaşına mermi sıkmayı emreden komutanına itaat etmeyeceğini, meclisini bombalayan uçaklara göklerinde yer vermeyeceğini deklere etmiş bir milletin bu saatten sonra kaybedeceği hiçbir şeyi olmadığını tüm dünya anlamalıdır. Muş Kardeşlik Platformu olarak, talimatlarını okyanus ötesinden alan bu aşağılık darbe girişimini lafı eğip bükmeden, şiddetle kınıyoruz. Güya zinde güçleri göreve çağıran demokrasi düşmanlarına karşı bizler de Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırıyoruz.
Allah milletimize ve devletimize zeval vermesin!
Bu vesileyle tüm darbeleri, darbe teşebbüslerini, darbelere ve darbecilere alkış tutan sözde demokratları bir kez daha telin ediyor, darbelerde hayatını kaybeden şehitlerimize Hak’tan rahmet, gazilerimize uzun ömür diliyoruz.” Dedi.