MUŞ'A ÖZGÜ KOYUN IRKI HEDEFİ İLK MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLADI
Muş Alparslan Üniversitesi tarafından yürütülen "Sütçü Koyun Tipi Geliştirme Projesi" kapsamında dünyaya gelen ilk kuzular, Muş'un iklim ve mera koşullarına uyumlu, süt verimi yüksek ve bölgeye özgü yeni bir koyun ırkı geliştirme hedefinde gelinen aşamayı ortaya koydu.
Muş Alparslan Üniversitesi (MAUN), hayvancılık alanında bölgesel kalkınmayı destekleyecek nitelikte yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Muş'a özgü bir koyun ırkı geliştirme hedefinde somut sonuçlar almaya başladı. Üniversite bünyesinde sürdürülen "Muş İli Koşullarında Sütçü Koyun Tipi Geliştirme Projesi" çerçevesinde ilk doğumlar gerçekleşirken, proje ilerleyen aşamalarda Türk hayvancılığına yeni bir genetik kaynak kazandırmayı amaçlıyor.
Doğumlar başladı
Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne bağlı küçükbaş hayvan çiftliğinde yürütülen çalışmalar kapsamında, doğum yapan 41 koyundan 41 kuzu dünyaya geldi. Yetkililer, kısa süre içerisinde benzer sayıda kuzunun daha doğmasının beklendiğini belirtti. Doğumların sağlıklı şekilde tamamlanması, projenin uygulama ayağında gelinen noktayı da gözler önüne serdi.
Süt verimi ve uyum hedefi
Çiftlik alanında incelemelerde bulunan Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alican, üniversitenin hayvancılık alanında uzun vadeli ve büyük ölçekli bir hedefle hareket ettiğini vurguladı. Alican, projenin temel amacının Muş'un iklimi, mera yapısı ve zorlu kış şartlarına uyum sağlayabilecek, aynı zamanda süt verimi yüksek bir koyun tipinin geliştirilmesi olduğunu ifade etti.
Pilot üniversite vurgusu
Rektör Alican, üniversitenin 2019 yılından bu yana hayvancılık alanında pilot devlet üniversitesi olarak çalışmalarını sürdürdüğünü hatırlatarak, elde edilen ilk sonuçların bu vizyonun önemli bir göstergesi olduğunu dile getirdi. Muş koşullarına uygun sütçü koyun geliştirme projesinin artık uygulama aşamasında somut çıktılar verdiğini belirten Alican, önümüzdeki aylarda doğum sayısının artacağını ve projenin yeni safhalarına geçileceğini söyledi.
Adaptasyon süreci yakından izleniyor
Haziran ayında farklı koyun ırklarıyla yeni bir çiftleştirme dönemine girileceğini aktaran Alican, Türkiye'nin farklı illerinden getirilen koyunların Muş şartlarına adaptasyon süreçlerinin titizlikle takip edildiğini kaydetti. Hayvancılık Eğitim ve Uygulama Merkezinde görevli akademik ve teknik personelin, doğan kuzuların gelişimlerini günlük ölçümlerle izlediğini belirten Alican, birkaç yıl içinde projenin bilimsel ve ekonomik açıdan güçlü sonuçlar vereceğine inandığını ifade etti.
Muş'a özgü ırk hedefi
Projeye ilişkin uzun vadeli hedefleri de paylaşan Rektör Alican, Muş'a özgü bir koyun ırkının ortaya çıkarılmasının hedeflendiğini vurguladı. Bu süreçte elde edilecek sonuçların, Muş Alparslan Üniversitesi veya "1071" gibi bölgeyle özdeşleşen adlarla anılabilecek yeni bir koyun tipinin geliştirilmesine zemin hazırlayacağını belirten Alican, ortaya çıkacak bu genetik yapının Türk hayvancılığına kazandırılmasının amaçlandığını dile getirdi.
Hayvancılıkta kapsam genişliyor
Hayvancılık alanında yalnızca küçükbaşla sınırlı kalmadıklarını da belirten Alican, üniversite bünyesinde mevcut çiftlik alanına ek olarak daha büyük ölçekli yeni bir çiftliğin de geçtiğimiz yıl kuruma kazandırıldığını söyledi. Bahar aylarıyla birlikte koyun ve kuzu çalışmalarının yanı sıra büyükbaş hayvan yetiştiriciliği, özellikle mandacılık alanında da uygulamalı çalışmalara başlanacağını aktaran Alican, tavukçuluk ve arıcılık faaliyetlerinin de eş zamanlı olarak sürdürüldüğünü ifade etti. Alican, birkaç yıl içerisinde Muş Alparslan Üniversitesi'nin hayvancılık alanında bilgi üreten ve bu bilgisi talep edilen öncü kurumlardan biri olmasını hedeflediklerini kaydetti.
Bilimsel altyapı öne çıkıyor
Projenin teknik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alparslan Üniversitesi Hayvansal Üretim ve Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Onur Şahin ise çalışmanın temelinde adaptasyon yeteneği yüksek ve mera koşullarına uygun sütçü bir koyun tipi geliştirme hedefinin bulunduğunu söyledi. Bölgedeki mevcut mor karaman ve akkaraman ırklarının dayanıklılık açısından avantajlı olmasına karşın, ikizlik oranı ve süt verimi bakımından sınırlı özellikler taşıdığını hatırlatan Şahin, bu ırkların adaptasyon gücünün, diğer yüksek verimli ırklarla birleştirilerek değerlendirilmek istendiğini ifade etti.
Yetiştiriciye doğrudan katkı
Dr. Şahin, proje kapsamında yüksek verimli ve çevre şartlarına uyum sağlayabilen hayvanların koçlarının ilerleyen süreçte yetiştiricilere kazandırılmasının planlandığını belirterek, bu sayede bölge hayvancılığına doğrudan katkı sunulmasının hedeflendiğini dile getirdi. Şu anda çiftlikte farklı ırklardan oluşan toplam 105 koyun ve 8 koç bulunduğunu aktaran Şahin, doğan kuzuların gelişim süreçlerinin bilimsel yöntemlerle takip edildiğini ve projenin sahadaki uygulama ayağının sağlıklı şekilde ilerlediğini sözlerine ekledi.