MUŞ'TA KURAKLIK ENDİŞESİ
Muş'ta mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı ve yağmayan kar yağışı kuraklık endişesi yarattı.
Türkiye'de en fazla kar yağışının düştüğü Muş'ta hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve geçmiş yıllarda Ocak ayında yüksek kesimlerde 5-10 metreyi bulan kar yağışının halen yağmamış olması vatandaşlarda kuraklık endişesi yarattı.
Konu ile ilgili olarak bir değerlendirme yapan Muş Alparslan Üniversitesi (MAUN) Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi İskender Dölek, beklenen yağışların gelmemesiyle beraber büyük bir kuraklıkla karşı karşıya kalınabileceğini vurguladı.
Dölek yapmış olduğu açıklamasında şunları dile getirdi: "Genel olarak yılın bu dönemi, Muş Ovası'nın büyük bir kesimi ve özellikle yüksek kesimler yoğun bir kar örtüsüyle kaplı olurdu. Bu yıl yaşadığımız hava koşullarından dolayı gerek Muş Ovası'nın genelinde ve yüksek kesimlerde bu karı görmemiz, çok mümkün değil. Bunun sebepleri veya bu duruma yol açan faktörler nelerdir dediğimiz zaman; bunları küresel ısınma ve küresel iklim değişiminin somut göstergesi olarak düşünmek lazım. Genel olarak kurak dönem veya devre denildiği vakit insanların hep birden bir kuraklığın içerisine girileceğini ifade ediyor. Bunun tam tersi yaşanabilir. Küresel ısınma ile birden bir kurak döneme gireceğimiz şeklinde algılanır. Küresel ısınmanın etkisiyle 10 yılda, belki 50 yılda bir yaşanması gereken kurak dönemlerin yaşanma sıklıkları gittikçe artacak ve bir birine yaklaşacak. Özellikle kış mevsiminde, karın yağdığı dönemde yaşanan bu tür kuraklıklar yaz mevsimine göre çok daha önemli, çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu takip eden süreç içerisinde meteorolojik, hidrolojik, tarımsal kuraklık ve sosyo ekonomik kuraklık olarak ifade ettiğimiz döngüsel bir olaylar dizisine de yol açabilir. Bu özellikle yaz mevsiminde buğday fiyatlarının iyice artmasına, dünyanın farklı yerlerinde ciddi anlamda gıda krizinin yaşanmasına neden olabilir. Rusya ve Ukrayna savaşıyla birlikte yaşanan gıda, buğday krizi gittikçe derinleşebilir. Gıda fiyatları aşırı artığında gelişmemiş ülkelerde buğdaya ulaşmak sorun olur. Geri kalmış ülkeler çok ciddi bedeller ödeyebilir" dedi.
Küresel ısınma etkilerini ciddi anlamda hissetmeye başladıklarını vurgulayan Dr. Dölek; "Gelecekte bizi nasıl etkileyeceğiyle ilgili sorulara cevap bulmak adına istatistiksel anlamda bazı çalışmalar yaptık. Muş'un 2012'den 2050 yılına kadar uzanan sıcaklık ve yağış trendlerini oluşturduğumuzda 2050-2051 yılında Muş'un sıcaklıklarının 1.5 santigrat derece olarak ortalama artması bekleniyor. Yağış miktarında da 50 milimetreye yakın bir azalma söz konusu. Bu her ikisini birleştirdiğimiz zaman Muş için ciddi bir meteorolojik kuraklık, bunun devamında hidrolojik ve tarımsal kuraklığı da beraberinde getirilebileceği düşünülebilir. Bu da Muş Ovası'ndaki tarımsal üretimi olumsuz etkileyebilecek unsurlar olarak düşünülebilir. Ciddi anlamda ölçek büyüterek bütün illeri kapsayacak biçimde kuraklıkla ilgili politikalar gözden geçirilmesi gerekir. Çok ciddi anlamda su yönetimi politikalarını oluşturmamız gerekiyor. Bunlarla birlikte şehirlerde ve tarımsal anlamda sulamada, vahşi sulamadan vazgeçerek kapalı sistem sulamalara veya damla sulama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor. Su israfının önüne geçerek evlerde suların kullanımıyla ilgili çok ciddi farkındalıklar oluşturmamız gerekecek. Eğer trendler bu şekilde devam ederse ciddi anlamda bir kuraklık tehlikesi bekliyor. Artık küresel ısınmanın etkileri hayal olmaktan çıktı, somut yaşadığımız günlük hayatımızı etkileyen olgusal gerçeklere dönüşmeye başladı."